Yazarlık Bir Direniştir: Serenay Özkan ile Edebiyatın Kıyısında (Mervenur Çakır)
Yazarlık Bir Direniştir: Serenay Özkan ile Edebiyatın Kıyısında (Mervenur Çakır)
"Yazmak, aslında kâğıdı kandırmaktır; boşluğa, anlam taklidi yapmasını sağlarsın." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"
"Yazmak, aslında kâğıdı kandırmaktır; boşluğa, anlam taklidi yapmasını sağlarsın." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"
Yazarlık Bir Direniştir: Serenay Özkan ile Edebiyatın Kıyısında (Mervenur Çakır)
Yine vuslatı hayal ederken / Ve sızlarken burnumun direkleri / Gözlerin, gülüşün geçerken film şeridi gibi zihnimden
Gökkuşağının güneşi teğet geçtiği, / Kuşların şarkılarının hiç susmadığı / Ağaçların tomurcuklarının patladığı, / Yağmurdan sonraki
Yanima geldin ya bugün / Bahardan konusurken hani yan yana, / Zaten bahar geldi dunyama o anda.
Yanlış ve doğrunun ayrımına varmak istemediğim, / Sınırların ve yasakların anlamsız olduğu yerdeyim. / Bu, titreyen yüreğimin, ellerimin,
Mayıs ayının eşsiz güzelliğinde / İnzivaya çekildiğim günlerdeyim yine… / Kuşların mütemadiyen ötüştüğü, / Arıların vızıldadığı,
İçimde susturamadığım sensizlikler var / Ve sonra… / Yalnızca göğsüme hapsettiğim, / Hürriyetine ne zaman kavuşacağı
O gün, ansızın gözlerinin dipsizliğinde eridim / Kaldım öylece karşında, yüreğim delirdi, / Tüm bedenim yangın yerinde köz oldu
Biliyorum, ben de varım sende / Sanki çok önceden de varmışsın gibi bende / Nasıl bir his bu tanımlayamıyorum
Ulusal ve yerel çeşitli gazetelerde yazdığım makale ve köşe yazılarımdan alıntı.
Gözlerimin etrafındaki çizgileri seyrederken / gün be gün, / Saçlarıma düşen akların hızına yetişmek de ne mümkün
Saat gece yarısını çok geçe / Yine kalemim elimde, uyku yok gözümde / Düşlerim, umutlarım, cesaretim, cesaretsizliğim
Güneşin gülümsediği bir şehir, / Dim çayı, Alara çağlayan nehir, / Fethiyesi destan gibi bir sihir, /
Daha kaç sabaha karşı, kaç gece yarısı / Söylesene vuslata kaç var daha / Ben mi erkenim sana, sen
\* Almıla; / \* Bugün, / \* Kavuşmak için / \* Çırpınan /
Erzurumlu Ketencizade Mehmet Efendi, / Hızır Aleyhisselamı çok görmek isterdi. / Her daim bu aşk ile yanıp tutuşuyordu,
KABAHAT / -l- / Uzun bir bakıştı, / durup durup maziye takılmak. /
Güneş gösterince gülen yüzünü, / Bahar geldi, sen de gelirsin diye. / Çok özledim bal damlası gözünü,
Neden hiçlik değil de bir şey var bu âlemde, / Neden ışık, neden taş, neden bu sonsuz gece? /
Üretim gücünden gelen / Katılımcı toplumdan yana / Karşılıklı transfer emekten bana / Üreten ilişkiler üzerinde
İnsan bazen bir felaketi atlatıyor ama onun bıraktığı izler hafızanın derinlerinde yaşamaya devam ediyor. Fakat günler geçtikçe şunu fark ettim: Kaybettiğim araba geri gelmeyecekti ama
yapay zeka çalışmıyor, en son çalıştığında başkasının şiiri sayfamda gözüktü.
Ansızın gitti ışıklar / Şehir ve ben, / Karalar bağladık / Hayallere dalabilirim artık
Sanırım çoğumuz ikinci sebepten yazıyoruz. Çünkü insanın içi bazen kalabalık olur. Kimse görmez ama içeride sürekli konuşan bir geçmiş vardır. Yarım kalmış cümleler… Geç kalınmış
Bu şiirin hikayesi: Kendi kendiyle konuşana deli denir ya! Ben kendi kendime konuşurum. Düşünceyi zihnimde sıralamaya oturturum. Kendi kendime konuşmakla kendi kendimin eytişimsel ateşlemesini başlatırım.
yapay zeka çalışmıyor, en son çalıştığında başkasının şiiri sayfamda gözüktü.
Münasebetsiz / Tamahkar / Fukara Gözü açlarla; / Akbatur / Gencer
İç dünyamdan kaçmaya çalıştıkça kalem yazmaya zorluyor beni. Neyi, nasıl yazabilirim. Neler hissettiğimi ve neyi istediğimi kalemle nasıl ifade edebilirim ki? Evet, yazıyorum ama neden
Hena özgürlüğümsün / Özgürlük telde olsa / Dil susar / Dilde olsa tel kopar
Gölgem duvara vurmuş, / Üzerinde adım yazılı, / Kaçmak yok ortalıkta herşey, / Yasaklı düşünceler gizli
Ben senin gözündeki kiraz çiçeklerini sevdim. / Her bahar açar tazeliğini korur, / Gelinliklik gibi beyaza bürünür.
Duygular / Gerek sevgiliyle / Gerek siyasetle / Bir bakmışsın / Fethi yaşamış
Ben sana hasretim, / Şairin dediği prangaları eskitmedim, / Yokluğunda insan sevmedim, / Sana ihanet ederim
\*\*Evrenin Ortasında / Gözlerim, / mor gölgesinde gecenin. / Şehirlerim, / uykusunda yalnızlığın.
\*\* Firakname / Akşamın süzgecinden / bir gece daha geçer, / Bizi bizden eden,
Sessizliğin Ritimleri / Kitaplar sessiz mazidir, / En acemi kalemlerin döküntüsü / bu, /
Serenay Özkan ile "Farklı Bir Mehtap" Üzerine Söyleşi. "Korku, Biliyorum Demekle Başlar" (Muhammed Günaydın)
Bu metin, İslam geleneğinde hadislerin rolünü sorgulayan eleştirel bir bakış sunuyor. Hadislerin öngörü olarak yorumlanmasındaki mantık hatalarına değinerek, post hoc ergo propter hoc (sonra oldu,
Medine'de bir sabah, deneyimli Kadı Halid'in karşısına çıkan sıra dışı dava. Genç anne Leyla hakkında şüpheli tanıklıklar ve kadı'nın vicdanı arasında kalan adalet. İslam hukukunun
Şehrin bitmeyen gürültüsü içinde, uykusuz gecelerin pençesinde kıvranan Meryem'in hikâyesi. Küçük dairesinin penceresinden dışarı bakarken, soğumuş çayı elinde, zihnini durduramayan genç kadın üç aydır düzgün
Yaşlı bir imamın tekrarlayıp durduğu vaazla, ilahiyat öğrencisi Murat'ın zihninde oluşan sorular arasındaki gerilimi anlatan bu metin, dini anlatılardaki çelişkileri sorgulayan genç adamın keşif yolculuğunu
Meraklı on yedi yaşındaki Ahmet, kasabanın cami kütüphanesinde, iki kitabı aynı anda okuyan yaşlı bir adamla karşılaşır. Emekli ilahiyat hocası Hüseyin, Kur'an'ın yanında İncil okurken