Bir Beş Not Borç da Benden
Lise yıllarından gerçek bir anı. Öğretmen oldum, emekli oldum ama hiç unutmadım bu olayı. Ayşegül Engin'in öyküsünü okuyunca hemen yazayım dedim.
"Yazmak, aslında ölümü aldatmanın en kibar yoludur. Ve evet, ben de bu oyunda iyi bir hilebazım." - Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında ölümü aldatmanın en kibar yoludur. Ve evet, ben de bu oyunda iyi bir hilebazım." - Virginia Woolf"
Lise yıllarından gerçek bir anı. Öğretmen oldum, emekli oldum ama hiç unutmadım bu olayı. Ayşegül Engin'in öyküsünü okuyunca hemen yazayım dedim.
Sigarasının dumanını içine çekerken ,zombilerin ne kadar beyinsiz olduklarını düşünmüş,bir yandan da bu ucubelerin tek arzularının beyin yemek olduğu ironisini fark etmişti.Zombiler topluluk halinde dolaşıyor ,aynı içgüdülerle,aynı amaç doğrultusunda hareket ediyorlardı.Aralarında radikal bir zombi yoktu.Farklı bir istekte bulunan veya farklı bir doğaya sahip olan yoktu
Ali amca duydukları karşısında şüpheye düştü. Aşağıya indi baktı; bir şey anlayamadı. Okuldan çıkan başka çocuklara baktırdı; okuttu. Sonuç değişmiyordu: Fısık da fısık.
“Ya ana ayıptır!” dedi. “Bir teneke için dernek basılır mı? Hem de halkımızın derneğini.”
“Öyle mi?” dedi anam. “Benim inşaat da zaten sizin malınız değil mi? Öfkesi taşmıştı bir kere anamın.
Bir tesadüf değildi aslında onunla tanışmak. İnternette dolaşırken bir sitede yazdıklarını okurken keşfetmiştim onu. Yazdıkları karma karışık, okuyanın zihninde bir sürü soru işareti bırakan, her ne kadar anlamlı olsada sanki yazının içinde şifrelenmiş bir şeyler var gibiydi. Yazdığı diğer yazılarıda inceledikçe farkına vardım ki bu bir dünyalı olamazdı
Öğrenci olayları sebebiyle, saldırıya uğramıştım.
Olay büyüdü ve polisler geldi.
Üç kişi benden davacı olunca, polisler de karakola götürdüler.
Sorgulama ve
Bir atla dostluk kurma arzusu ve insan ilişkilerindeki hayal kırıklıkları arasında paralel çizen bu metin, sabır ve kararlılık temaları etrafında dolanıyor. İnsanın içinde biriktirdiği acılar, terk edilme duygusu ve bu duygularla başa çıkma yolları üzerine düşündüren, hem hayvanlarla olan bağımızı hem de kırılgan insan ilişkilerimizi sorgulayan derin bir
Otelin balkonuna çıktım, sessizlik hâkimdi, ışıklar uzaktan buğulu görünüyorlardı, fakat ben kimseyi göremiyordum, birkaç araç dışında, birden aşağıdan gelen bir ses duydum.
"O yüzdenmi seversin soğuk odalarda uyumayı?Isınmayı öğrenmedin diyemi? Anne koynunun sıcaklığına inatmı yoksa?"
Varlık ve Yokluk. İki zıtlık, iç içe. Göz önünde.
Akşamları işten döndüğünde eşini oturma odasındaki halının ortasın da dizleri üzerinde otururken bulurdu. Yanından eksik etmediği piknik tüpü, halının bir ucunda durur, yerinden bir milim dahi kımıldamadan günlerce kalırdı orada. Hiç sönmeden kısık ateşte yanan tüp, gün içinde defalarca üzerinde çayın demlendiği odanın demir başlarından biri olmuştu. Piknik