Dondurma Üstü Salep Çek!
Evlerin çatısına biriken kar yığınlarına şöyle muzipçe bakınsanız, sanki dondurma külahıdır hepsi. Hepsinin üstünde de üç top hâlis Maraş dondurması. Maraş dondurması dedim de...
"Bugün 26 Nisan 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyattaki en büyük yalan olduğuna inanıyorum." – Franz Kafka"
"Bugün 26 Nisan 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyattaki en büyük yalan olduğuna inanıyorum." – Franz Kafka"
Evlerin çatısına biriken kar yığınlarına şöyle muzipçe bakınsanız, sanki dondurma külahıdır hepsi. Hepsinin üstünde de üç top hâlis Maraş dondurması. Maraş dondurması dedim de...
Benim saflığım, hatta salaklığım nerede biliyor musunuz? Ben her şeye rağmen ‘Türkiye hâlâ mümkün’ diyorum. Hâlâ, insanlara iyi şeyler sunarsanız almaya hazırdırlar diyorum.
Güldünya’nın umutlarını söndüren töreniz batsın!
Umut bebek,
Burgaz Ada yangınında yaşadıklarımız, yaşadıklarınız acılarımız acılarınız...
Milan Kundera'nın romanından, yönetmen Philip Kaufman'ın, beyaz perdeye aktardığı bu filmi belki izlemişsinizdir. 1960'ların Çekoslovakya'sında politika ile değil, kadınlar ile ilgilenmeye tercih eden, ünlü bir doktorun hikayesi anlatılır.
Aslında sessiz sedasız geldi, şöhreti epey geç yakaladı, eğer isteseydi bambaşka yerlerde olabilecekken Urfa’da kalmayı tercih etti. Bunca yıldan sonra, 70’li yaşlarda gelen şöhreti neyleyim dedi ve gene sessizce köşesine çekildi. Sessiz sedas
Doğru bildiğinizi doğru bir üslupla dile getirmek ve bildiğinizden şaşmamak belki de en güzel görev olsa gerek yoksa nerede Eşref-i mahlûkat olmak nerede biz?
Ben senin, dolu yağarken sığınabilecek bir saçak altı bulma yeteneğini sevdim.
Ayazda ısınmak için, dağ başında rastladığın küçük tahta kulübenin kapısını çalma cesaretini.
Ateşler içinde yanarken, içindeki alevsiz yangını göz yaşlarınla söndürmeni.
Sizce Türk Gençleri bu konuda gereken duyarlılığı gösteriyor mu?Sizce bizler eğitimimize ve bununla beraber geleceğimize gereken önemi veriyor muyuz?
....Bunu ben yaptım. Her başlangıcın sonunda, her sonun başlangıcında olduğu gibi. Sessizliğime sessizlik kattım!
Herşeyin bir sonu vardır.Ben sondan başladım..Başladığım yerde bitirmek istedim,fakat bitiremedim.Devamı gelecek umarım..
"O"öper buz gibi dukalarıyla, kalakalırsınız, içiniz donar, keşkeler ve akamayan gözyaşlarınız içinde boğulursunuz.... Ve bilirsiniz ki "O" aslında, varlığına gösterilen tokatsız, azarsız saygıyı öpmüştür...
Alışageldiğimiz hayatımızda, kurduğumuz düzenin iniş çıkışlarında adını sıkça duyduğumuz, hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkıp bizi şaşırtan, ama asla unutamadığımız hasret damlacıkları...
O zaman önemli olan , ruhunuzun çaldığı o yavaş melodiden anlayabilmektir asıl ihtiyacınızı . Kalp , mesajı vermiştir size o anda '' Biraz yoruldum sanırım. '' diye. Rolentiye alma zamanı gelmiştir hayat hızını . .
...Bu gün yaşama konuğum ben. Penceremden kışa inat sızan mahçup gün ışığı yorgun ruhumu okşuyor. Omuzlarım düşmüş, başım eğik, gözlerim isteksizce dalıp gidiyor.Sağdan soldan, dört bir tarafımdan bilinmezlik sızıyor, kan gibi, karanlık gibi, nem gibi hüc
Isınma... Serinleme... Isınma... Serinleme... Isınma... Serinleme... Bir gerçek varsa o da ısı sıcaktan soğuğa doru gider... Hayatın bilimsel bir gerçek olmadığı ortada... O kendi karar verir sırasına...
Acep nerdeler, ne haldeler o anneler babalar çocuklar, sütçüler, dondurmacılar, sakız horoz şekerleri, halkalı şekerleri satan çocuklar, sıcacık komşular, mahallenin bakkalı, kahvecisi, en güzel kızı, delikanlısı nerde? Hani nerde o günler
Ahşap pervazlı penceremden dışarı doğru süzülen kısık lambamın ışığı , bahçeyi şenlendiren
yaz güllerinin üstünü örtüyordu o gece.
Doğan Cüceloğlu