"Bir kitabı açmak, dünyaya açılan bir pencereyi aralamaktır. — Mary Schmich"

Öykü

Firardalar

Ara, ara bul. Hanıma sor, çocuklara sor, dur bir de kendine sor bakalım, belki bulursun. Hani demişler ya arayan terliğini de bulur, Mevlasını da... Tabi ki öyle değildi canım o söz, terliği oraya ben koydum. Tatil günleri benim ayaklarda çoğu zaman çorap olmaz. İşte o zaman o firar

Sıra Beklerken

-Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi.
Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, ceremesini de ben çekiyorum.
-Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Öcünü de benden alıyorsunuz.
-Ben, kimseye kızmış değilim.
-O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz?

yazı resim

Başımın Belası İşler

En baş belası işlerden birisi kış günü, karda, kıyamette arabanızın lastiğinin patlamasıdır... Bundan daha can sıkıcı bir iş yoktur. Ha, biliyorsanız lastik değiştirmesini, kış da kıyamette olsa halledersiniz, bayansanız çok zorlanırsınız bu konuda... Erkek iseniz de değiştirirken mutlaka başta elleriniz olmak üzere her yeriniz donar...

Akça Kız

Mavi gözünde hüzün bugün garip ve yalnız
Kim bilir ne sızısı o nahif bedeninde
Boynumuz bükük kaldı sen gidince Akça Kız
Senin hatıraların sinedeki eninde

Kardeş Ali - İyilik Timsali

KARDEŞ ALİ - İYİLİK TİMSALİ
Eski zamanlardan birinde Ali adında bir genç yaşarmış. Doğduğundan beri köyünden dışarı çıkmamış. Duyduğu, gördüğü, bildiği hep köyüne ait şeylermiş. Kendisi başkalarının işine karışmaz, kimse hakkında kötü söz söylemez, babadan kalma tarlayı anasıyla birlikte ekip biçer, karınca kararınca geçinip giderlermiş. Köy

Beni Çapa Gibi Aşağı Çeken Bir Şey Varsa

Bu derin iç monolog, insanı aşağı çeken şeylerin dışarıdan değil içeriden geldiğini vurgularken, başkalarının sözlerinin kişiyi etkileyemeyeceğini savunuyor. Yazar, kendi iç dünyasını güçlendirmeye odaklanarak, kozmik ışığın bir parçası olduğunu hissediyor. Metin, öz-farkındalık ve başkalarının yargılarından bağımsızlaşma yolculuğunu şiirsel bir dille anlatıyor.

Isınmak İçin

Şeyma Hanımın tıp fakültesinden arkadaşı Dr. Boğaç Beyin Çatalcadaki köy evine 40 dakikalık bir yolculuktan sonra nihayet geldik.
Şeyma:
-Sen de gel otur bizimle- dedi.
-Ben seni arabada beklerim abla sen işini hal et gel ama beni de burada çok bekletme!- dedim.

Kemeraltı

Bir çocuk ne diye küçük bir köyden çıkıp buraya gelir? Bin kilometre uzakta, yabancı bir şehre, neden? Belki annesi ölmüştür. Babası yeniden evlenmiştir. Üvey anne bu belki ekmek vermiyordu. Belki kötü söz söylüyordu. Dayanamayıp kaçmıştır. Babası da ölmüş olabilir. . Anası yeniden evlenmiştir. Ama üvey baba çocukları istememiştir.

Makineleşmek ve Kaçış - 2

Bir büfeye yanaştı, elindeki parayı uzatıp sandviç istedi. Büfedeki adam küfür ederek onu kovdu ve:-Boklu paran sende kalsın pislik şey. Diyerek bir köpeğe verir gibi uzaktan bir sandviç attı önüne. Sandviçin içindeki peynir ve domates etrafa saçıldı. Yerden bunları toplayıp sandviçin içine koydu ve yedi.

Eski Siyah Mersedes

Eski siyah Mercedes, sahibini ürkütücü davranışlarıyla korkutuyor. Kontak anahtarı takılı olmadan çalışıyor, duruyor; adeta içinde öldürülmüş bir ruhun anılarını taşıyor. Şeytan gibi karanlık bir siyahlığa sahip araç, mezarlık yakınındaki köy evinin tekinsiz atmosferinde daha da ürkütücü bir hal alıyor. Sahibi her akşam bir tur atsa da, eski ahırda

Başa Dön