"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Hoşça Kal Sevgilim! - 2022

Alfred ve Joanne'un kafe buluşması, yüzeyde sıradan bir aşk sahnesiyken altında hesapçı bir zihnin planları işliyor. Öykünün ortasında yer alan Ren Nehri şiiri, Joanne'un Alfred'e uyguladığı duygusal şiddetin sonucudur.

yazı resimYZ

*Çiseliyor yağmur,

Bulutlar buhranlı ortaçağ tablolarını andırıyor,

Sarıyorlar şehri mat tonlarıyla...*

– Günaydın sevgilim, öğleden sonra dersim var, demiştin, önemli olduğunu söyleyip alelacele neden buluştuk. Ah Joanne, rastlantıya baksana iki sene önce ilk kez bu masada tanışmıştık ve hâlâ dün gibi aklımda olanlar; kendini her bir satırının altını çizip durduğun romantik romanlarından birine kaptırmıştın, çerçeveli siyah gözlüklerin, altın sarısı lüle lüle saçların ve geniş dekolteli beyaz bluzunla bambaşka bir diyardan çıkıp gelmiş gibiydin. Hayranlık uyandırıcı caziben kalbimi yerinden söküp atmıştı. Buğulu camın ötesinden seni fark etmemle aman tanrım, deyip içeriye dalmış, köşedeki dergilikten bir gazeteyi kaptığım gibi yanına gelmiş, çanta ve kitaplarını koyduğun sandalyenin boş olup olmadığını sormuştum, düşünsene kafede aslında kimsecikler yoktu ama ben hayatımda daha önce yanına dahi yaklaşamadığım bir deliliğin pençesindeydim ve öylece karşında duruyordum. Ah ne günlerdi Joanne! Ve seni hâlen bir şeyler okurken veya yazarken görmek beni o anki gibi büyülüyor.

Alfred'ciğim tam da anlattığın gibiydi aslında; ama sen hep böyle yapmıyor musun, her şeyi o ilk ana bağlıyorsun, sanki orada bir büyü vardı da ben onu bozmamak zorundaymışım gibi. Oysa burada oturmamın sebebi şu çantamdaki yarım kalmış ödev. Bölüm hocam dönem boyunca yaşadığımız heyecan dolu fingirdeşmelerimizin, son dersini iyi bir notla geçmem için yetemeyebileceğini otel odasındaki kaçamağımızdan sonra yüzüme vurdu. Sıcak yatağımı bırakıp sabahın köründe kafeye gelmem bu yüzdendi. Hemencecik hallederim sandım ama üçüncü satırdan sonra tıkandım kaldım. Bir de şu genç yazar yarışmasının son başvuru tarihi bu hafta; onu da bir şekilde yetiştirmem lazım. Alfred'in oda kirasını ödediği ve şık elbiseler aldığı kız, karşılığında en azından güzel bir şiir yazabilmeli, değil mi?

– Joanne aklından neler geçiyor öyle? Geldiğimden beridir iki çift laf etmedin, bir şeye canın mı sıkıldı?

Alfred, seninle konuşacak fazla bir şeyim kalmadı. Methiyelerin, avcılık hikâyelerin, her buluşmada üzerime serdiğin o ağır iyilik hâli beni usandırdı. Oda kiramı ödediğin ve güzel elbiseler aldığın için sana minnettar görünmeyi öğrendim; ama minnet, sevgiye dönüşmedi. Bardağın kulpunu çevirirken hangi cümlede yüzünün düşeceğini hesaplıyorum; bu hesabın adını koymam gerekse de koymuyorum. Gözlerin hâlâ benden bir sahne bekliyor, ben de sahneyi veriyorum.

*Havadaki ağırlık insanları da bezdirmiş,

Dolaşıyorlar donuk yüzlerle,

Çizmesi kaldırımları döven hoppa az önce geçti yanımdan,

Ne aksiydi,

Bir sigara yakmalıyım,

Derin bir soluk,

Tütünün çıtırtısı en sevdiğim ses,

Ve dudaklarımdan yükselen gri duman,

Ölümüm bu pisliğin yüzünden olacak ne yazık,

Ne de çabuk geçiyor zaman,

Farkında olmadan gelmişim,

Gerçekle yüzleşebildiğim tek yer burası,

Ren nehrinin hüzünlü eski köprüsü,

Lâkin şu an hangisine daha çok ihtiyacım var bilemiyorum,

Tüm hiddetiyle köpüren suyun düşüncelerimi öylesine savurması mı,

Yoksa aciz ruhumun çığlıklarını ümitsizce haykırması mı,

Evlilik teklifini güneş batarken Eros ve minik arkadaşlarının gölgesinde yapmıştın,

İsimlerimizin baş harflerini taşıyan demir kilidi de karşıdaki korkuluklara asmıştık,

Sevgilim durduğum yerden neden atladın köprünün altındaki gri uğultuya,

Seni delice seven bir kadına dünyevi cehennemi neden reva gördün,

Artık yaşasa bile kıymeti olmayacak bir kadını arkanda neden bir başına bıraktın...*

Ah Alfred, o gün üzerine çok gittim. Sana ne yaptığımı biliyorum; bunu artık inkâr etmeyeceğim. Bu şiiri de sana ithaf ederken elim hiç titremedi. Yarışma sonucu sabah açıklandı: üçüncülük. Jüri “otantik bir acı” demiş. Annen ve kız kardeşinle buluştum; şiiri okuduklarında uzun süre sustular, sonra bana sarıldılar. Müjdemi isterim, bölümümden üstün başarıyla mezun oldum. Doktorama gelecek dönem başlayacağım; hocamla hâlâ adını koyamadığım, inişli çıkışlı bir serüvenimiz var. Bunu sana anlatmamın sebebi vicdan rahatlatmak değil. Sadece geriye kalan hayatın benim tarafımda nasıl sürdüğünü bilmeni istedim. Senin yokluğun bile hayatımda kullanışlı bir boşluk açtı; son perdeyi de ben yazmış sayıldım. Buluşmalarımızda beni rengârenk güllerle karşılardın, bense mezarına narinliğinle özdeşleşen papatyalar getirdim. Hoşça kal sevgilim!

KİTAP İZLERİ

Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar

Bir Düşün Atlasında Gezinmek: İhsan Oktay Anar'ın Başyapıtı İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı andan itibaren modern Türk edebiyatının kült eserlerinden biri haline
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön