Sokaklar Babam Kokuyordu
Babamı hiç tanımadım ben. Kokusunu duymadım. Kulaklarımda asılı değil sesi. Resmi de yoktu duvarımızda. Olsaydı bakardım
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Babamı hiç tanımadım ben. Kokusunu duymadım. Kulaklarımda asılı değil sesi. Resmi de yoktu duvarımızda. Olsaydı bakardım
domino oynayan hayallere vanilyalı votka karışımı süt içirip bayılttım.kahvenin heryerine işedim.süresiz kapatılmasına neden oldum zannediyordum.oysa süresiz kapatılma nedeninin merihli hamamböcekleri olduğunu söylediler.
YZ
Bireysel olarak 2005 yılında yayınladığım 'Gün Aşımı'
kitabımdan alınan anıdır. Mevcudu kalmamıştır. Kültür
Bakanlığına 2. baskısının yapılması için yazdım, şimdilik
tahsisatımız yok, orjinal Cd'sini gönder, gerekirse ileride
basabiliriz mealinde bir yazı aldım. Şu anda sağlık sorunum
Emrah Safa Gürkan
sağ gözümdeki o çıldırtıcı ağrı başlamıştı yine.adımlarım da yavaşlıyordu.yolun sonundaydım ve evim görünüyordu küçük bir iz gibi.
Evden 50-60 metre uzaklaştığımda karşıma bir sokak köpeği çıktı.Bana bakıyor.”Neresinden ısırsam ne kadar et koparırım” diye düşünmediğini sanıyorum.Çünkü bakışları dostça,tanıdık birine bakar gibi.
Sarımsaklı yaşantım, kundura tamircisi Paraşko’nun karısı sayesinde hovardalık açısından hızlı başlamıştı.
Yaşanırken farkına varmadığımız güzellikler gelip geçiyor. Anıda yaşanan yer Başkent'in merkezinde,
Ulus Meydanında, Atatürk Heykeline çok yakın bir
yerdi. Saygılar.
Erguvanlar, rengiyle devrana seni anlatacak. Güvercin gerdanlığı demlerde çaylar ayrı bir hazla yudumlanacak. Semaverim, demliğim ve tespihim benimle birlik yollarına bakacak. Hüthütler, güvercinler kumrular gelişini muştulayacak. İklimimde gelişin bayram olacak…
beynim zonkluyordu,ayağa kalkamıyordum.düşlerim,gözlerimin bittiği anda zihnimde düello yapıyordu.
“Hindistan’nın Yeni Delhi şehrinde 16.12.2012 yılında bir otobüste, çete tarafından tecavüze uğrayan genç kadın ve tüm tecavüze uğrayan kadınların anısına…..”
Bursa Hayvanat Bahçesinde kartallar için ayrılan yer çok büyüktü. Buradaki kartallar, tel örgülerle çevrili, yüksek yerde uçup duruyordu. Yorulanlar ise, kayaların üstünde oturuyordu. Pek çoğu yarını bekliyordu. Genç kartal Pena, yarın bekleme bahsini çoktan geçmiş, bugünü değerlendirme çabası içine girmişti. Tellerin yukarıdaki kayalara monte edildiği yerde kaçıp gidebileceği
Umut’du adı, Lösemi hastasıydı. Sevgi anne Acı içindeki kalbine. Kararlılıkla direniyordu, Acısını, biricik oğluna hissettirmiyordu…
Mehmet Rauf