Alanya
Güneşin gülümsediği bir şehir, / Dim çayı, Alara çağlayan nehir, / Fethiyesi destan gibi bir sihir, / Zaferlerin fikri olur Alanya. / Dim vadisi nefes
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Güneşin gülümsediği bir şehir, / Dim çayı, Alara çağlayan nehir, / Fethiyesi destan gibi bir sihir, / Zaferlerin fikri olur Alanya. / Dim vadisi nefes
Güneş gösterince gülen yüzünü, / Bahar geldi, sen de gelirsin diye. / Çok özledim bal damlası gözünü, / Canıma can katıp gülersin diye. / Haram
KABAHAT / -l- / Uzun bir bakıştı, / durup durup maziye takılmak. / ne diye canını üzersin? /
Erzurumlu Ketencizade Mehmet Efendi, / Hızır Aleyhisselamı çok görmek isterdi. / Her daim bu aşk ile yanıp tutuşuyordu, / Dua ederek, bir gün görmeyi umuyordu.
Neden hiçlik değil de bir şey var bu âlemde, / Neden ışık, neden taş, neden bu sonsuz gece? / Akıl sorar durur kendi derinliklerinde, /
Üretim gücünden gelen / Katılımcı toplumdan yana / Karşılıklı transfer emekten bana / Üreten ilişkiler üzerinde
İnsan bazen bir felaketi atlatıyor ama onun bıraktığı izler hafızanın derinlerinde yaşamaya devam ediyor. Fakat günler geçtikçe şunu fark ettim: Kaybettiğim araba geri gelmeyecekti ama
yapay zeka çalışmıyor, en son çalıştığında başkasının şiiri sayfamda gözüktü.
Ansızın gitti ışıklar / Şehir ve ben, / Karalar bağladık / Hayallere dalabilirim artık
Sanırım çoğumuz ikinci sebepten yazıyoruz. Çünkü insanın içi bazen kalabalık olur. Kimse görmez ama içeride sürekli konuşan bir geçmiş vardır. Yarım kalmış cümleler… Geç kalınmış
Bu şiirin hikayesi: Kendi kendiyle konuşana deli denir ya! Ben kendi kendime konuşurum. Düşünceyi zihnimde sıralamaya oturturum. Kendi kendime konuşmakla kendi kendimin eytişimsel ateşlemesini başlatırım.
yapay zeka çalışmıyor, en son çalıştığında başkasının şiiri sayfamda gözüktü.
Münasebetsiz / Tamahkar / Fukara Gözü açlarla; / Akbatur / Gencer
İç dünyamdan kaçmaya çalıştıkça kalem yazmaya zorluyor beni. Neyi, nasıl yazabilirim. Neler hissettiğimi ve neyi istediğimi kalemle nasıl ifade edebilirim ki? Evet, yazıyorum ama neden
Hena özgürlüğümsün / Özgürlük telde olsa / Dil susar / Dilde olsa tel kopar
Gölgem duvara vurmuş, / Üzerinde adım yazılı, / Kaçmak yok ortalıkta herşey, / Yasaklı düşünceler gizli
Ben senin gözündeki kiraz çiçeklerini sevdim. / Her bahar açar tazeliğini korur, / Gelinliklik gibi beyaza bürünür.
Duygular / Gerek sevgiliyle / Gerek siyasetle / Bir bakmışsın / Fethi yaşamış
Ben sana hasretim, / Şairin dediği prangaları eskitmedim, / Yokluğunda insan sevmedim, / Sana ihanet ederim
\*\*Evrenin Ortasında / Gözlerim, / mor gölgesinde gecenin. / Şehirlerim, / uykusunda yalnızlığın.
\*\* Firakname / Akşamın süzgecinden / bir gece daha geçer, / Bizi bizden eden,
Sessizliğin Ritimleri / Kitaplar sessiz mazidir, / En acemi kalemlerin döküntüsü / bu, /
Serenay Özkan ile "Farklı Bir Mehtap" Üzerine Söyleşi. "Korku, Biliyorum Demekle Başlar" (Muhammed Günaydın)
Bu metin, İslam geleneğinde hadislerin rolünü sorgulayan eleştirel bir bakış sunuyor. Hadislerin öngörü olarak yorumlanmasındaki mantık hatalarına değinerek, post hoc ergo propter hoc (sonra oldu,
Medine'de bir sabah, deneyimli Kadı Halid'in karşısına çıkan sıra dışı dava. Genç anne Leyla hakkında şüpheli tanıklıklar ve kadı'nın vicdanı arasında kalan adalet. İslam hukukunun
Bir kış akşamı, Zeynep ve Songül'ün dostluk sıcaklığı... İki arkadaş önce evde sohbet edip sobada ısındıktan sonra, soğuk havaya rağmen evin önündeki ahşap kulübeye çıkarlar.
Şehrin bitmeyen gürültüsü içinde, uykusuz gecelerin pençesinde kıvranan Meryem'in hikâyesi. Küçük dairesinin penceresinden dışarı bakarken, soğumuş çayı elinde, zihnini durduramayan genç kadın üç aydır düzgün
Yaşlı bir imamın tekrarlayıp durduğu vaazla, ilahiyat öğrencisi Murat'ın zihninde oluşan sorular arasındaki gerilimi anlatan bu metin, dini anlatılardaki çelişkileri sorgulayan genç adamın keşif yolculuğunu
Genç Songül ve Zeynep'in gizemli bir planı vardır, ancak Songül'ün şüpheci babası uzaylı teorileriyle durumu zorlaştırır. Babası milli istihbarata başvurmakla tehdit edince, kızlar gizlice derede
Meraklı on yedi yaşındaki Ahmet, kasabanın cami kütüphanesinde, iki kitabı aynı anda okuyan yaşlı bir adamla karşılaşır. Emekli ilahiyat hocası Hüseyin, Kur'an'ın yanında İncil okurken
Genç Amish kızı Naomi, Pennsylvania'nın karlı manzarasını izlerken hayatında ilk kez derin sorgulamalar yaşamaya başlar. Büyükbabası Eli'nin cenazesinde aklına düşen "Ya başkaları? Başka yerlerdeki başka
Sürüntü Silgi İzi / İnce fırçaların sürüntüsünde, / Geceye çizilen akşam rimelleri... / Söz dinlemiyorlar!
Şafak vakti tarlada toprağa dokunan Zeynep'in hikâyesi... Kırk üç yaşındaki kadın, yıllar önce annesi Hatice'den aldığı bilgeliği hatırlıyor: "Toprak her şeyi bilir." Toprağın bir anne
Kahire'nin eski bir mahallesinde, her sabah olduğu gibi çay ocağında kitabını okuyan Şeyh Abdurrahman, bu kez karşısında hiç tanımadığı, sade görünümlü ama berrak bakışlı bir
"Kusursuzluğun Görünmez Çatlağı", modern hayatın paradoksunu ele alıyor: Teknoloji hayatı kolaylaştırırken, ruhumuzu nasıl yoruyor? Eski zamanların kusurlu ama sıcak dünyası ile günümüzün pürüzsüz ama soğuk
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan Elif, İslam hukuku ve kadın hakları üzerine konuşmacı olacağı önemli bir güne hazırlanıyor. Aynada saçlarına bakarken, çocukluğundan beri başörtüsü takması için
Bu metin, hayali bir diyalogda, konuşmacının sahte bir inanç sistemi oluşturarak insanların saflığından yararlanma planını anlatıyor. Dini sömürenlere tepkili kitleleri "uzaylılarla temas" iddiasıyla çekmeyi hedefleyen
Rüzgârın eşliğinde, Abdulkadir pencereden bakarken içsel yorgunluğuyla boğuşuyor. Ekranında beliren Selin'in mesajı, onu ahlaki bir ikileme sürüklüyor. İş arkadaşlığından öteye giden bu ilişki, iki evli
Şehrin ilk kadın belediye başkanı Asya, sis altındaki şehre bakarken yarınki meclis toplantısını düşünüyor. Üç yıl önce sıradan bir memurken, ilkeli duruşu ve cesaretiyle yükseldi.
Songül, uydurduğu UFO hikayesiyle insanları etkilediğini görünce, bunu kazanca dönüştürmeyi planlar. Arkadaşı Zeynep'e fantastik bir dolandırıcılık projesi sunar: renkli ışıklarla sahte UFO görüntüleri yaratmak. Başta
Genç akademisyen Leyla, dil bilimindeki dönüşümleri araştıran tezinin savunmasına hazırlanırken, zihnini meşgul eden sorularla boğuşuyor. Gece geç saatlere kadar çalıştıktan sonra, ön görüşme için evden
Elif, İlahiyat Fakültesi'nin son sınıf öğrencisi, sabahın erken saatlerinde kütüphanede yorgun gözlerle Arapça metinler üzerinde çalışıyor. Birkaç ay önce hocasının "İslam tarihinde kadın nebi yoktur"
Yağmur yağıyor gecenin bir vakti, / Soğuk kavuruyor yanlız bedenleri, / Yorganı battaniyesi olmayan üşüyenleri! /
Zeynep, kocası Abdulkadir'i bir trafik kazasında kaybettikten sonra uykusuz gecelerinde bir soru ile boğuşuyor: Komşusu Fatma Hanım'ın cenazeden sonra söylediği "Abdulkadir cennette hûrilerle mutlu olacak"