"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Öykü

O Gün Halk Oyunları Tam da İşimize Yarıyordu ki

Sekiz on arkadaş, belki de on beş var mıydık bilemiyorum, eski dostluğumuzu arkadaşlığımızı kutlamak için bir tavernaya gitmiştik... Günlerden sıcak bir haziran akşamı... Oturduk masalarımıza ufak ufak da demleneceğiz tabi... Müzik başlamış, piyanist şantör arkadaş eski hafif müzik parçalarından dem vuruyor, biz de bildiğimiz kadarı ile arkadaşa eşlik

Konuşan Leylek

KONUŞAN LEYLEK
Yaşamakta olduğumuz şu yıllardan pek de o kadar uzak sayılmayacak bir zaman dilimi içerisinde konuşan bir leylek yaşarmış. Bu leylek insanlar gibi konuşur, insanlar gibi düşünürmüş. İyilik yapmayı ne kadar çok istermiş bir bilsenizFakat iyilik yapmak için hiç fırsat bulamazmış.

yazı resim

Oğlum Ne Yaşarsak Kar

Eskiden ne güzeldi oysa bahar ayları yaz ayları... Ooooo çöplerde bir sürü artıklar, zıkkımlanıp duruyorduk. Hem kendimize hem de evlatlarımıza yetiyordu çöplerdekiler... Hele hele atalarımız iki yüz üç yüz sene önce çok keyif çatarlarmış, o zaman ne sinek ilacı varmış ne de şimdiki gibi aletler... En iyisi Hindistana

Makineleşmek ve Kaçış - 2

Bir büfeye yanaştı, elindeki parayı uzatıp sandviç istedi. Büfedeki adam küfür ederek onu kovdu ve:-Boklu paran sende kalsın pislik şey. Diyerek bir köpeğe verir gibi uzaktan bir sandviç attı önüne. Sandviçin içindeki peynir ve domates etrafa saçıldı. Yerden bunları toplayıp sandviçin içine koydu ve yedi.

Kökleri Olmayan Bir Ağacım Pürtelaş Sokağında

Saat 03:46 2020 yılının Ağustos ayının 18nci sabahı Öykü mü yoksa hikâye mi yazmalıyım diye düşünüyorum Bunu düşünürken öykü ile hikâye arasında ince ama önemli bir ayrımın olduğunu anımsıyorum. Hangi kitaptan okudum tam olarak hatırıma gelmiyor olsa da hikâyede daha çok insanın içine doğulan şahsi yaşantısından kesitlerin veya

Eski Siyah Mersedes

Eski siyah Mercedes, sahibini ürkütücü davranışlarıyla korkutuyor. Kontak anahtarı takılı olmadan çalışıyor, duruyor; adeta içinde öldürülmüş bir ruhun anılarını taşıyor. Şeytan gibi karanlık bir siyahlığa sahip araç, mezarlık yakınındaki köy evinin tekinsiz atmosferinde daha da ürkütücü bir hal alıyor. Sahibi her akşam bir tur atsa da, eski ahırda

Güle Güle Omarım

O dönemde Kesikkeli Köyünde yaşayan Çerkez Kerim Ağa vardı. Yaşadığı konağı, tam bu Ceyhan Nehrinin kenarındaydı.
Yaşı ilerleyen Kerim Ağa felç geçirerek hasta olmuştu. Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürüyordu. Yanında da işçi olarak çalışan, halk arasında tutma veya yanaşma denilen işçi Ömer vardı. Ömere halk ağzıyla ona

Kemeraltı

Bir çocuk ne diye küçük bir köyden çıkıp buraya gelir? Bin kilometre uzakta, yabancı bir şehre, neden? Belki annesi ölmüştür. Babası yeniden evlenmiştir. Üvey anne bu belki ekmek vermiyordu. Belki kötü söz söylüyordu. Dayanamayıp kaçmıştır. Babası da ölmüş olabilir. . Anası yeniden evlenmiştir. Ama üvey baba çocukları istememiştir.

Coşkun Irmak - 10

Her ırmak denizden doğar ve sonunda mutlaka denize kavuşur. Doğum ve ölüm aynı yerdedir. Deniz suyu buharlaşır bulut olur; bulut yağmur olarak yağar; yağmur suları ırmağa dönüşür ve ırmak da denize kavuşur, orada kaybolur gider. Kaybolur gider diyorum, ancak bu kaybolma gerçek kaybolma değildir. Çünkü döngü devam edecek

Çirkef Kızın Öteki Yüzü

Bu şiirsel metin, insanların iç dünyalarını ve karmaşık ilişkilerini anlatıyor. Yazar, özellikle kızların içten gülümsemelerindeki kozmik gücü vurgulayarak başlıyor ve mahallede tanıdığı, enerjik bir kızla yaşadığı anlık gerginlik ve sonrasında gelişen beklenmedik göz teması üzerinden, insanların görünen yüzlerinin ardındaki duyguları keşfediyor. Metinde karşılıklı yanlış anlaşılmalar ve sonradan gelen

Gel Mezarıma İşe Oğlum

Bankadaki işimiz bitince boş koltuklara oturup beyefendi ile biraz sohbet ettik. Emekli bir memurmuş. Çocuklarının her biri farklı şehirlerdeymiş. Eşi öleli çok olmuş. Yalnız yaşıyormuş. Dizlerinden ameliyatlıymış. Gözleri izin verdiği sürece kitap okumayı çok severmiş. En çok da Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin Kitaplarını okumuş. Hala onları bir

Başa Dön