Keşke...
Keşke sivrisinek gibi rahatça konabilseydim hedeflerime…
Keşke bir şeyin ertesini de bilebilseydim…
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
Keşke sivrisinek gibi rahatça konabilseydim hedeflerime…
Keşke bir şeyin ertesini de bilebilseydim…
Hani bakıyorum da şöyle etrafıma, çevremdeki herkes o kadar mutlu ve öylesine keyifli görünüyor ki.. Sağım solum önüm arkam Polyannalarla dolu irili ufaklı.. Herkesin yüzünde ayrı bir gülümseme, şen kahkahalalar evrende yankılanmakta.. Bu durumlarda aklıma ister istemez Halil Sezai geliyor.. Diyor ya "Tuhaflık bende mi?" Ey mutluluğun pirleri,
Dünyayı kim yönetiyor? Lütfen düşünün! Bu tür sorulara cevap arıyor olmamız, zamanında dünyayı yönetenlerin düşünmemesinden kaynaklanıyor. Lütfen düşünelim. Unutmayalım ki insanları diğer canlılardan ayıran temel özellik düşünebiliyor olmamızdır.
Kaç güneş doğuşu kaçırdınız? Kaç sevgi sözcüğünü duymazdan geldiniz ? Kaç yemeğin, tadını bile farkedemediniz, kafanız sorunlarla boğuşurken. Neler kaçırdınız, neleeeeeer kaçırdınız.. Hala farketmiyor musunuz ???
Artık kuşanacak silahınız, anlamsız sözcükleriniz kalmamış olmalı ki benim size sorduğum soruların cevapları yerine bana beni anlatmaya kalktınız! Bir şey söyleyeyim mi, beni en iyi sizin anlayacağınızı sanarak nasıl bir aptallığın içine sürüklendiğnizi görmüyordunuz! Bir insana ne olduğunu kim olduğunu söyleyemeye çalışmak kadar ucuz yollara başvuruyordunuz.. Çünkü kendinizi
Kişinin cahil veya alim, mutlu veya mutsuz olması hep onun aldığı eğitimle ilintilidir. Milletlerin ilerlemesinde de baş şart eğitimdir. Bir millet bireylerine vermiş olduğu eğitimin kalitesi ve seviyisi oranında yükselir.
Ne zamandır seninle şöyle karşılıklı oturup, iki kadehin birbirine değdikten sonra çıkardığı sesi duymamıştık. Hep başka şeylerle geçti namussuz akşamlar.
Biliyor musun en son kime aşık oldum? Bi anlatsam karşındakinin ben olduğuma inanamazsın. Gerçi o da geçti gitti ya…Vurgun vurgun üstüne…
"Güz güneşi nazlıdır, öyle her daim göstermez kendini. Kül rengi bulutların ardına saklanıyor şimdilik. Keyfi yerindeyse öğlene doğru bir selam eder belki..."
Takvimler ne kadar cömerttir. Her gün bir sahife bağışlarlar ömürlerinden. Onlar cömert davrandıkça hafiflerler hafiflerler ta ki tükeninceye kadar cömertlikleri devam eder. Her erdemli davranışlarında omuzlarındaki yük biraz daha hafifler takvimlerin.
Bekliyorum, ne gelen var ne giden ne de bir ses. Bir duman gibi içime çökmesini bekliyorum karanlık bedenimdeki acıların, savrulmak istercesine rüzgara karşı kül misali kuş olup uçmak istiyorum aydınlık maviliğe…
İnsanoğlu ne garip bir yaratıktır.Çevresinde bin bir türlü ibretli hadise gerçekleşir de bunlardan kendisine ders almaz. Kur’an-ı Kerim’in yüzlerce yerinde Rabbimiz:”Düşünmüyor musunuz, akıl erdirmiyor musunuz?” buyurarak bizle
Bugün, bizi neler mutlu eder diye düşündüğümde, içimizde biryerlerde Bir HOŞKUTUSU olduğunu farkettim...Hani, hoşuma gitti deriz.. Şu hoşuma gitti, bu hoşuma gitmedi deriz ya...Sahi, neresidir bu HOŞUMUZ???
Ne Hayatinin Geri̇si̇nde Kalip Seni̇ Si̇lmesi̇ni̇ Bekle,ne De Önüne Geçi̇p Ezmesi̇ni̇.
Ruhunu dinlendir bu büyük gürültünün içinde. Unutmuşlukların ve unutulmuşluğunla otur bir ağaç gölgesine. Bırak kendini toprağın ve rüzgarın gürültüsüne. Onlar sana anlatacaklardır tüm yitirdiklerini. Ruhuna anlat yitirdiklerinin içinde bıraktığı büyük sızıyı. Gözyaşlarını korkusuzca akıt toprağa çünkü ruhun tekrar toplayacaktır onları senin için. Sadece yitirilmiş zamanların senden götürdüklerinin boşluğunu
“Taraf olmayan bertaraf olur.”
Olur mu acaba?
Taraf olmanın bir tarafında “benim tarafım şeksiz şüphesiz doğru, senin tarafın kesinkes yanlış” anlayışı var ise bu taraf sakıncalı bir taraftır.