Sevgilim Uyku
Kokumu yaşadığını söylemiştin hani Gökyüzüne bakıyorum. Gün batmış. Ben sokağı terk etmişim.
"Yarınlar hepimizindir, ama bugün benim uykumun." – Virginia Woolf (olası kurgusal alıntı)"
"Yarınlar hepimizindir, ama bugün benim uykumun." – Virginia Woolf (olası kurgusal alıntı)"
Kokumu yaşadığını söylemiştin hani Gökyüzüne bakıyorum. Gün batmış. Ben sokağı terk etmişim.
Abide etkileyici, çevre çöp doluydu. Tarihimizin dönüm noktalarından birinin yaşandığı yer gerçekten güzel planlanmış ve inşa edilmişti. Ancak İngiliz ve Fransız Mezarlarının temizliğini görünce daha da kızdım insanımıza.
Annem Annem Kültür ve Sipor Derneği: Bu tür derneklerde hem gençler boş zamanlarını spor aktiviteleri ile değerlendirsin, hem de aynı zamanda üçüncü dünya ülkelerinin, birinci dünya ülkeleri tarafından nasıl yalanıp yutuluyor gibi sosyo, ekonomik bir kült
Gaye Boralıoğlu
Gelirken bir gül almıştımda bana gülümsemiştin, hani sana doğru gelirken hayattan ödünç bir nefes almıştım, insanlar vardı çevremde ve hepsi birine veya birşeylere karşı sevgi besliyordu. Duygular vardı aşkın yanında yanlızlık,umutsuzluğun yanında umut...
....Doktor gittikten sonra yan tarafta yatan rus kökenli hasta zannımca kendi dilinde doktor hanımı bir güzel kalaylıyordu eh!! Bende bu kalaylama işinde bu sevecen Rus’a benim nacizane ....
Upuzun bir dolmuş sırası. Sırada bekleyen onlarca hatta yüzlerce insan. Sıranın baş tarafındakilerin yüzünde bekleyişin neredeyse sona erecek olmasından dolayı yerleşmiş hafif tebessüm ve uzun süredir bekliyor olmanın verdiği çökkünlük, yorgunluk. Sıranın sonundakilerin yüzündeyse umutsuz bekleyişin izleri.
O gün günlerden siyahtı. O gün yas günüydü. O gün ağıt günüydü. Ağıtların yakılması için sultanın bir emrini bekliyordu cellatlar. Yüzü gözükmeyen mahkumun kafasıyla gövdesini bir birinden ayırmak için sadece sultanın gözlerinin birkaç saniye kapanmasını bekliyordu cellatlar. Sultan nemli gözleriyle , buğulu bakışlarıyla mahkuma bakıyordu. Her zaman iki
Bizi ayıran yollar geri getirecek bana seni... O yüzden lanetlenmiyor yollar hiçbir zaman...
Pislikten kararmış leke leke olmuş yırtık sarı bir eşofmanı vardı. Minik ayaklarına giydiği kocaman ve palazlanmış eski spor ayakkabısıyla İstanbul’un en işlek caddelerinden birinde, öylesine; sırtında bir yeşil kalın kazak...
Gülümsedi sanıyorum bir an; karşılık vermek istiyorum sevincine, ben de gülümsüyorum. Sonra asılıyor yüzüm; hüzün!
Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum. Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin.
B. Nihan Eren