Dönme Dolap
Bu hayat nasıl bir divane dolap anlamadım ya Hû... Ne şimdi geçmişe benziyor; ne gelecek şimdiye... Yaşadıklarımız yaşamımız olurken, yaşlanıyoruz hiç anlamadan...
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
Bu hayat nasıl bir divane dolap anlamadım ya Hû... Ne şimdi geçmişe benziyor; ne gelecek şimdiye... Yaşadıklarımız yaşamımız olurken, yaşlanıyoruz hiç anlamadan...
Vallahi ne desem bilmem ki bu yazı hakkında. Okuyun ve siz karar verin.
Cihangirlerin, cihanı titrettiği, korku egemen bir dünyada hâkimiyetin simgesi olan,(bir zamanlar) su verilmiş çelik kılıç; çoktan yerini modern zamanların daha acımasız, daha kalleş silahlarına bıraktı. Hani Köroğlu “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.”demiş ya! Acaba bugünkü kitle imha silahlarını görseydi ne söylerdi?
'ben' kelimesinin dünden bugüne değişmeden kullanılmasının yarattığı anlam karmaşası...
Dünyanın aksesuarları tabiat ananın sistematik gerçekleri
ama en önemlisi doğmak(varoluş) -yokoluş bu süreçte yapılacaklar bence kişiden kişiye değişir insanlar yüzeysel ve derin düşünenler diye iki gruptadırlar...
Dil, insanlık tarihinin başlangıcından beri bir anlaşma vasıtası olarak olarak kullanılmaktadır. İlkel kavimlerden günümüze insan, dili sayesinde vardır. Dil anlaşmayı sağladığı gibi öğrenmeyi de kolaylaştırır. Ne yazık ki her varlığı özgünlüğünden uzaklaştıran, yozlaştıran insanoğlu dilin de "i
Çok sevdiğin biri ölür ya bazen, hani aslında yakındır ama uzaktır artık, yani hep seninledir ama hiç seninle değildir, hani her zaman hissedersin ama duyamazsın sesini ya artık, hani ölür ama anılarıyla yaşar ya, işte o gidenin ardından;
şuan varım yarın var olabileceğimin garantisini ne alabilirim nede verebilirim-
Erzurum'da ilk defa açılan kitap fuarıyla ilgili bir tanıtım yazısı.
-Bana yalan söyleme Darcy.
dedi kadın ıslak gözlerle... Yalandı duydukları çünkü.
kuyuda tutarsın düşünceleri
..........Ümit olur bazen gözyaşın, akıtırsın birer birer
..........Bu yalan dünya kime kalmış kalacak dersin
..........Korku mu ürpertir seni tedirginlik mi çözemezsin
..........Bildiğin bilemediklerine ters gelir akamazsın akman gereken yere
Delice, ağrılı ve huzursuz bir histi kaplayan etrafını.. Ruh beden içinde yer alıyorken, beden yeni bir heyecanı soludu. Güzel olan hiç değişmeyecek ve ayrışmayacak bir andan ibaretti. Ayrışamazdı çünkü bir bütün olarak çekici ve vurdumduymazdı..
Rüzgar ateşin içinde kayboldu belki de ateşi hızlandırdı. Yağmurun sesi yavaş
Akşam deyince, yine bir şarkının içli güftesi geçer içimden “Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun. / Çünkü seni çok sevdiğimi biliyor biliyorsun.” yahut bir başka şarkı:
Halid Ziya Uşaklıgil