"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"

Öykü > Aşk ve Romantizm

nötr

Yandım Selim ve Bıçkın Osman - 3

Ünlü kolbaşı Afet Fatma`nın meşkhanesiydi burası. Ahu dilber iken çengilik yapmış, nice canları aşk ateşi ile kavurmuş ve hatta başka bir söylenceye göre de hislerine karşılık bulamayan birkaç delikanlı kendini asmıştı. Yaşlanıp feri sönmeye başlayınca hususi meşkhanesini kurmuş, gündüzleri musiki ve raks dersleri, akşamları da eğlenceler düzenler olmuştu.

olumlu

Bahar

Ben bir genç kızım. Kendimi Sevgi’ye adadım ve O‘nun kölesi oldum...

Vahiy Işığında Bir Karar

Genç Leyla, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp zorlu bir günle yüzleşmeye hazırlanıyor. Annesi dün akşam hiçbir açıklama yapmadan bugün görücülerin geleceğini söylemişti. Endişeli ve kararsız duygularla abdest alıp namaz kılan Leyla, mutfakta telaşla hazırlık yapan annesine hiç tanımadığı bir adamla ilgili sorular sorarken bulur kendini. Geleneksel beklentiler ve kişisel

üzgün

Yapayalnız Bir Gece...

Gülümsedi olanlara inat. Farkına vardı yaşamın ayrılıklarla yenilendiğinin. Ve bedenini bırakıp uykuya yepyeni bir günün umuduyla kapadı gözlerini... Çünkü ‘‘Alışıyorsun zamanla herşeye...’’

Kalbin Kıblesi

Karanlık odasında uyanan Meryem, alışkanlıkla telefonunu kontrol eder: Tarık'tan yine mesaj yoktur. Üç aydır süren bu sessizlik, ibadetini bile böler. Üniversitede tanıştığı Tarık, zamanla hayatının merkezine yerleşmiş, her düşüncesine sızmıştır. Meryem, teyzesinin uyarısını hatırlarken, kalbindeki sevginin Allah'ın yerini almaya başladığını fark eder.

üzgün

Severek Ayrılalım

Bu onunla son buluşmamız olacaktı. Gönderdiği mektupta ailesinin isteğiyle bir akrabasıyla evleneceğini ve son kez buluşacağımızı yazmıştı. Onu zaten hiçbir zaman çözememiştim

romantik

Sevgili

Yasak notaların ötesindeydi sol anahtarını yargılayan infaz
Fa almamış halleriydi bam teline verilen nağme

olumlu

Yandım Selim ve Bıçkın Osman - 5

Selim’in yanında oturan delikanlı, erkek kıyafetleri ile dans eden kızı gözüne kestirmişti. Dansı bitip odasına çekildikten çok sonra bile, onu tekrar tekrar istetiyor, başka danslar için Afet Fatma’ya diller döküyordu.

üzgün

Şeb - İ Yelda

Bir zamanlar hükmettiğim kelimelerimi sana gönderdim. Şimdi onlarsız bir yitik kandilim. Onlarla birlikte gitti, tüm bildiklerim.

üzgün

Dünaydın Sevgilim - I

Aynı kentin aydınlattığı iki genci anlatır bu öykü serisi. Kısmen bakışan, hiç görüşmeyen ama yürekleri kenetlenmiş iki genç... Aşka aşık olan bir kadın, hayal dünyasında kavrulan bir adam. Günlerin tükendiği yerde dünler en lezzetli yiyecektir.

olumlu

Nazende Hanım ve Yusuf Ziya Bey

Nazende penceresinde yolu gözlüyordu. Arnavut kaldırımlı caddede sadece limonata satan adam vardı. İçi titredi. Acaba taş plakta çalan mı onu böyle eyledi? Yoksa vuslat sona ereceği için mi? Balkanlara gitmişti yiğidi görevli olarak. 2 seneden sonra dönecekti.
Cumbalı sarı ev sessizdi. Herkes alışverişe gitmiş ama Nazende

üzgün

Küskün

''Madem küstün, dargındın, neden geldin ağladın?
Rıhtımda boynu bükük, bana mendil salladın...''
Bu şarkının sahibi de bizim ayrılığımızı yaşamış.
Anımsar mısın?............

olumsuz

Yalnızlığın Senfonisi

Cevapsız kalıyor tüm aramalarım. Beni geçmişine gömüp gittin. Son nefesini verirken gözlerinin önünden geçecek film şeridinden bir kare olmama bile şans vermez belki bilinçaltın. Çirkin görünüşlü fotoğraf albümlerinde sararacak suratım.

Kırık Bir Ayna: Leyla ile Tarık'ın Hikâyesi

Leyla ve Tarık'ın solmakta olan evliliğinin hüzünlü portresi. Bir zamanlar kahkahalar ve gelecek hayalleriyle dolu olan mutfak, şimdi sessizliğin ve uzaklığın merkezi. Havada asılı kalan kelimeler ve aralarındaki mesafe, iki yılda nasıl değiştiklerinin acı bir hatırlatıcısı. Hatice Hanım'ın keskin gözleri ise bu soğukluğu hemen fark ediyor.

dramatik

Gözlerime Bak

Kız gözlerini kapattı ve "Sense şu ana kadar gördüğüm her şeyden daha güzelsin." dedi.

umutlu

Deborah

O iri, laciver gözleri hiç değişmemişti, yirmi iki yıl sonra, aynı masumiyet, aynı sevgi, aynı şefkat, aynı derinlikte bakıyordu Nüsapel.

üzgün

On Yaşımızdaydık

Kayıyordu yavaş yavaş ellerimizden bir çocuk henüz on yaşında,bahar tadında yaza bir adım kala.Kürek çekiyordu melekler okyanusa açılan kayıkta üstelik bir de çocuk vardı yanlarında dokuzunu yeni bitirmiş bekliyordu onun kapısında.Şimdi o çocuktan geriye dua edilecek bir mezar bile kalmadı apar topar gömülmüştü hemde kimsenin bilmediği bir yere.O

Başa Dön