Bluruppp blurupppp, höbülülü höbülülü, bana ne ya ben annemi
....Mesela hasta düştüğü 8 metrelik belediye çukurdan kaba kuvvet kullanılarak kurtarılmasından (!) sonra, doktorsuz ve hemşiresiz gelen ambulans...
"Yazmak, aslında, 'acaba bu kadar da kötü mü oldu?' sorusuna verilen sonsuz bir cevaptır." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Yazmak, aslında, 'acaba bu kadar da kötü mü oldu?' sorusuna verilen sonsuz bir cevaptır." - Dorothy Parker (kurgusal)"
....Mesela hasta düştüğü 8 metrelik belediye çukurdan kaba kuvvet kullanılarak kurtarılmasından (!) sonra, doktorsuz ve hemşiresiz gelen ambulans...
Henüz bir çocukken amcası tarafından bir genelevde çalıştırılmak zorunda bırakılmış, büyüdüğünde vurmalı çalgılardaki ustalığı sayesinde adından söz ettirmiş ve kendisini yakından tanıdığım, ama adını değiştirerek yazdığım birinin gerçek yaşamının öyküsüdür bu.
O gece içki içmiş,sarhoş olmuş.Kerem bağırıyor:
'-Ulan siz birisini iki kişi beceriyorsunuz!!Gün gelecek ben ikisini kendim becereceğim!'
Ercan Kesal
Olmak istediği kendisi ile yaşadığı kendisi arasındaki farkı artık taşıyamayan Samim...
Bir kabus gördüm. Bazen böyle gerçekmiş gibi rüyalar görürüm ve beni çok etkiler. Aslında onlar günlük yaşantımdan çıkan sembollere dönüşmüş şeylerdir.
Kusurlarımızı da kabullenebildiğimizde...daha doğrusu kusur diye birşey olmadığını sadece stratejiler ve alınması gereken dersler olduğunu görebildiğimizde ....işte belki de o zaman yaşamın ne olduğunu daha iyi anlayacağız
Geçmişte yaşadığı o güzel günleri geri sarıp sarıp tekrar yaşamak istiyordu...
bazen çocuk olmak ne kadar güzel diye düşündüğünüz olmuştur elbet.işte bu eser sizi öyle bir dünyaya götürecek ki, kendinizi hayatın henüz yaşanmamış gerçekleriyle konuşuyormuş gibi hissedeceksiniz.
ve insanları yeniden sorgulayacaksınız...
yine, yeni, yeniden!!!!
Asıl söylenmesi gerekenleri ertelememek gerek.
Genelde bu mecburi telefon görüşmemiz sağlamından bir yarım saat sürer. Bazen ben susarım o “goran dobreçivski goran, goran köteki bratisla...” gibisinden uzun uzadıya konuşur.
Gerçekten çok şaşırmıştım. Bir anda kendimi o kadar mutlu ve rahat hissettim ki; şimdi karşımda uzanan adamın bir doktor olduğuna inandım. Beyinlere çakılan cam parçacıkları ve çivileri çeken bir doktor.
Bulamıyorum... Her yere baktım ama kaybolmuş. Yine birilerine çaldırdım galiba... Hep böyle oluyor, ne zaman bulsam birileri alıp götürüyor. Ya da ben çok hızlı koşuyorum ve onu bir yerlerde düşürüyorum. Ha pardon, ne mi arıyorum? Kendimi...
Peyami Safa