"Yazar, evreni adlandıran kişidir. — Roland Barthes"

Öykü > Toplumcu

düşündürücü

Bir Demet Maydanoz - Tanık - Son

Hakim, adamı dinledikten sonra keskin bakışlarıyla salonu gözden geçirdi. Bu koltukta kaç yıldır çalışmakta olduğunu saymıyordu artık. Ne kadar kendi kendine şikayet etse de, bir türlü veda edememişti. Masasına gelen her dosyada farklı bir hikâye vardı. Son zamanlarda artan şiddet mağduru kadınları gördükçe, adaleti sağlamak, doğru kararı vermek

olumsuz

Hücre 2

Cezaevi, nakil (ring) aracında uyku sersemliği içinde düşünüyorum. Nakil aracı pek de rahat değil. Yıllardır taşıdığı binlerce askerin, binlerce mahkumun pisliği, kokusu, nefes almayı zorlaştırıyor. Su içtiğimiz pet şişelerin tamamı sidikle dolmuş. Pantolonumuz, ellerimiz sidik kokuyor.

Liyakat ve Adalet: Bir Liderin Sınavı

Şehrin ilk kadın belediye başkanı Asya, sis altındaki şehre bakarken yarınki meclis toplantısını düşünüyor. Üç yıl önce sıradan bir memurken, ilkeli duruşu ve cesaretiyle yükseldi. Erkek egemen sistemde "bu iş kadın işi değil" diyenlere aldırmadan, ne coşkuya ne öfkeye kapılmadan sadece çalıştı. Şimdi önündeki yığınla evrak arasında, büyük

olumsuz

Sabah Akşam Mozart

"Şimdi yaşayan kaç kişi duyuyor onu, kimler kulak veriyor diye sorarım sık sık kendime? Birçok kişi senin gibi düşünüyor evlat. Sen daha çook gençsin ama onlar çoktan bir zombiye dönüşmüş gibi gelir bana."

olumsuz

Korkak

Dikilen heykeller, anıtlar, marşlar, falan filan her neyse kahramanlık propagandaları da beni ikna edemez.Ben O masallara inanacak kadar eşek de değilim.. Neyse efendim öykünün girişinde hava durumu, manzara, doğa gibi şeylerden bahsetmedim. Sanki bunlar insanların çok umurunda. Bu yüzden konuya direk girmeyi tercih ettim. Konuyu fazla dağıtmadan mevzuya

olumlu

Güçlü Ordu, Güçlü Devlet, Güçlü Millet

Çocukluğumdan bir anım. Gün geldi, gün yüzüne çıktı, aklıma geldi, paylaşmak istedim.
"Yaşlı teyze bizde yirmi gün kaldı. Sonra annem onu memleketine gönderdi. Çocuk aklı nereliydi, nereye gitti hatırlamıyorum. Ama ne önemi var, o güzel insan memleketimin bir yöresinden."

olumsuz

Musa Firârda

Tatlı bir kaşıntıyla kenarda durdu ve etrafından geçen insanlara aldırmadan zevkle kaşınmaya başladı. Kaşınmak onun için artık çok sıradan bir iş olmuştu. Köpeği Karabaş geldi aklına. Karabaş da durmadan kaşınırdı. Bir deri bir kemik olmasına rağmen vücudunu taşımakta zorlanır, titreyen bacaklarıyla ayyaşlar gibi köyün tozlu yollarında, hem kaşınır,

olumsuz

Savaşta Barışta İnsan

Dünya, insanlar, iklim değişiyordu. Son zamanlarda etrafındaki değişimleri takip etmekte güçlük çekiyordu. Sokağa çıktığında aşina olduğu yüzlerle karşılaşamaz olmuştu. Farklı dilde konuşan insanların varlığı ve çokluğu onu şehrine yabancı hissettiriyordu. Rahat bir şekilde dolaşıyorlar, hatta yol vermeyip, ezecek gibi üzerine doğru geliyorlardı. Sinirleniyordu bu tür davranışlara.

olumsuz

Orada

Kadın gülümseyerek:
‘’Meraklanma canım’’ dedi. ‘’Bana bir şeycik olmaz’’
Başını kocasının omzuna yasladı. Adam simitten büyükçe bir parça kopardı, karısına verdi. Özlemle bakıştılar.
Yaşlı adam sevinçten bir kez daha deliye döndü. Yüreği hafifledi ve bir kuş gibi havalanıverdi. Gözpınarlarına engel olmak istemedi.

olumsuz

Beyaz Asil Bir Renktir

Öykü, zaman zaman toplumsal bir ahlaki çöküntü içinde olan insanı ve bu insanlar karşısında farklı bir duruşu anlatır.

olumsuz

Fareler

Babamı götürüyorlar, onu kaybediyorum. Askeri kamyonlara bindirilen insanlar son sürat götürülüyor. Korku içinde, telaşla bir sokağa giriyorum. Bir haykırış daha: "Dur kımıldama, eller yukarı" Akşam karanlığında bu sokakta başka askerler, başka bir grup insanı duvara dizmiş bekliyor.

Dost

Bu etkileyici metin, gerçek dostluğun maddi durumla değil, yürekten bağlanmakla ilgili olduğunu anlatıyor. Uzun süredir işsiz olan bir adamın, zor günlerinde yanında olan arkadaşı Ali'nin desteğiyle hayata tutunma çabasını gösteriyor. Sadece 50 TL ile eve dönmenin bile, tamamen parasız dönmekten daha iyi olduğu düşüncesiyle avunan karakterin, ekonomik zorluklar

karışık

Rıza...

Lübnan’a asker gönderme kararının alındığı günlerdi. Dört kişiydik. Her zaman ki gibi garsondan müzik sesinin en az geldiği yerde bir masa rica ettik. Masa yanına gelindiğinde her kes Rıza’nın oturmasını bekledi. Rıza kendisine gösterildiğini sandığı saygıdan olacak herhalde, burnundan derin bir nefes çekerek başını hafifçe sağa eğdi. Sol

Tık Tık; İnsan Orada mı?

Şair, günlük hayatın küçük sorunlarıyla meşgul olan kişiyi eleştiriyor. Rüzgarın bozduğu saç, kırılan topuk, soğuk kahve gibi önemsiz detaylarla öfkelenen biri, dünyanın başka yerlerinde savaşta ölen çocuklardan habersiz yaşıyor. Kontrast çarpıcı: Bir yanda lüks dertler, diğer yanda gerçek trajediler. Şiir, modern toplumun vurdumduymazlığını ve önceliklerimizin çarpıklığını sorgulamamızı sağlıyor.

Başa Dön