"Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. Pazartesi sabahı kalkmak da öyle bir şey." - Mark Twain (kurgusal)"

Öykü > Modern

nostaljik

Çoraplarım Hala Beyaz

Yaklaşık yarım paket kağıt mendil, minik şişesindeki açık parfüm, işporta ürünü olduğunu haykıran bir cüzdan, sayması bile can sıkan bozuk paralar,şeker... “şeker mi?!?” dedi, hayretle.

olumsuz

Kadın Hakları - 1

Gazete yazarlarının yalan söylediği besbelli. Bırakın bir kez de senaristler anlatsın size Robert Metz’in gerçek hikayesini.

üzgün

Bir Haftalık Vitrin Aşkı

Senin gerçekten yaşadığını hissetmek için, "derinlere dalmak lazım"mışı da anladım. Ama, derinler, bana çok uzak. Aynı, yaptıklarımın, yapmak istediklerime olan uzaklığı gibi işte. Yavaş yavaş sende kendi kayboluşumu hissediyorum. Tamamen kaybolduğumu anl

nötr

Böcek

Ölümün yaklaştığını hisseden bu kadın için...zor değildi böceklerle dost olmak...

karışık

Nedime

İkilemler içinde geçen zamanlar...Kaybedilen canlar ve yeni bir sevinç uğruna harcanan emek...Nedime,özel bir kadın...

nostaljik

Beyaz Gül

Beyaz gülü asla koparmak istemedim… Ve yine aniden bir üzüntü döküldü dudaklarımın arasından; “Nereye”.… O!..O, çoktan uzun ve standart caddenin sonundaydı işte. Kumsalda bensiz yürümeye devam ediyordu artık.

nostaljik

Didem'in 3. Doğumgünü

Tek satırlık post modern bir hikaye... üçüncü doğumgünümüzün tatlı hatırasından bizi kim ve ne vazgeçirebilir ki ...

umutlu

Gece

Aniden ay konuşmaya başladı. Dedi; “ Evet, aklından geçeni yapabilirsin. Korkma! ”. Rüzgar; “Sadece kendini bırakacaksın. Zor değil. Sonra bir daha acı çekmek yok, özlem yok. Pişmanlık, ümitsizlik, hayal kırıklığı… Hiç biri yok!

üzgün

Alkol Gecesinin Acısı

Sevdiklerimizi kaybetmek hayal bile olsa ürkütücüdür.İnsan daha bir savunmasız hisseder kendini.Ve çabuk uyanmak lazımdır bu hayallerden...

karışık

Kapılar

Başka şeyler düşünmeliydi. Zamanı geçirmeliydi sadece. İki saat daha bekleyebilirdi. Ne vardı ki? Daha önce de beklememiş miydi? Birinin çıkıp ona al işte, bu hayat senin. Doya doya yaşa, demesini beklemişti

üzgün

Tanrının Huzurunda

“Bu solcuların da ayrıcalıklı liderleri, dokunulmaz generalleri, söz söylenmez tanrıları yok mu? Polis örgütleriniz, hapishaneleriniz olacaksa, neden yaşamı kendime zehir edeyim ki?” Aynen böyle söylenmişti. “Sevgili Tuna’cığım” derken, Rus romanlarının o kibar, kadın karakterleri gibi içini dökmüştü. Bu konuşmalara kadar Nilüfer, benim için gülünç, sefih, ancak bir öyküde

üzgün

Sisler Altinda Bir şehir

İçindeki sızı ancak bu böyle uslanırdı. Bütün bunları hatırlamaya hiç gerek yoktu halbuki! Birazdan, buz gibi kaygan asfaltın üstünde bir oyana bir bu yana savrulup, demir bariyerlere çarparak duracaktı araba.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku
Başa Dön