Yaşamak
Sessiz geceyi bölen çığlıkla yeni doğan bebeğin ağlamasıdır yaşamak. Her şeyi akışına, oluruna bırakmaktır yaşamak yolunu bulan su misali.
"Bugün 26 Nisan 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyattaki en büyük yalan olduğuna inanıyorum." – Franz Kafka"
"Bugün 26 Nisan 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyattaki en büyük yalan olduğuna inanıyorum." – Franz Kafka"
Sessiz geceyi bölen çığlıkla yeni doğan bebeğin ağlamasıdır yaşamak. Her şeyi akışına, oluruna bırakmaktır yaşamak yolunu bulan su misali.
Hatırlarımızı tazelemeli ve geçmişin tozlu raflarındaki yaşananları yeniden inelemeli ve keşke demiyeceğimiz huzursuzluk kokan günlere dönmemeliyiz. eğer yanlışsam lütfen bizide bilgilendirin...
kendini saydam ve her an eriyebilecek bir kar tanesi gibi güzel ve eşsiz mi hissediyorsun?sen aslında hiç bir şeysin,çünkü sahip olduğun varlıklar gün gelip sana sahip olmaya başlarlar.sonra ne mi olur?önce uyuyamamaya başlarsın,ardından çevrendeki herşey
Bir kamyon kasasının arkasından okuduğumuz bu cümle ne kadar sade ve ne kadar derunî anlam ihtiva etmektedir diye düşünmekteyiz.
Bildiğimiz hayat, oyun oynadığımız sahne ve sahnede oyunu başarıyla icrat etme çabası ve insanlara izleyebileceği bir oyun sergileme midir ?
Anlatmaya değecek bir şey yok belki de, yanmışım bitmişim kime ne? Görülecek her şey görüldü, söylenecek her şey söylendi belki de, tükenmişim gitmişim kime ne?
ümit ve korkuları ile, heyecan ve heyezanları ile, öfke ve sevgisi ile, mert ve namertliği ile, acizliği ve hırsı ile ne tuhaftır insanoğlu...
Çatlak kabuk yeni birşey daha öğrenerek yoluna devam ediyor. Çatlamış kabuğunu nasıl kıracağını düşünerek. Ve diğer kabukların nasıl kırılacağını.
Anlıyor ki bu dünyadaki en zor şeylerden biri bir insanı değiştirmek.
Şu ilk çağ filozoflarına akıl sır erdiremiyoruz. Adamların ömrü ilk nedir, hayat nedir, ahlâk nedir? Sorularını sormak ve cevap aramakla geçmiş. Ama bir türlü aradıklarında doğru yanıta ulaşamamışlar ya da ulaştıkları yanıtı doğru kabul etmişler.
Hayatta herkes birilerine miras bırakabilir,ama önemli olan değer verilen bir isim bırakmak olmalı
Yağmuru beklerken… ( Yine Umut)
Hayata bağlayan yegâne unsurlardan en önemlisidir Umut. Kanın damarlarda dolaşırken bedene yaşam pompalaması gibidir çoğu zaman. Bütün kayıplara rağmen derinliklerden insanın yüreğine seslenen nidadır, İlahi bir bekleyiştir. Yok olmuşken küllerinin içinden yeniden doğmaktır birazda.
Ve Umut, gök gürültüsüyle gelen
"Güz güneşi nazlıdır, öyle her daim göstermez kendini. Kül rengi bulutların ardına saklanıyor şimdilik. Keyfi yerindeyse öğlene doğru bir selam eder belki..."
"Dü-şün-ce"miz mi merdivenden düşüyor şimdi? Kayıyor mu hayaller? Yoksa onları birileri aşağıya mı itiyor. Bu sefer yere düş-ün-ce mi oluyor, olan?
Umut...En yıkılmazları yıkan hain...iblislerin haremde en gözdesi...Umutsuzluğa dönüştüğünde kıyametlerin en kefensizi...Umutsuzluktan dönüştüğünde cennetin ta kendisi...
Aristoteles bir yazısında ırmakta yaşayan küçük canlılardan söz eder : Ömürleri bir gündür..
Bunlardan sabah 8'de ölen genç ölmüş sayılır ; akşam 5'te ölen ise yaşlı . . .
Hepsi kaybetmiş insanlar, umudunu yitirmiş, belini geçim sıkıntısı bükmüş çoğunun, yine büyük çoğunluğu, evli, çoluk çocuk sahibi, torun sahibi olan da var içlerinde, yükseköğrenim gören de, okuma yazma bilmeyen de, daha dün altılıdan yüklü miktarda kaldırmış olan da… Ama bir tane mutlu insan yok
İnsanın adının önüne “büyük” sıfatını koymakla büyük olunmuyor maalesef. Öyle olsa idi, tarihte kahramanlıkla anılan ve adına sinema filmlerinin çekildiği “Büyük İskender”, cüssesi gibi küçük değil, adı gibi büyük olurdu.
Yaşar Kemal