Gelenler Gölgesizdiler
12 Eylül 1980 darbesi ardından tutunma mücadelesi veren bir devrimcinin yaşamından bir kesit
"Kitap, cebinizde taşıdığınız bir bahçedir. — Çin atasözü"
"Kitap, cebinizde taşıdığınız bir bahçedir. — Çin atasözü"
12 Eylül 1980 darbesi ardından tutunma mücadelesi veren bir devrimcinin yaşamından bir kesit
Gel Rüstem abi...Gel de gör şu perişan halimizi.Sefil varoşların halini bir gör. Gör de önce kendinden sonra insanlığından, geçmişinden, geleceğinden utan abi. Evlerden feryatlar çığlıklar yükseliyor abi. Yarı aç, yarı tok yaşayanlar bir yana, tıka basa yiyenler, beslenenler, kırmızı yanaklılar bir yana abi. Geçim derdinden çıldıranlar, fazla kazanmaktan
Sabır üzerine derin bir düşünce akışı: Sabretmek sadece beklemek değil, durumu sindirmek, analiz etmek ve duygularımızı kontrol etmektir. Hayatta çoğu zaman yanlış zamanlarda vazgeçeriz - tıpkı borsada kaybederken satıp, kazanırken almak gibi. Gerçek sabır korku değil olgunluk temelli olmalıdır. Bu metin, sabrın zaman kaybı değil, aksine doğru zamana
Kutsal kitaplardaki metinlerin satır aralarında belirtilmiştir. Tanrı bazı güçlerini ister istemez peygamberleri ile paylaşmıştır. Onlar yeryüzünde ki temsilcilerdir. O gücünü bu aracılar vasıtası ile diğer insanlara gösterecektir. Bir elin parmaklarını geçmeyen peygamberlerin sayısının azlığından olacak ki bazı güçlerini de mürşidi kamillere dağıtmaktan çekinmemiştir. Bunlar dinimizde Allah dostu olarak
Bu toplumda kadın olmak demek tesadüfen yaşıyor olmayı kabullenmek demek.Tüm canlılara tanınan yaşama hakı bu coğrafyada kadına tanınmaz.Kadının yaşama hakı onun sahibine verilmiştir.Bu da görülmez ve değiştirilmesi dahi düşünülemez bir kuraldır.
Eski İstanbul'un dar sokaklarında, Hasan Efendi evine döndüğünde kızı Zeynep ile mahalle imamı arasındaki dini tartışmaya tanık olur. Türbede şefaat dileme geleneği üzerine çıkan bu anlaşmazlık, geleneksel inançlar ile modern düşüncelerin çatışmasını yansıtır. Yaşlı ama bilge Hasan Efendi, sakinliğiyle tartışmayı dinlemeye hazırlanır. Değişen zamanların getirdiği inanç sorgulamaları bu
O görmese de iki hırsız onu çoktan görmüştü. Bıçağı çeken bir hırsızın ihtiyarın üzerine yürümesiyle, zavallı ihtiyar şok geçirmişti. Yalvaran bir sesle, ağlayan yüz ifadesiyle 'Aslan evladım ben namaza yetişeceğim, siz işinize bakın. Allah işlerinizi artırsın, size kolay gelsin' demesi bile boşuna bir çaba olmuştu. Korkunç gözleriyle haplanmış
"Bir keman eklendi piyano sesine. Sakinleşiyor bedenim. Keman seriyor ruhumu kitapların üstüne. Bu kez genç bir kız karşılıyor. Bir tutam mücadele bir tutam umut ve isyan çalmış kitaplardan. Kemanla piyano yetişiyor genç kızın hızlı çarpan kalbine. Tutuyorum kızın ellerinden yürüyoruz sert ve kararlı adımlarla, bir adam kesiyor yolumuzu,
Böyle dağılıyordu bir aile...Bir akşam çektiği eziyetlere,yediği dayaklara dayanamayarak baba ocağına sığınıyordu ve insan olduğunu unutmamak için geri dönmek istemiyordu.Yer sofrasında yedikleri akşam yemeğinden sonra mutfakta annesiyle konuştu.Anne daha öncelerden bilmekteydi bu hikayeyi ve o korkuyla gitme diyerek destek çıkamamıştı kızına.Annesinde aradığı cesareti bulamasa da dönmeyecekti.Oturma odasına geçti
Aklımdan geçiyordu. Düşünmeden yapamıyordum o küçük kızı.. Birden ansızın büyüyüverdi..
"Yokladı hafıza sandığını. Başladı çıkarmaya tozlanan anıları. Anlattıkça neşelendi. Bir anlattı bir neşelendi. Neşesinin doruğunda artık güvenle ayrılabilirdim ondan. Teşekkür etti bana. Yalnızlığına ortak olmuşum.
Asıl ben teşekkür ederim sana.
Çünkü fark ettim ki: Hiç düşünmemişim bir gün bir sandık dolusu tozlanan anım olacağını,
Ölüm bu topraklarda yaşayan kadınların ikiz kardeşi gibiydi.Sanırım uzun yıllarda böyle kalacak gibi gözüküyor.Çünkü saygın katillerin! Yaptıklarının bedelini ödetecek alt yapı oluşturulamadı.Son teknolojiyi kullananların beyninde insanlığın nüvelerini oluşturamadığımız için de kadının insan olduğunu öğretemiyoruz.
Artık hiç kimse elini taşın altına sokmuyor.
Yakın bir zamana kadar mahallenin yarısı seferber olmuştu, ama hızla çözülüp gitti onlar da. Haksızlık etmeyelim, hala direnenler var. Oysa ne sayıları, ne de güçleri yetecek gibi.
Yaşlı bir imamın tekrarlayıp durduğu vaazla, ilahiyat öğrencisi Murat'ın zihninde oluşan sorular arasındaki gerilimi anlatan bu metin, dini anlatılardaki çelişkileri sorgulayan genç adamın keşif yolculuğunu sunuyor. İblis'in gerçekte melek mi yoksa cin mi olduğu sorusu üzerinden inanç ve sorgulamanın karşılaştığı bu hikâye, alışılagelmiş dini anlatıların ötesine geçme cesaretini
Bazı anlar ,hiç beklemediğiniz bir zamanda ,beklemediğiniz bir olay, alır sizi, yıllar önceki yaşanmışlıklara götürür.
Zaten bu insanlar da, atalarını arada akıllarına getirirler belki ama uzun uzadıya kafa yormaz, geçmişin bir sis bulutundan öte bir şey olmadığına inanırlardı. Gelecek, kaygı barındırmayan bir kopyaydı. Sadece bir önceki güne ait bir kopya, daha öncesine değil işte. Böyle olunca da, geçmişle gelecek, daraşmalık aralıklarda bir taraftan