..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
640K bellek herkese yetmelidir. -Bill Gates, 1981
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Anı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Ya Atatürk Olmasaydı? - Serdar Yıldırım
Serdar Yıldırım
Şiir > Yaşam

YA ATATÜRK OLMASAYDI? Anadolu'da kilise çanları çalardı Etnik azınlık Türkler, bundan rahatsız olurdu Camiler kiliseye çevrilirdi Ezan sesi duyulmazdı. - * * * Papazlar, hayata yön verirdi Krallara taç giydirirdi Beşe bölünen Anadolu'da Beş krallık hüküm sürerdi. - * * * İngiliz, Fransız, İtalyan Anzak ve Yunan Krallığı Anzaklar kimdir derseniz İngilizler tarafından

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Anı
 Kiraz Mevsimi (Kırmızı Saçlı Kız)  (Safiye Karaağaç)

Sevgili okur okuyacaksan oku, okumayacaksan kitap falı yap bırak bu kitabı çünkü bu kitap bir iç döküşe dönüştü dönüşecek.
 Düşme Sanatı  (Aysel AKSÜMER )

Düşmek de sanatsal bir eylem.
 Babamın Radyosu  (Cafer ŞAHİN)

Köyümüzde ilk radyoyu Rahmetli Babam satın almıştı.. Sonra çoğu zaten arkadaşlarım olan köyümüzün çocukları nefes nefese etrafımı kuşatarak “ Baksana, senin baban köye küçük ve acayip bir sandık getirdi, düğmelerine basınca içindeki insanlar hem konuşuyor hem türkü söylüyorlar vallahi, inanmıyorsan git de bak..”
 Kiraz Mevsimi (Pirinç Tarlalarında Bir Emekçi Kız)  (Safiye Karaağaç)

Pirinç tarlalarındaki maceram bir haftadan bir kaç haftaya kadar uzadı. Yeşilin her tonunu seven ben, pirinç tarlalarından çıkmayacak kadar çok sevdim nedense. Bilgisayarımda yıllarca duran pirinç tarlalarındaki kulübede otururken, geldiğim iyi olmuş diye düşündüm. Bu bölgede Türkler çok az. Arada bir özlemiyor değilim ülkemi. Ama hiç fotoğraf çekinmedim burada. Çünkü sulu boya resim yapıyorum boş bulduğum zamanlarda. Annem ve babam sesimdeki mutluluğu anladıkları için her aramalarında istediğin kadar kal dediler ama dönme vaktim geldiğinde Türkiye’me döneceğim. İşçi olmak güzel bir duygu. İşçi kızıyım çünkü. Alınterimle kazandığım paramla arada bir tapınak falan dolaştım. Hiç fotoğraflardaki mistik duyguya ulaşamadım. Tapınakları dolaşırken aklıma delikanlı geldi. Aslında vardı ondaki tarçın kokusuna karışmış kiraz mevsiminde ama neydi? Telefonum olduğu halde arayıp sormadı da. Neyse belki her zaman ki gibi hiç ummadığım bir an da çıkar karşıma. Hayat kısa, kuşlar uçuyor. Pirinç uykularım var benim hiç uyanmak istemediğim. Acaba numarasını engellemiş miydim? Bulur O beni diyor içimden bir ses.
 Kiraz Mevsimi (Kan)  (Safiye Karaağaç)

Harbi bu delikanlıyı ilk nerede görmüştüm. Kafam darmadağınık oldu. Gözleri ne renkti. Her zaman ki gibi yine kediyi aldığı gibi babamların yanına gitti. Bitmiyor siyaset sohbetleri. Gidip yanına oturacağım hemde annem, babam ve minnoş teyzeye aldırış etmeden. Artık bu emri vakilere tahammülüm kalmadı. Hatta babamla ikisinin arasına oturdum. Bacağı bacağıma çarpmasın diye öbür tarafa attı bacağını kediyi seviyor gerginliğini almak için. Babamda aynısını yaptı ve anneme doğru kolunu attı. Harbi sevgi güzel bir şeymiş.
 Ayakkabı Tamircisi  (Kamil Erbil)

Elime sıkıştırılan ayakabıları rahmetli annem, -Bu ayakkabıları kavaflar aralığında ki Ördek Ali diye bilinen ayakkabı tamircisi Ali amcaya götürüver. Tamir edilecek yerleri göster,kaç paraya yapacağınıda sormayı unutma dedi. O zaman kadar hiç gitmemişsemde Ördek Ali lakaplı eski ayakkabı tamircisini ilçede tanımıyan yoktu.
 Cassandra Hotel Bodrum  (Hakan Yozcu)

Dar sokaklardan ilerliyoruz. Minibüs, yolcu alıp indiriyor. Bu nedenle sık sık duruyor ve hareket ediyor. Yolcuların büyük çoğunluğu yabancı. Minibüste genellikle hep İngilizce konuşuluyor. Türkçe konuşan yok denecek kadar az. Şoföre: - Ne kadar kaldı? diye soruyorum. - Daha var, gelince ben size söylerim, cevabını alıyorum. Araç, devam ediyor.
 Kiraz Mevsimi (Çin Menekşesi)  (Safiye Karaağaç)

Gözlerim ilk defa babama aldırış etmeden gözlerine odaklandı. İçimde menekşeler açıyor mor menekşeler, kırlangıçlar delişmen delişmen uçuyor. Ruhuma bahar geldi sanki.
 Futbol Maçı  (Hakan Yozcu)

Ben, her ihtimale karşı, saha kenarındaki seyyar satıcılardan köfte de almıştım. Öyle ufak tefek şeylerle doyacak biri değildim. Sahaya erken girmemize rağmen, etraf mahşer günü gibiydi. Saha içi seyircilerle daha şimdiden dolmuştu. Tüm seyirciler, tezahürat ederek takımlarını destekliyordu. Ama bırakın saha içini dışarısı da öyleydi. Ana baba günüydü. Binlerce insan stada girmek için kuyrukta sıra bekliyorlardı. Sahanın etrafı köfteciler, kebapçılar, şapka satanlar, bayrak satanlar, kaşkol satanlar, forma satanlar, binlerce görevli polis, kapıcı, biletçi, görevli ile doluydu…
10 
 Hayat Kısa, Yollar Uzun  (Aysel AKSÜMER )

Kendim ettim, kendim buldum.
11 
 Kiraz Mevsimi (Mango Kokusu)  (Safiye Karaağaç)

Çin içinde bir çini vazo, içinde bahçeden toplanmış beyaz çiçekler ve çiçeklerin üzerinde beyaz kelebekler.
12 
 Yıldızlar Hep Kayarmı?  (Kamil Erbil)

Dün akşama doğru nedense biraz içimdeki sıkıntıyı atmak birazda değişik bir ortamda bulunma isteği ile hiç kimseye haber vermeden bazı zamanlar gittiğim deniz kenarındaki o içkili lokantaya yanlız olarak gitmeye karar verdim.
13 
 Keriz  (Kamil Erbil)

Okuyamayıp tasdikname alınca bir işyerine çalışmaya başlamıştım. Geceleri de yaşıtlarımızla mahallemizdeki kahvelere çıkıyorduk. Kağıtla ilk tanışmam mahalle kahvesinin o göz gözü görmez sigara dumanlarıyla dolu akşamlarında başlamıştı. İlk önce merakla başlıyan masadaki oyunları seyretme,daha sonra masalarda dördüncü olarak yer almakla devam etti. Öyle olduki daha askere gitmeden bilmediğim hiçbir oyun kalmamıştı.
14 
 Kardeşim...  (Kamil Erbil)

Bu kısa yaşam da bir birimizi kırmadan,darıltmadan yaşamak mümkün olsadı... Neden pişmanlıklar hep son dakikaya kalıyor...
15 
 Kiraz Mevsimi (Muhteşem Dörtlü)  (Safiye Karaağaç)

Kırmızıyı sevdim bu gece harbi. Kısa mısa ama delikanlı renk çıktı. Herkes dut yemiş bülbül gibi bana bakıyor. Dedim ya baskın basanındır. Başka hostel aramanın vakti geldi gibi.
16 
 Bir Zamanlar Köuyde  (Kamil Erbil)

Geçmişimdeki anı.
17 
 13. Maaş  (Hakan Yozcu)

Eğlenecek bir yer bulamamışlardı. Çareyi köye dönmekte buldular. Köye geldiklerine kahvehaneyi açık buldular. Arabadan inip içeri girdiler. Kimileri içip sohbet ediyor, kimileri televizyon seyrediyor, kimileri de küçük çaplı okey oyunu oynuyorlardı. Arka tarafta bulunan odanın kapısı kapalıydı. Merak edip baktılar. İçeri girdiler. İçerde bir masa kurulmuş oyun oynanıyordu. Oynanan oyunu izlemeye başladılar.
18 
 Halı  (Hakan Yozcu)

- Etme gözünü seveyim. Onu Allah doyuramıyor ki ben doyurayım. Adam, insan değil, mübarek ayı. Doymak nedir bilmiyor ki, dedim. Tam bu sırada dışardan uzun bir korna sesi duyduk. Bir araba tam ön tarafımızda durdu. Gelen Burhan’dı: - Hocaaaaa! Diye bağırdı. Mehmetali: - İşte geldi seninki hocam, dedi. Bu arada kebapları da atmıştı mangala.
19 
 Otur... Sıfır...  (Kamil Erbil)

Hayatta önümüze çıkan engellere rağmen başarılı olabiliyoruz.
20 
 Aldın mı Arabadan Ham Bostanı?  (Kamil Erbil)

Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmazmış.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34 35 36  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Kemer
Timur KOHEN
Öykü > Anı
Torunum
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Keriz
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Kardeşim...
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Kapıcı
Kamil Erbil
Öykü > Anı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2023 | © , 2023
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.