Bir Doktorun İçi
Kan içinde önlüğün yok üstünde o böbürlenmiş halin de yok doğal olarak siyah bir gömlek altında kareli bir etek üzerine bir damla kahve damlamış...
"Yazarlar, tanrıların kalemleri değil, kendi cehennemlerinin mürekkep damarlarıdır." - Stephen King (kurgusal olarak)"
"Yazarlar, tanrıların kalemleri değil, kendi cehennemlerinin mürekkep damarlarıdır." - Stephen King (kurgusal olarak)"
Kan içinde önlüğün yok üstünde o böbürlenmiş halin de yok doğal olarak siyah bir gömlek altında kareli bir etek üzerine bir damla kahve damlamış...
Çok yoğun duyguların yaşandığı bir akşamın kırıntılarının uyku içerisne serpiştirilmesi gibi bir şey
Üç yıl kadar önce ne bilgisayarım vardı ne de yazı yazmak gibi bir uğraşım.Köyümüz adına bir sitenin kurulduğunu öğrenince site kurucusu arkadaşım Turgut Temizyürek’in de isteğiyle “KÖYÜMÜ ANARIM” adlı ilk yazımı yazdım
Halim bu yılki dinlencesinin bir haftalık kısmını Antalya’da ailesinin yanında geçirmeyi kararlaştırmıştı. Nesibe ise önce hafta sonunu yalnız kalıp kitap okuyarak geçirmeyi planlamıştı, ama Halimden beklemediği telefon gelince yaşadıkları güzel günlerin hatırına onunla plaja gitmeyi kabul etmişti. Lara Plajına giden ilk otobüse bindiler.
...sigarasını tam içmedi ve o kızgın alevi söndürdü.iste o anda içindeki tüm huzur gitmisti birden.güzel baslayan bir sabahın bukadar kısa sürecegini düsünmemisti.hemen yatagından kalktı ve ahsap pencerenin önünde durup bordo perdesini sonuna kadar açtı.günesin ısıgı odayı artık tamamen aydınlatmıstı.içinde hissetti parlaklıgı ve penceresini açıp dısardaki bisikletli çocugu seyretti
Gündüşümü yakıp kavuran bu firak avuçları içinde daha ne kadar kanatabilirdiki beni ?
Nerelerdesin ?
Dizginlerini yitirdiğim kayıp zamanımdın sen....
Gecenin ilerleyen vakitlerinde Yekta bir iç sıkıntısı yaşıyordu. Huzursuzdu. Huzursuz olması, onun uyumasını engelliyordu. Derinden gelen ayak sesleri duydu. Bu saatlerde bakıcılar ahıra girmezlerdi. Yoksa gelenler yabancı mıydı? Amaçları ne olabilirdi? Yekta yine de aklına kötü şeyler getirmedi. Bekledi. Biraz sonra ellerinde sopalarla, iğnelerle üç kişi karşısına dikilince
önyargının başka meali; peşin hüküm!
ahlak kavramı, ya? ırz, namus, iffet…
daha çok… aburu, sililik, perde; devam et…
onur, erdem, haysiyet, şahsiyet, azamet…
ya başka, gurur, etik, kimlik, benlik!
Biricik Ablamın maalesef aramızda olmadığı ruhsuz, anlamsız, tadsız tuzsuz buruk bir bayram...
Kara kışın, canlılara düşmanlığının doruklara çıktığı zamanlardı. Güneş kendini dahi ısıtamıyordu.
Annesinin geç kalıyorsun hadi artık sesiyle uyandı. Duymazdan geldi. Biraz şekerleme yapmak istedi
.Buna annesinin fırsat vermeyeceğini, burnuna gelen kızarmış ekmek kokusundan anladı.
Çocuklar 'ı düşünerek yazmak kimimizin aklına geliyor acaba?