Marşandiz Otel
Engel olamadım saatin geçmesine.Halen on dakika için kendimi kör kuyulara atabilecek kadar gözü karayım sanki.O an hiç yaşanmamış olmalıydı.
"Yarına ertelenen her iş, aslında bugünün bir esprisiydi; sen gülmeyi unuttun." - Franz Kafka"
"Yarına ertelenen her iş, aslında bugünün bir esprisiydi; sen gülmeyi unuttun." - Franz Kafka"
Engel olamadım saatin geçmesine.Halen on dakika için kendimi kör kuyulara atabilecek kadar gözü karayım sanki.O an hiç yaşanmamış olmalıydı.
Devlet ihalelrinde ki ayak oyunlarında daha toydular. Pek anlamazlardı. Kredili pasta nasıl ele geçirilir, devletin malı nasıl incitmeden yenilir, kubbe nasıl habbe yapılır, deveyi hamuduyla yutmanın yolları nelerdir... Para bu! Başka şeye benzemez ki! Aşığa maşukasını unutturur. Sesi çok uzaklardan bile hoş gelir. Damarlarına kadar hissedersin. Öğrendiler... Öğrettiler!

...öyle güzel ötüyordu ki, hiç gitmesin, burda kalıp ötsün istedim. Ötüşüne bir de duruş katmıştı ki, kanatlar o küçük gövdeden hafif ayrık, kanat uçları kuyruğun altından yere sürtüyor ve kuyruk hafif dikik. Küçük tepeleri kendi yaratmış gibi... sekerken
Oğlan odasında tek başına oturuyordu, sıkılmış, bunalmış, tek başına
Üzgündü oğlan yapması gerekenleri yapamadığı için
Üzgündü oğlan düşüncelerini, hayallerini, arzularını durduramayıp, vazgeçtiği için
Biliyorsun nişanlıyım. Peki de, hemen bu yüzüğü bir zarfa koyup postalayayım
Hiç istemeden çıkılabilecek uzun bir yolculuktan dönüşün kısa hikayesi
Buzul çağdayken Tabiat Ana'nın işi bayağa bi zordu... Yazın bile her taraf buzlara kaplı olunca tabii ki de zor olacaktı... Hem karayı, hem havayı kontrol etmek... Zaten Buzul Çağı da Tabiat Ana gece uyurken başlamıştı...
O da bir zamanlar bebekti; bir yeri incindiğinde anası, babası iç yangınıyla kucaklayıverirdi... İlk gençliğinde kendisini aynalara güzel göstermeye çalışmış, kızların peşinden bu yokuşlarda ıslana ıslana koşuşturmuştu...
Sürekli oturduğum kahvehanede görürdüm onu. Şişmanca, tombul yanaklı, kırmızı yüzlü, otuz beş kırk yaşlarında biriydi
Şimdi başka ellerdesin. Başka gözler bakıyor sana. Başka dudaklar öpüyor o gelinciğe dokunur gibi ürkek ve çekinik dokunduğum, kendimden bile sakındığım tenini. Başka eller dokunuyor sana, başka tenler.
Masaya varınca Mahmut Nil'i sırtından ittirerek masasına dayadı. Nil belli belirsiz bir sesle inledi. Sonra da tek hamlede hoyratça Nil'in eteğini aşağı sıyırdı. Nil, kariyeri için bir fedakarlığa daha katlanmalıydı.