Menapoz Sonrası Evlilik
cinsellik sonrası evlilik nasıldır. işte bunu anlatan bir öykü. bu konuyu hiç düşünmüşmüydünüz?
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
cinsellik sonrası evlilik nasıldır. işte bunu anlatan bir öykü. bu konuyu hiç düşünmüşmüydünüz?
Saat oldukça geçti. Odanın sessizliğinde tik taklar bedenimi silkeliyordu. Her geçen saniye bir şeyler koparıyordu yüreğimden. Kulaklarım kapının tokmak sesleri ile irkilmişti. Yavaşça yerimden doğrulup kapıya doğru ilerledim. Kalp atışlarım tokmak sesini bastıracak kadar güçlüydü. Kapının koluna uzandım, sanki senin ellerini tutar gibi sımsıkı tuttum. Ve açtım, Sendin
O bir süs değil! Anlayan için çok kahramanca bir şeydi. Ve bütün bir ömür boyunca sürmüş bir kendisiyle anlaşmazlığın gizi idi. ‘Sırrına erdim ‘ dedi. Bay (K). Başını ellerinin arasına aldı. Zen’le yaşadıklarını tekrar geriye doğru sarmaya başlarken ekranının başında uykuya daldı. Rüyasında bayan Zen’le çıktığı ’Olmak’ şehrindeydiler.
Tanık olduğum en naif aşk sanırım onların ki.En çıkarsız, yalansız-dolansız, ihanetsiz( en azından şimdilik öyle), şiddet içermeyen, incinmelerin ve kalpte cam kırıklarının olmadığı bir aşk.
“Kırk altı yıl, ” diyor arkasından uzatılan mikrofona, biraz utanarak, "Kırk altı yıl dile kolay bir zaman…"
"...Malta’ya diyerek cevap verdi oğlan. Fevzipaşa’dan Malta’ya varmadan Akdeniz Caddesindeki ışıklarda indi. Yürüyerek Malta çarşısında yiyecek bir şeyler alıp evine gitmeyi düşünüyordu. Tam da düşündüğü gibi yaptı her şeyi. Evine vardı, kapıyı yavaşça açtı. Kapıyı açar açmaz sevimli kedisi Candide hemen kucağına atladı oğlanın. Candide bir İran kedisiydi,
İnce bilekleriyle, gece saçlarıyla rüzgar güneşe yalvardı doğmaması için. Tek isteği gecenin yıldızlı yorganlarının altında koca çınara sarılıp derin uykulara dalmaktı. Mutsuzluğun dokunamayacağı tek varlıktı sevdaları. Yüreklerindeki çaresiz boşlukların adı bile kalmamıştı. Ne kadar acıklı olsa da unutuşlar, bu ıstırabı ruhlarından çıkarıp attılar. Çaresizliklerin karşısında dimdik durarak minik
Ay güneşin ışığını yansıtır. Kalemim de gönlümdeki sevdaları. /
Güneş ışığı çok güçlü, çok sıcak. ayışığı mat ve serin. Ayın gücü yetmez, gün ışığının tümünü yansıtmaya.
Beklemek çaresiz bir duruşu resmetmiyor, gözyaşı tadında bir yutkunuşu konuşmuyor düğüm düğüm boğazda. //Beklemeye devam ediyorum sanki senin çatının altındaymış gibi, beklemeye devam ediyorum sanki senin adını taşıyormuş gibi ve beklemeye devam ediyorum sanki beklediğimi unutmuş gibi…
Ask bana hep yalnizlikla geldi bu hayatta..Diger zamanlarda sadece tek basimaydim..
'Yandım Selim ve Bıçkın Osman' hikayesinin devamı. Nereye doğru yola çıktılar?
Farklı bir işleyiş, bedenin ruhu sahiplenişi ve ruhun bedeni terk edişi.
“İki Kelimelik Aşk” kulaklarımla birlikte, ruhumda derinden hissetmişti. İlk kez söylemiştin “İki Kelimelik Aşk’ı bana. Yıllar öncede aynı oda idik ve Sen yine karşımda baştan aşağı Ben’din. Gözlerimin içine baktın ve … Tokmak sesi engel olmuştu! O zaman da mı söyleyecektin Sevgilim “İki Kelimelik Aşk’ı ? Hızlı adımlarla
Gücüm azalıyordu. Daha fazla kafa tutamıyordum ölüme. Öyle güçlüydü ki karşısında savaşamıyordum artık. Yavaş yavaş yürüyordum bilinmezliğe. Beni neyin beklediğini bilmiyordum. Ve işte o an. Kalbimin durduğu, nefesimi tamamen kaybettiğim o an...