Boyacı Sandığın
Asla yaşayamayacağın ve imreneceğin sevdalar, nerelerde ve kimlere özgüler bir bilsen...
"Geleceğe dair en kesin bilgim, tüm tahminlerimin bir gün beni utandıracak olmasıdır." - Isaac Asimov"
"Geleceğe dair en kesin bilgim, tüm tahminlerimin bir gün beni utandıracak olmasıdır." - Isaac Asimov"
Asla yaşayamayacağın ve imreneceğin sevdalar, nerelerde ve kimlere özgüler bir bilsen...
Bazen en yakin dostunuzdur, icinizde buyuttugunuz yalnizliginiz...
Kimse tarafından sevilememek ihtimalinin yarattığı bunalımla örttü üstünü ve uykuya daldı. Ama bu her zamanki uyku halinden daha farklıydı. Bilincinin açıklığını hissediyordu. Sadece bedeni sessizliğe gömülmüştü. Dışarıdan bakan biri uyuduğunu sanırdı. Ama içerideki kişi uyumadığını biliyordu.
Tam küçük bir sahil kasabasında uzun ve sıcak bir günün ardından kahve falına bakan kızı ve anlattığı sönmüş yıldızlara ait hikayeyi anımsamaya başlayacaktı ki, içi geçti ve drin bir uykuya daldı.
O gün hiç farketmediği şeyleri farketti Sezgin. Ama farkın farkında olan bir tek kendisiydi...
Takip edebilirsin yeniden güleceğim emin ol kardeş.Bu belki birkaç dakika sürebilir.Peki sabredebilir misin,beklemeye dayanabilir misin,bir delinin saçmalıklarını dinleyecek kadar cesaretli misin?Kendince elbette diyorsun ama kimse eremedi bu nihayete ve bil ki sen de eremeyeceksin belki de.Merhaba birader,merhaba kardeş,merhaba canan,yaren…ne kadar çok tanıdığım varmış bu yerde ve herkes merhaba
Kadim zamanlardan kalma bir ebabil, kafamdan içeri bırakıverdi minik çakıl tanesini ve olacakları izlemek için bir köşeye çekilip bekledi kırk asır.
Mutfak kapısıyla, salonun kapısını ayıran duvarda kendimi enine boyuna verebildiğim bir ayna vardı. Yatak odasından salona giderken, koridorda tam karşımda, salondan mutfağa yürürken sağıma döndüğümde yanıbaşımda hep bakılmaya hazırdı.O aynaya baktım.
Bu yazı başka bir kişiyi anlatıyor gözükse de asıl kahramanı tam olarak benim. Edebi değeri vardır veya yoktur; çoktur veya azdır farketmez. Sonuçta bendir, benimdir...
Rakip, atını yolladı filini korusun diye. Atın ise aklına gelmedi sormak:
-“bu seçim neye göre?”
-“Neden at?”
-“Neden fili korumak?”
Evimizin çatısındaki bacaya yuva yapmış leylek ailesinin gökyüzünde helezonlar çizerek bana veda bile etmeden güneye kanat çırptıklarını gördüğümde gözlerim dolu dolu olur, ve içimi büsbütün kaplayan yalnızlığın verdiği sıkıntıyla yatağıma girip...
Uzaklar, özlem duyan sürgün yüreklerin sığınakları uzaklar. Uzak düşlere bir demir attın mı hüzün meyvelerini toplamaya başlarsın hemen. Uzaklar, hüzün getirirler sürgün yüreklere. Her yaşadığın şehri sürgün şehre döndürmek istersen eğer, uzakların şarabı
Her yer birbirinin bütünü gibi. Tamamlandığında daha da büyüyen bir bulmaca. Dar sokaklar, yine içimi boğarcasına üzerime geliyor. Yetilerimi her geçen gün kaybediyorum. Mukavemetim kırılıyor. Hava nedense daha da soğuyor. İnsanlar, gittikçe
" Soguk bir odanın, ortamı ısıtmak için pembe renge boyanmıs duvarlarına yaslanmak zorunda kalacak olacagımı bile bile gitmek istiyorum. "
Hayat yaşam değildir Bazen insan yaşarken de ölebilir Ümitler düş değil ümittir İnsan sadece sevmeyi bilir