Karma Şehrin Ortasında Bir Yaşamın İniş ve Çıkışları (3. Bölüm)
" Her zaman gökkuşağı ya da kelebekler yoktur. Bu bir yüzleşmedir ve bizi beraberinde götürür..."
"Herkes bir roman yazabilir, ama kaç kişi yazdığı o romanı okuyup da hâlâ kendi zekasına güvenebilir?" – Dorothy Parker"
"Herkes bir roman yazabilir, ama kaç kişi yazdığı o romanı okuyup da hâlâ kendi zekasına güvenebilir?" – Dorothy Parker"
" Her zaman gökkuşağı ya da kelebekler yoktur. Bu bir yüzleşmedir ve bizi beraberinde götürür..."
Aşk olsun! ... Kalan eşyalar, kargoyla gidecekti. Karton kolilere sığmayan; sabah kahvelerinin kokusu, sokaktaki çocuk sesleri, bulaşık yıkarken çaldığı ıslık, geride kalacaktı.
imdi seyrine doyulmaz kentte/ sıcacık gece, çöller yakıyor soğuğuyla başka bir coğrafyanın eteğinde .
ben yanlızca üşüyorum ve tarif edemiyorum.
ellerimde sıkı sıkı bağlı, uçan balon gibi buhran.
kessem elimde kan (da)mı kalacak/ günün biri özgürleştiğim anda bitiverirse yaşam? / tükendiğim anın
Sunay Akın
İşe girip çalışa bilmem için mahkeme kararı ile yaşımı büyüttük. Artık memurluğa hak kazanmıştım teknik eleman olmak yerine direk dairede işe başladım. Şimdi daha bir sıkı sarılıyordum üniversite hayallerime, daha çok çalışıp yükselmeli daha fazla maaş almalıydım. Yaşam demek buydu çünkü paran kadar insandın...
Elektriğin, yaygınlaşmaya başladığı yıllardan, çocukluk anıları.
-kar, yağmur, sis, soğuk ve ölüm...-
Soğuk bir gülüşü andırıyor sabah. Bâd-ı Sâba esiyor gözlerimizden içeri. Herşeyin durduğu bir anda yağmurla başlayan sohbet derinlemesine açılıyordu ruhumuza...
küçük bir sözcük pek çok anlatmaya bazen o kadar yeterki bakışların ve sözün her yerde aynı kaldığı zamanda sadece gırtlağından çıkacak küçücük bir kelime belki hep aynı ama herşeyde farklı bir anlam katan kelime
Dün İzmir'e kar yağdı… Yağan karın altında dolaştım bir süre... Üşüyen bakışlarımda hayallerim yandı. Geriye toplayamayacağım kadar fazla kül kaldı. Üzerini kar örttü. Yürüdüm...
küçük bir kasabada geçen olağandışı ve absurd bir olay
Birahanelerdeki, meyhanelerdeki muhabbetleri çok samimi buluyordu, gerçek buluyordu. Orada daha önce birbirini hiç görmemiş insanların yer yokluğundan aynı masaya oturup, kırk yıllık dostlarmış gibi muhabbet etmeye başlamaları, birbirlerine en yakınlarına bile anlatmadıkları sorunlarını anlatmaları, sıkıntılarını paylaşmaları hoşuna gidiyordu. O masalarda hiç kimse olduğundan daha iyi, olduğundan daha dürüst,
Koca koca kirpikler,iki de bir açılıp kapanırken,şiddetli titremeler sarıyordu ufacık bedenlerini…
Halid Ziya Uşaklıgil