Üvey Sevgili
Sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bir teşebbüs aşkımız.. Bir köprünün iki ayağı gibiyiz; bir araya gelsek, yıkım olur!
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
Sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bir teşebbüs aşkımız.. Bir köprünün iki ayağı gibiyiz; bir araya gelsek, yıkım olur!
Fettan Efsun, bakışları Osman’a çivili, olduğu yerde dona kalmıştı. Afet Fatma yerinden hızlıca doğruldu, Efsun’a odayı gösterdi, siniye bırakılan keseyi cebine indirdi ve yardımcısına, emirleri yerine getirmesi için işaret etti. Yirmi senelik çengilik hayatında bunun gibi nice vak`alara rast gelmiş, nasıl halledeceği konusunda ustalaşmıştı.
Dalgaların çarptığı yüreğini toparlıyordu kadın o sonsuz kumsalda… Hüzzam şarkıların nağmesiyle, dilinden dökülen sevda sözleri bağrında yankılanıyordu mehtabın. Gri kayalıklardan kopan rüzgar, kollarını kadının ince beline doladı. Hazanın hüznünü taktı boynuna mercan bir kolye gibi, gözlerini okşadı bakışlarıyla. Gülümsedi arzular, lakin uzaktı ufuklar. Sararıp solsa da hazanı, gül
Genç Leyla, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp zorlu bir günle yüzleşmeye hazırlanıyor. Annesi dün akşam hiçbir açıklama yapmadan bugün görücülerin geleceğini söylemişti. Endişeli ve kararsız duygularla abdest alıp namaz kılan Leyla, mutfakta telaşla hazırlık yapan annesine hiç tanımadığı bir adamla ilgili sorular sorarken bulur kendini. Geleneksel beklentiler ve kişisel
“Hayat gariptir, ilişkiler de… Birini bulana kadar yalnızlıktan sıkılırsınız. Birini bulduktan sonra ise birlikte sıkılmaya başlarsınız”
aradığım bir ışıktı sıvasta işıl işıl yanan
kutup yıldızından daha fazla parlayan
Öyle çok sevdim ki seni,
Öyle çok anlatamam o 1 yılın anlamını, 1000 yıl geçse unutamam
seni seviyorum...hani umudum tükendiğinde çıkagelmiştin ya.
elimi tutmuştun en umulmadık anda...
Ask bana hep yalnizlikla geldi bu hayatta..Diger zamanlarda sadece tek basimaydim..
Sensiz biten baharı, kilitledim kasama,
Sağlam bir duvar ördüm, gönlümdeki arsana.
Onunla yine buluşacaktık. Sımsıcak ellerini avuçlarımın arasına alıp onu ne kadar sevdiğimi, onunla bir yuva kurmak için nasıl sabırsızlandığımı anlatacaktım. Biliyorum o
Bu şehir ki rüyalarının şehri, ömrünü geçirmek istediği, en büyük aşkının, en büyük acısının yaşandığı, umut insanlarının şehri... Bu şehir ki tüm aşklara yataklık eden suç ortağı, yalnızlığını saklayan orman, umudunu besleyen yağmur, ilk sevdasını koynunda besleyen yılan ve umutsuzların katili...
Bir pazar yeriydi sevda sokağı;farklı tezgahların olduğu,tek giriş ve tek çıkıştan ibaret.Girişte çiçekçi bir kız,çıkışta mendil satan bir erkek vardı.Herkes ömründe bir kez uğruyordu bu pazara.Kiminin elinde tomurcuklanırken,kiminin eline değmeden sokağın ortasında soluyordu çiçekler ve bir çiçeği yaşatabilme ihtimaliyle tekrar dönenler vardı o sokağın başına.Oysa bir çiçek soldu
Leyla ve Tarık'ın solmakta olan evliliğinin hüzünlü portresi. Bir zamanlar kahkahalar ve gelecek hayalleriyle dolu olan mutfak, şimdi sessizliğin ve uzaklığın merkezi. Havada asılı kalan kelimeler ve aralarındaki mesafe, iki yılda nasıl değiştiklerinin acı bir hatırlatıcısı. Hatice Hanım'ın keskin gözleri ise bu soğukluğu hemen fark ediyor.
Gerçekler soğuktu ve üşüyordu kadının elleri. Saçlarına dolanırken sevda kokusu, terk edilmeyi öğreniyor mavi bulutlardan. Toprağın ve sonbaharın cesur kızı oluyor “Eylül”… Yanıp tutuşurken hüzünler, adaklar adıyor çocuksu sevinçlere… Düşlerine yanaşıyor, hazana dalaşıyor gül yaprakları. Gözlerinde bir damla yaş olurken özlem; ”Ben Eylül’üm” der genç kadın savrulan hırçın
Bir ask hikayesi ........ soraki yazilmis am amacina ulasmis bir ask