Azrail Korkunca
İlk tanıştığımızda bana bir melek olduğunu söylemiştin,
tabii ya Azrail de bir melektir...
"Dünyanın sonu geliyorsa, hiç olmazsa iyi bir hikaye olsun. Yoksa kimse hatırlamaz." - Douglas Adams (kurgusal)"
"Dünyanın sonu geliyorsa, hiç olmazsa iyi bir hikaye olsun. Yoksa kimse hatırlamaz." - Douglas Adams (kurgusal)"
İlk tanıştığımızda bana bir melek olduğunu söylemiştin,
tabii ya Azrail de bir melektir...
Sürükleyici bir anlatımla kaleme aldığım bu çalışmam okuma zahmetine giren tüm arkadaşlarıma çoşkun bir elektrik verecektir.
Hava güneşli olmasına güneşliydi ama, Ilgaz dağlarının eteklerinde bulunan iki katlı ahşap evin bacası tüm endamıyla dumanını savurmaya devam ediyordu.
bazı gerçekler vardır saklanması lazımdır, bazı değerler vardır kaybetmeyi göze alamayacağınız... hayatda hiç birşey gözüktüğü gibi değildir, önemli olan gizemin arkasındaki gerçekleri göre bilmektir...
Hadi hiç vakit geçirmeyin. Söyleyin sevdiğinizi. Zamanın aranıza neleri ve kimleri sokacağını asla bilemezsiniz. Beklemek ve acı çekmekten daha kolay olacaktır böylesi.
Belki çıstak çıstak kutlamazlardı yılbaşını ama sessiz ve keyifli bir ortam hiç de fena bir fikir değildi. Şarapevi'nden yer ayırttı ikisi için ve ev arkadaşı İpek'le ayarladıkları saatte buluştular. Herşey umdukları gibiydi ya da artık bir şeyler ummayı
bitti,sabahın ışıklarını görüyorum ve kamaşıyor gözlerim.Biram bitti artık kahve içme zamanı şöyle en sertinden.Gece bitti,bira bitti.Sen niye bitmiyorsun?
İnsan bir başkasını sevebilir, ancak bulunulan zamanın tadını çıkarmaktan çok, sevilen kişiyi kaybetme korkusuyla yaşayıp durmak, aşkı ıstıraba dönüştürüverir. Sevgi duygularla beslenip aşka dönüştüğünde maşuku kaybetme korkusuna kapılan kişi karşısındakini yaralamaya başlar. Onu, sevdiği ve sonsuza dek ayrılmayacağını düşündüğü kişiyi kaybetmemek için elinden geleni yapmak ister.
İçindeki umut, gözlerindeki ışık, yüzündeki bitmek bilmeyen gülümseme... Kendini hiç böyle görmemişti. Aslında tek o değildi onu daha önce böyle görmeyen; ne yağmura hasret çöl toprakları ne biryerlerde gizli babilin hazineleri nede güneş onu böylesine mutlu, umut dolu, gözbebekleri gülerken görmemişti. O geldiğinden beri bu çorak, sıcak memlekete
"ben sensiz olamam" der size, sevmişsiniz.
Kararır dünyanız, anlam veremezsiniz.
siyah kuyruklu tavşancığına sorabilecek gücü kendinde bulamadı.
Bize anlattı.
Sizce siyah kuyruklu tavşan alaca tavşanı canı kadar seviyor mu,
Ona aşık mı
Eskisi gibi mi
Nice mektuplar yazarda yolluyamazsın...İşte bir dizi saklı mektup.
Öyle büyük bir sevda da değil aslında. Cahilliğimdi seni sevişim, emanet kelimelerdi sevdamı anlatan. Uyduruk bir romanın ucuz bir repliğinden oluşuyordu her şey...
Aşk yüzünden başı derde giren Nefise'nin, o günden bu yana kalbi boştu. Boş olmasına boştu; ama kalbine girmek için can atanlar da yok değildi. En başta çiftlik kâhyasının oğlu... Son bir aya kadar. kendisine az kur yapmamıştı. Yüz bulamayınca da çekip gitmişti. Kendisini ne sanıyordu? Tamam! Yakışıklılığına bir
Akşam geç saatte geldi evine adam,yorgundu.Tüm gün yoğun geçen işlerinin ağırlığı yormuştu bedenini.Önce sıcak bir duş almalıyım dedi kendi kendine,sonra sıcak bir yemek,ardından da sıcacık bir yatakta önce hayaller sonra rüyalar olmalı dedi.İçinden,belki