Çoraplarım Hala Beyaz
Yaklaşık yarım paket kağıt mendil, minik şişesindeki açık parfüm, işporta ürünü olduğunu haykıran bir cüzdan, sayması bile can sıkan bozuk paralar,şeker... “şeker mi?!?” dedi, hayretle.
"Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. Pazartesi sabahı kalkmak da öyle bir şey." - Mark Twain (kurgusal)"
"Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. Pazartesi sabahı kalkmak da öyle bir şey." - Mark Twain (kurgusal)"
Yaklaşık yarım paket kağıt mendil, minik şişesindeki açık parfüm, işporta ürünü olduğunu haykıran bir cüzdan, sayması bile can sıkan bozuk paralar,şeker... “şeker mi?!?” dedi, hayretle.
Gazete yazarlarının yalan söylediği besbelli. Bırakın bir kez de senaristler anlatsın size Robert Metz’in gerçek hikayesini.
Senin gerçekten yaşadığını hissetmek için, "derinlere dalmak lazım"mışı da anladım. Ama, derinler, bana çok uzak. Aynı, yaptıklarımın, yapmak istediklerime olan uzaklığı gibi işte. Yavaş yavaş sende kendi kayboluşumu hissediyorum. Tamamen kaybolduğumu anl
Beyaz gülü asla koparmak istemedim… Ve yine aniden bir üzüntü döküldü dudaklarımın arasından; “Nereye”.… O!..O, çoktan uzun ve standart caddenin sonundaydı işte. Kumsalda bensiz yürümeye devam ediyordu artık.
Tek satırlık post modern bir hikaye... üçüncü doğumgünümüzün tatlı hatırasından bizi kim ve ne vazgeçirebilir ki ...
İki saat oldu geleli. Annem susup; dantel örmekten başka bir şey yapmadı. Şimdi de elimde tepsiyle salona giriyorum.
Sevdiklerimizi kaybetmek hayal bile olsa ürkütücüdür.İnsan daha bir savunmasız hisseder kendini.Ve çabuk uyanmak lazımdır bu hayallerden...
Başka şeyler düşünmeliydi. Zamanı geçirmeliydi sadece. İki saat daha bekleyebilirdi. Ne vardı ki? Daha önce de beklememiş miydi? Birinin çıkıp ona al işte, bu hayat senin. Doya doya yaşa, demesini beklemişti
“Bu solcuların da ayrıcalıklı liderleri, dokunulmaz generalleri, söz söylenmez tanrıları yok mu? Polis örgütleriniz, hapishaneleriniz olacaksa, neden yaşamı kendime zehir edeyim ki?” Aynen böyle söylenmişti. “Sevgili Tuna’cığım” derken, Rus romanlarının o kibar, kadın karakterleri gibi içini dökmüştü. Bu konuşmalara kadar Nilüfer, benim için gülünç, sefih, ancak bir öyküde
İçindeki sızı ancak bu böyle uslanırdı. Bütün bunları hatırlamaya hiç gerek yoktu halbuki! Birazdan, buz gibi kaygan asfaltın üstünde bir oyana bir bu yana savrulup, demir bariyerlere çarparak duracaktı araba.
Zülfü Livaneli