"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Öykü

Esaretten Özgürlüğe

Medresede ilim tahsil etmeye başladı.
Allah’ a kul olabilmek için öğrendi, öğrendikleriyle amel etti, talep edenlere öğretti, başka da bir şey yapmadı.
İlim ile derecesi o kadar yükseldi ki devrin padişahı ayağına geldi.

Deli Tavık...

İki büyük gölümüz vardı, adları böyük ve güccük devane.
Kışın balık tutar, yazın hemi yüzer, hemi çimerdik... Bir de çocukluk ya işte, kurbağaları şişirir yarışitırırdık.
Balıklar ve kurbağalar küstüler, çekip gittiler, zaten göllerimiz de kurudu... kuruttuk...
Herbirimize ait lakaplarımız vardı, en azından

İki

Pencereye doğru yanaştı, kalın perdeyi çekti, içeri ışık girdi, umudu yaptırıyordu bunu ona, biliyordu. Tül perdeyi çekmedi, öyle öğretilmişti. Mahrem hayatlar tül perdelerini hiç açmazdı. Mahrem bir hayatı var mıydı, galiba yoktu ama kimse bundan söz etmek istemiyordu.

Gezi Notları

İznik'te bir köftecide öğlen yemeğimizi yedik. Yüz elli gram köftenin bedeli sadece bir milyon liraydı

Hıdrellez

Zobadın üstünde üken aluminyum bir güğüm, bir kumgan birövde kişikiy kazan bardı. Kişikiy kazanda suvdun işinde birköp cımırtga bardı.
Zoba odadın kirişinde, kapıdın savunda, duvardın tibindeydi. Astında ekigen bir muşamba cayılıydı. Üstü paslangan eski bir zobaydı bu. Aldında fırınının kapağı bardı.
Oda üken bişiy

Başa Dön