Dünaydın Sevgilim - IV
Kayıptan Sesler Korosu
Bitmemiş ve asla bitmeyecek bir hikayenin sürükleyici bir bölümü
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
Kayıptan Sesler Korosu
Bitmemiş ve asla bitmeyecek bir hikayenin sürükleyici bir bölümü
Sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bir teşebbüs aşkımız.. Bir köprünün iki ayağı gibiyiz; bir araya gelsek, yıkım olur!
Otuz yedi yaşındaki Meryem, on dört yıllık eşi Tarık'la artık birbirini görmeden yaşar hale gelmiştir. İki çocuklarıyla kurdukları aile hayatında son altı aydır bir uzaklaşma yaşanmaktadır. Bir Pazar günü kaynanası Meryem'e beklenmedik bir haber vermek üzere gelir. Evlilikteki söylenmemiş sözler ve giderek derinleşen boşluk, Meryem'in hayatında yeni bir
Sensiz biten baharı, kilitledim kasama,
Sağlam bir duvar ördüm, gönlümdeki arsana.
Gelmeyeceksin biliyorum; sorgulamıyorum hayatı,nedenini aramıyorum gidişinin,şahit olduğum tek şey durdurdun zamanı ve güneş artık ısıtmıyor bu kenti...
“Bazen,” dedi içinden “Bazen en iyisidir aşkla pişmek. Ruhun bilinmeyen dehlizlerine ancak onunla varır, onunla aydınlanırsın. Bu gönlüne düşen ilk cemredir. Bilmezsin ki ışığına biraz daha yaklaştın. Oysa sen hala Arafta sanırsın kendini.”
“Hayat gariptir, ilişkiler de… Birini bulana kadar yalnızlıktan sıkılırsınız. Birini bulduktan sonra ise birlikte sıkılmaya başlarsınız”
seni seviyorum...hani umudum tükendiğinde çıkagelmiştin ya.
elimi tutmuştun en umulmadık anda...
Sıcak bir Eylül akarken gözlerinden, gün sevdadır, gün vedadır... Tek suçludur Eylül, o çağırmıştır sevda sancılarını ve bitmeyecektir. Aralık kapıları kapanırken günlerin yüzüne, yeni merhabalar kucaklanır acımadan... Bunu sezer yürek ve kırılır aynalardaki gülümseyişe. Yalnız dillerde kraliçedir ceylan bakışlı sultan... Bir kez daha anlar ki aşk yoktur. Bir
Sekiz yıllık evliliğinin son sabahında Fatma, bir zamanlar umutla başlayan ancak zamanla soğuyan bir ilişkinin son kahvesini demliyor. Kemal'le aralarındaki sevgisiz ve mekanik iletişim, ailelerin "saygın" ve "geçimini sağlar" kriterleriyle yaptığı evliliğin içi boş kabuğunu gösteriyor. Kimsenin sormadığı soru hâlâ havada asılı: "Peki ya sevgi?"
Onunla yine buluşacaktık. Sımsıcak ellerini avuçlarımın arasına alıp onu ne kadar sevdiğimi, onunla bir yuva kurmak için nasıl sabırsızlandığımı anlatacaktım. Biliyorum o
Kısgın çöllerden eserek gelen toz bulutlarında, çamur yağmurlarında leyla'nın gözlerinden, kirpiklerinden zerreler olduğnu bilirim. Leyla o zerrelerden bakar bana. Gülümseyerek...
Bir yarım hep sendin.Mutluydum seninle...
Hayallerimiz vardı, hiç el değmemiş umutlarımız.Saf ve temizdik...Ta ki sen benim bir yarımı şüphenle öldürene dek...
Hüzünlü bir şehrin kenar mahallesinin çıkmaz sokağında, bir sessiz filmdir terk ediş. Gönülsüz de olsa uğrar yürek. Gökleri kıskandıran, tüm Leyla’lara meydan okuyan bir avazdır duyulmayan. Meltemle dalgalanan eğreti perdenin arkasında görünen muamma bir sevdadır.
Tek başına Yalnızca Usulca Sessizce Yalınca Son umuduyla Tükenmişliğiyle Umutsuzca Yorgunca Bitik ve de yitik Kayıp
Ünlü kolbaşı Afet Fatma`nın meşkhanesiydi burası. Ahu dilber iken çengilik yapmış, nice canları aşk ateşi ile kavurmuş ve hatta başka bir söylenceye göre de hislerine karşılık bulamayan birkaç delikanlı kendini asmıştı. Yaşlanıp feri sönmeye başlayınca hususi meşkhanesini kurmuş, gündüzleri musiki ve raks dersleri, akşamları da eğlenceler düzenler olmuştu.