Sayıklarken Gece Oldu
Kendime yazacakken, sana kurulmuş cümleler yazıldı bu kez. Sayıklarken gece olmuş, bense hala seninleyim, yazıyorum..
"Tanrım, bana bu kadar güzel bir hava bahşetme! Yazacak çok şeyim var!" - Franz Kafka"
"Tanrım, bana bu kadar güzel bir hava bahşetme! Yazacak çok şeyim var!" - Franz Kafka"
Kendime yazacakken, sana kurulmuş cümleler yazıldı bu kez. Sayıklarken gece olmuş, bense hala seninleyim, yazıyorum..
Özel… Sadece dört harften oluşuyor ama tek başına taşıdığı anlam ne denli büyüktür aslında. Özel bir yaşam, özel eşyalar, özel bir mekan, özel bir müzik, özel aşklar, özel ilişkiler, özel insanlar ve özel dostluklar…
"Öyle farklıdır ki o reçel, ağzına bir kaşık dolusu aldığında ve çıtır çıtır karpuz kabuğu parçalarını çiğnemeye başladığında o kadar keyif alır, o kadar mutlu olursun ki, bir daha başka reçelin yüzüne bile bakmazsın!"
Ruhunu dinlendir bu büyük gürültünün içinde. Unutmuşlukların ve unutulmuşluğunla otur bir ağaç gölgesine. Bırak kendini toprağın ve rüzgarın gürültüsüne. Onlar sana anlatacaklardır tüm yitirdiklerini. Ruhuna anlat yitirdiklerinin içinde bıraktığı büyük sızıyı. Gözyaşlarını korkusuzca akıt toprağa çünkü ruhun tekrar toplayacaktır onları senin için. Sadece yitirilmiş zamanların senden götürdüklerinin boşluğunu
Acep nerdeler, ne haldeler o anneler babalar çocuklar, sütçüler, dondurmacılar, sakız horoz şekerleri, halkalı şekerleri satan çocuklar, sıcacık komşular, mahallenin bakkalı, kahvecisi, en güzel kızı, delikanlısı nerde? Hani nerde o günler
önce anne dogurdu çocogu aciya, sonra çocuk aciya anneyi ve ölümü katti.
Ama bu dalgalar... Ah...bu azgın köpükler yok mu? Gözlerimi acıtıyor, içimi yakıyor.
O zaman önemli olan , ruhunuzun çaldığı o yavaş melodiden anlayabilmektir asıl ihtiyacınızı . Kalp , mesajı vermiştir size o anda '' Biraz yoruldum sanırım. '' diye. Rolentiye alma zamanı gelmiştir hayat hızını . .
yağmurun sesi kesilir de dün gibi olur, çiçeğe durmuş özlemler, hicrana düşen yürek, kanayıp duran vuslat, hayatı yoran, dürtükleyen sevda çoğalır; künyemize şivan, bahtımıza gurbet düşer. . .
Ertelemeden, biriktirmeden, bekletmeden şu anı, şu dakikayı cesurca, dolu dolu yaşamaya başlayalım. Tıpkı bir kayadan turkuaz rengi bir denize dalarcasına balıklama dalalım hayatın içine...
Şu an hayattayız belki ama yarın, haftaya, önümüzdeki yıl bu dünyada olup olmayacağımızı asla bilemeyiz. İşte bu nedenle, hayata hep yi tarafından bakmalı,
Zaten hiç olmadığın bir gözden dört ayağının üstüne düşüp buna rağmen batabiliyorsan hala o göze, mecazın dibine vurmuşsun demektir…
günahlarımızdan arınmanın, onları tamamen yok etmenin bir yolu var mı acaba?...