Aslan Sadıç
Gız, ele bir gözel olanda ki...Güneş yüzlü, ceylan gözlüAhu bahışlı, gül gülüşlü. Al yanahlı bal dudahlı. İpeh saçlı, galem gaşlı. İnci dişli, salınarah gidişli.
"Yazarlar, tanrıların kalemleri değil, kendi cehennemlerinin mürekkep damarlarıdır." - Stephen King (kurgusal olarak)"
"Yazarlar, tanrıların kalemleri değil, kendi cehennemlerinin mürekkep damarlarıdır." - Stephen King (kurgusal olarak)"
Gız, ele bir gözel olanda ki...Güneş yüzlü, ceylan gözlüAhu bahışlı, gül gülüşlü. Al yanahlı bal dudahlı. İpeh saçlı, galem gaşlı. İnci dişli, salınarah gidişli.
Mars savunma sistemleri başkanı doktor Merilayn’a paralel evrenlerin varlığı hakkında bir araştırma yapmasını istemişti. Merilayn yaptığı araştırmalar sonucu farklı boyutlarda 21 evren olduğunu saplamıştı. Bu evrenler arasında geçiş yapmamın mümkün olduğunu her ne kadar savunmuş olsada Marsın girdiği ekonomik kriz sonrası araştırmaları için ayrılan ödenek kesilmişti.

"Uyandım...
Bunu, gözlerime hücum eden ışık huzmeleriyle anladım. Işığın büyülü dansı vardı gözlerimin önünde. Bu cümbüş, bu curcuna, bu heyecan dalgası, bu oyun... Bu oyunun içinden geçmeden yeni bir güne başlayamam ben. Ancak bu oyunla ışır içim, ancak o zaman görürüm yanımı yöremi. Ve yaklaşık sekiz
Kadın, az da olsa özverili baba numarasına inandığı için ertesi günlerde adamı görmezden gelmediği gibi, arada halleşmeyi de boş vermedi... Beş, on, on beş derken, kadın bir gün kendi kendine, ‘ Kız şu adamın işini görsen bir kerecik ; kıyamet mi kopar? Üstünde kalacak değil ya, adamcağız! ,
parmakları direksiyonu kavrarken,
tırnak aralarında beyaz zerrecikler göze çarpıyordu.
Dünya, insanlar, iklim değişiyordu. Son zamanlarda etrafındaki değişimleri takip etmekte güçlük çekiyordu. Sokağa çıktığında aşina olduğu yüzlerle karşılaşamaz olmuştu. Farklı dilde konuşan insanların varlığı ve çokluğu onu şehrine yabancı hissettiriyordu. Rahat bir şekilde dolaşıyorlar, hatta yol vermeyip, ezecek gibi üzerine doğru geliyorlardı. Sinirleniyordu bu tür davranışlara.
Bir tespihe dizilmiş son boncuğum ben, ağdalı bir kıvamda dönen, dönen... Karar kılınıp da davet edildiğimde sahneye, sonsuzmuş gibi duran dönüşüm de son bulacak, işte o vakit bana yol görünecek. Ayan beyan anlatılacak ne yapmam gerektiği. Olgun bir meyve gibi düşeceğim dalımdan sonra. Ama önce olgunlaşmam gerekiyor, biliyorum.
Karanlıklar ülkesinde yaşayanlar bu birden çıkan ayı görünce korkuya kapılmışlar. Çünkü efsaneye göre bir gün karabulutların arasından bir ay çıkacak ve bu ayın çıkışı ile karanlıklar ülkesine karanlık getiren karakulenin üstündeki kızıl alev sönecek ve karanlıklar ülkesi güneşle buluşacak ve karanlıkta yaşamaya alışmış olan herkes güneşi görünce görme
İsmini bilmiyorum,sormadım..Ben Berfino dedim ona..Ölümün soğuk yüzüne düşmüş kar tanesi gibiydi..
göbeğinize hiç baktınız mı? onun alaycı bakışlarına hedef oldunuz mu? onunla hiç konuştunuz mu?
Arkalarından kapıyı kapattım ve bundan sonra yaşayacağım mekandaki ilk geceyi nasıl geçireceğimi düşünmeye başladım. Gece, sessizliğin ve karanlığın içinde çok daha fazla ürkütücüydü. Gün boyu çalışmayla zaman geçmişti. Yalnızlığın ne kadar korkunç ve dayanılmaz olduğunu, o gece daha iyi anlamıştım. Sessizliğin içinde, yorgun olmama rağmen çıtırtıları dinliyor, herhangi