Kompozisyon Ödevi
Hep benim üzerime yağar yağmur neden
Belki de yalan söylediğim için
Onyedimdeyken
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Hep benim üzerime yağar yağmur neden
Belki de yalan söylediğim için
Onyedimdeyken
Otobüs o korkunç hızıyla atmış metrelik uçuruma uçtu. Kulakları sağır eden bir patlama oldu. Otobüsün parçalanan kasasından etrafa cesetler uçtu
Koş, Zeliha teyzenlere haber ver diyor. Koşamam anne ben. Hem düşüyorum durmadan, korkuyorum da. Zeliha teyze diyorum, babam kendini asmış.
Kapının önünde uyuklayan küçük çocuk. Küçük çocuğun kafası pek çok kereler durmuştu. Yğmur yağmaya başlayınca, ayakkabısınn önünde iki büyük leke.
herşey yalınızlığın seninle beraber olduğum zaman başladı. Umudun ve senin olduğun yerde
Kayaların bulunduğu yamaca vardığında başını kaldırıp kayaları dikkatle izledi. Belki de oraya çıkıp çıkamayacağını kestirmeye çalışıyordu.
Marketten çıkaraken çarpıştık Melek’le. Ben o sıralar hala öyle bir güzelliğin ve her yanına renk renk ışıltılar saçan, kısa saçlı, fındık burunlu, çimen gözlü bu ilahenin adının Melek olduğunun bilincinde değilken yani. Marketin kapısında, hem de ç
Beni içine çekmişti bir kerede olsa ve ben şuan içindeyim. İçini mahfeden artık benim...
Ilık bir bahar esintisnde bir meleğin gözlerinden dünyayı izlemek...
Yalnızlığını kendi seçmişti ve bundan sonra da yoluna yalnız devam edecekti.
Belki de bundan sonra tek aşkı deniz olacaktı.
Bir tek o karşılıksız sevebilirdi. Yüreğinde milyonlarca canlıyı barındıran engin deniz...
Hesaba itiraz ederse yanındakilerin gözünde küçük düşeceğini sanan adamı, daha fazla kazıklamadığına pişman oldu garson.
Pencereye doğru yürüdü. Çocukluğundan kalma bir alışkanlıkla bahçedeki ceviz ağacına odaklandı gözleri. Sanki o günlerden bu günlere her şey değişmiş ama bu bahçe, bu ceviz ağacı ve bu ağacın üzerinden cilveli ışıltılar yayan güneş hiç değişmemişti.
Bazen saçlarındaki beyazlıklar ve yüzündeki kırışıklıklar dışında kendisinde bile çok
"Parmaklarım ince benim, borunun içerisine elim rahatça sığıyor diye orada iş verdiler bana". Ne güzel diye geçirmişti içinden, ince parmaklı damatmış bizim de kısmetimiz. Rahmetli beyinin de parmakları inceydi, "inşallah bizim rahmetliye benzemiyordur heryeri" diye mırıldandı teyze, talihsiz kızına bakarak.
Uğur, Önder, Önder'in pantolonu, mağara ve köpek arasında geçen bir öykücük...
Düzeni değiştirmeyi göze alıp günlük günlük yaşımdaki birçok şeyden çekinen herhangi birimize benzer birinin bir saati.