..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Doğallık sahip olunan değil, kazanılması gereken bir erdemdir. -Cervantes
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Hakan Yozcu




13 Mart 2021
Olcay Kıraç İle Kıbrıs Sorunu  
Hakan Yozcu
Sayın Kıraç, Kıbrıs’ın Ortadoğu’da çok önemli bir konuma sahip olduğunu, bu nedenle de bütün süper güç devletlerin dikkatini çektiğini dile getiriyor: “Kıbrıs, Ortadoğu’nun kapısı. Burada kıyıları var. Jeopolitik bir öneme sahip. Yeraltı zenginliklerini de buna eklersek süper güçlerin dikkatini çekiyor. Hepsi de buraya konuşlanmak ve buraya hâkim olmak istiyor.” diye görüş belirtiyor.


:CJA:


     TRT Haber Bürosu Kıbrıs Sorumlusu Sayın Tahir Olcay Kıraç Hakikat WEB TV’de yayınlanan “Hakan Yozcu İle KKTC Güncel” adlı programa konuğumuz oldu.
     Tahir Olcay Kıraç ile Kıbrıs sorununu, Kıbrıs’ı ve Kıbrıs’ta TRT tarafından çekilen “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisini konuştuk.
     Tahir Olcay Kıraç, 1971 yılında Ankara’da doğmuş. İlk ve orta öğrenimini burada yapmış. Yükseköğrenimi için İstanbul’a gitmiş. Sonra tekrar Ankara’ya dönmüş. Birçok okulda eğitim görmüş. TRT’nin açtığı bir münhali kazanarak muhabirliğe başlamış.
     Kıraç, TRT’nin bir okul olduğunu belirterek, insanın bu kurumda birçok şey öğrendiğini ve kendini hayata nasıl hazırladığını belirtiyor. Bunu, uzun bir çalışma sonunda çok daha iyi anladığını söylüyor.
     2014 yılında Kıbrıs’a TRT sorumlusu olarak geldiğini ve o günden beri burada görev yaptığını anlatıyor. Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları çok iyi tanıdığını ve burayı çok sevdiğini anlatıyor: “Kıbrıslılar, çok iyi insanlar, misafirperver, yardımsever, sıcakkanlı insanlar. Her şeyden önce bağışlayıcı bir özelliğe sahipler. Kin tutmuyorlar. Herkese ve her şeye hoşgörü ile bakıyorlar. Ben burayı çok sevdim.” diyor.
     Gazeteciliğin zor bir meslek olduğunu, insanın birçok tehlikelerle karşılaştığını söylüyor. Bir gazetecinin evinde pek duramadığını, meslek gereği durmadan gezdiğini, haber peşinde koştuğunu belirtiyor: “Haberi, anında vatandaşa duyurmak gerekiyor. Günü geçmiş haberi duyurmak bir işe yaramaz. O nedenle haberi gününde ve hatta en önce vermek gerekiyor. Bu nedenle de gazeteciler çok geziyor. Doğal afetlerle karşılaşıyor. Dünyada yaşanan bütün olayları, çatışmaları, savaşları takip ediyor. Bunlar da stres yapıyor. Psikolojik durumlar yaşanabiliyor. Düşünün, kendinizi birden bre bir savaşın ortasında buluyorsunuz. Bombalar, silahlar, patlamalar, yaralanmalar ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Ölümle burun buruna geliyorsunuz. Ölümler dahi yaşanıyor. Ben Irak’ta da uzun süre görev yaptım. Orada en az 200 kadar gazeteci arkadaşım hayatını kaybetti. Bu anlamda ben hala yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum. Onlar, meslekleri uğruna hayatlarını kaybetti. Onları saygıyla anıyorum.” diye anlatıyor.
     Sayın Kıraç’a Kıbrıs sorununu soruyorum. Çünkü kendisi uzun yıllar burada görev yapıyor ve birçok görüşmenin içinde olmuş birisi.
1960 Cumhuriyetinden sonra Rumların yetkili tarafmış gibi gösterilmeye çalışıldığını belirtiyor. Bu nedenle de Rumların kendilerini tek yetkili olduklarını gördüklerini, bunun yanlış olduğunu belirtiyor. Oysa Kıbrıs’ta Türklerin de olduğunu ve onların da aynı haklara sahip olduklarını dile getiriyor. Rumların, kendilerini tek yetkili görmelerinden ve Türklere karşı haksız bir ambargonun uygulanmasından dolayı şu ana kadar bir neticeye varılamadığını söylüyor. Annan Planı’ndan sonra da Rumların ödüllendirildiğini, Türklerin “Evet” demesine rağmen AB’ye tek taraflı olarak “Hayır” diyen Rumların alındığını ve dolayısı ile Türklerin bundan büyük zarar gördüğünü söylüyor.
     KKTC’nin tanınmamışlığının, sonuçları olumsuz etkilediğini anlatıyor. Bunun sonucunda da Kıbrıslı Türklerin dünya arenasında birçok haklardan mahrum kaldığını, birçok uluslararası etkinliklere katılamadıklarını söylüyor. “Kıbrıslı Türkler, tanınmadıkları için uluslar arası spor etkinliklerine katılamıyor. Olimpiyatlara, Avrupa Kupalarına, Dünya Futbol Kupalarına, atletizm gibi dallara ve diğer bütün spor dallarına katılamıyor. Kıbrıs Türkleri de bundan olumsuz yönde etkileniyor. Oysa Kıbrıs’ta da çok yetenekli sporcular var. Bunlar pekâlâ da bu etkinliklere katılabilir.”
     Sayın Kıraç, Kıbrıs’ın Ortadoğu’da çok önemli bir konuma sahip olduğunu, bu nedenle de bütün süper güç devletlerin dikkatini çektiğini dile getiriyor: “Kıbrıs, Ortadoğu’nun kapısı. Burada kıyıları var. Jeopolitik bir öneme sahip. Yeraltı zenginliklerini de buna eklersek süper güçlerin dikkatini çekiyor. Hepsi de buraya konuşlanmak ve buraya hâkim olmak istiyor.” diye görüş belirtiyor.
     Sayın Kıraç’a önümüzdeki günlerde yapılacak olan 5+1 görüşmelerini soruyorum. Açık yüreklilikle cevap veriyor: “5+1 dedikleri şey, bir sefer müzakere değil. Adı üzerinde gayrı resmi bir görüşme. O nedenle herkes orada düşündüklerini söyleyecek. Herkes ortaya bir görüş koyacak. Benim görüşüm şöyle, benim düşüncem böyle diyecekler. 3 gün süreceğine göre demek ki birçok konu masaya yatırılacak. Bundan bir şey çıkar mı diye soracak olursanız ben, bir şey çıkacağını beklemiyorum. Neticede bu bir ön görüşme. Rumların tuzu kuru. Kıbrıs’ta çözümü daha çok isteyen taraf biziz. Bunun için gerek Türkiye, gerekse KKTC büyük adım attılar. Buna taviz de denildi. Ama gelinen noktada gördük ki Kıbrıs’ta çözümü isteyen ve bunun için uğraşan Türkler oldu. Rumların olumsuz tutumlarından dolayı yıllarca bir çözüme ulaşılamadı.”
     Kıraç, Türk halkının Kıbrıs’ı ve Kıbrıslı Türkleri çok sevdiğini, onlar için her fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını dile getirdi. Kıbrıs’ın Türkiye için önemli olduğunu ve Türkiye’nin Kıbrıs’tan asla vazgeçmeyeceğini, bunun düşünülmesinin bile yanlış olduğunu belirtti.
     Sohbetimizin son bölümünde TRT tarafından Kıbrıs’ta çekilen ve iddialı bir proje olan “Bir Zamanlar Kıbrıs'ı konuşuyoruz.
     Sayın Kıraç, TRT’nin son dönemlerde çok iddialı projelerle izleyicilerin karşısına çıktığını ve yapılan dizi ve programların büyük ilgi gördüğünü söyledi. Bu amaçla da Kıbrıs’ta geçmiş dönemlerde yaşanan Kıbrıs Türkü’nün yaşadığı, çektiği acıları seyircilerin önüne getirmek amacıyla bu projenin hayata geçtiğini anlattı: “Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi Kıbrıs Türkünün 1963-1974 yılları arasında çektiği acıları ve çileleri anlatıyor. Neticede bu olaylar yaşandı. Bu acıların anlatılması ve bilinmesi gerekir. Çok araştırmacı ve geniş bir ekiple senaryo hazırlandı. Kıbrıs’ta geniş bir araştırma yapıldı. Gerçeğe büyük ölçüde sadık kalındı. Ama bakacak olursak sonuçta bu bir kurgu. Yani kurmaca. Bir film senaryosu. O nedenle her şeyin yüzde yüz gerçek olması beklenemez. Bazı eleştiriler alıyoruz. Olsun. Biz eleştiriye açığız. Eleştirilerin daha iyiye ve daha güzele götüreceğine inanıyoruz. Sabırlı olsunlar. Beklesinler. Ürün ortaya bir çıksın. Onların da beğeneceğinden eminim.” diyor.
     Diziyi Hakan İnan gibi Türkiye’de bu işin uzmanı olan çok yetenekli, profesyonel birinin yönettiğini, Ahmet Kural, Pelin Karahan, Serkan Çayoğlu gibi oyunculuk alanında kendilerini kanıtlamış ve Türkiye’de isim yapmış çok ünlü kişilerin yer aldığını belirterek, bu dizi için hiçbir masraftan kaçınılmadığını anlattı. Kıbrıslı birçok oyuncunun da dizide görev aldığının altını çizdi. “Böylece bu işe yetenekli ve istekli gençlere de bir fırsat tanınmış oldu. Ekonomik açıdan da katkı sağlanmış olundu” dedi.
     26 bölümden oluşacak dizinin ilk etapta 80 milyon insan tarafından izleneceğini ve daha sonra dünya piyasasına sunulacağını belirterek bu yolla Kuzey Kıbrıs’ın da tanıtımının yapılacağını dile getirdi.
     Sayın Kıraç şöyle devam etti: “Kıbrıs, Türkiye’de beğenilen bir turizm destinasyonu. Buraya tatile gelen birçok insan var. Dolayısı ile bu dizi sayesinde Kıbrıs’a olan ilginin artacağına inanıyorum. Dizide buraların güzelliğini gören gezgincilerin Kıbrıs’ı merak ederek buraya akın edeceğini umuyorum.” diyor.
     Kendisinin de bir tesadüf sonucu bu dizide küçük bir rol alarak bir İngiliz Komutanını canlandırdığını söylüyor. Bu işten büyük keyif aldığını, Kıbrıs’ın tanıtımına küçük de olsa katkı yapmaktan mutlu olduğunu dile getirdi.
     Biz de Sayın Olcay Kıraç’a bütün içtenliği ve samimiyeti ile programımıza katılıp düşüncelerini bizimle paylaştığı için kendisine çok teşekkür ettik.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Beşik Gibi Sallandık
ve İlk Bölüm Yayınlandı
ve İlk Bölüm Yayınlandı
Adanalıyık Allah’ın Adamıyık
Ayhan Menteş Hoca’mızın Ardından
Hatay Gezisi
3. Dünya Savaşı mı?
öğretmene Verilen Değer Her Şeye Değer
Kktc Çukurovalılar Derneğini Ziyaret Ettim
Prof Dr Umay Türkeş Günay'ı Dinledik

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Cevahir Caşgir’den "100süz Şiirlerim"
Orhan Pamk'un "Kar" Romanı
İlk Yerli Operamız: Arap Ali Destanı
Boyacı’ya Büyük İlgi
"Kırmızı Pazartesi" Romanının Düşündürdükleri
"Bitemeyen Proje" Üzerine
Nkl Sanat Gecesi Büyük İlgi Gördü
"Beyaz Gemi" Aytmatov
Erdinç Akgür İle Devlet Tiyatroları’nı Konuştuk
sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan Üzerine

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yüreğimde İhtilal Var [Şiir]
Hayat Seni Çözemedim [Şiir]
Yörük Kızı [Şiir]
Helallik İstiyorum [Şiir]
Nasihat 2 [Şiir]
Geliyoruz [Şiir]
Nasihat [Şiir]
Seninle Olayım [Şiir]
Aşk Var mı? [Şiir]
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Hakan Yozcu, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.