Paradoks
Çok küçükken 'İnsan Ne İle Yaşar' adlı kitabı okuduğumda, yazar Leo Tolstoy'un bu soruya cevabının "insan sevgi ile yaşar" olmasına anlam verememiştim. İnsan neden sevgi ile yaşardı ki?
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
Çok küçükken 'İnsan Ne İle Yaşar' adlı kitabı okuduğumda, yazar Leo Tolstoy'un bu soruya cevabının "insan sevgi ile yaşar" olmasına anlam verememiştim. İnsan neden sevgi ile yaşardı ki?
Kişinin değeri, karakteri, düşünce yapısı daha mı az önemlidir nereli olduğundan, ne iş yaptığından, nerede oturduğundan. Acaba konuşacak başka bir konumuz olamıyacak kadar sığ bir bilgi birikimine mi sahibiz?
Yalnızlığın sevdikleri: Mustafa, Kader, Kemal, Attila, Can, Nazım, Sabiha, Pablo, Nietzsche, Locke, Nesimi, Edip, Frida, Uğur, Adnan, Kazım, Özdemir...
Bu yıl bir şey fark ettim kaç birlik devirirsek devirelim, ne yaşamış olursak olalım, insanın içi akıl almaz büyüklükte. Herkesi her şeyi ne kadar kendimize dahil etmiş olursak olalım, her zaman mahrem bir yerimiz var içerimizde. El, göz, söz değmemiş. Yaşamaya dair ne varsa umutlarımızı ektiğimiz o yer,
Maddi açıdan zorlandığımız zamanlarda, dostlarımızın ortadan kaybolduğunu, ya hiç kalmadığını, ya da bir iki kişi ile sınırlı kaldığını hepimiz biliyoruz zaten. Gerçek bir dosta sahipseniz eğer, dünyanın en şanslı insanlarından birisiniz demektir. Paranız varsa, dostlarımız da yanımızdadır, bu nedenle birinci planda maddi açıdan güçlü limanlarımız (birikimimiz) olmalı demek
Borç, sessizce hayatımıza sızan ve zamanla bizi esir alan bir misafir gibidir. Bu metin, borçla mücadelenin aslında büyük bir savaş değil, küçük ama kararlı adımların toplamı olduğunu anlatıyor. Kredi kartının cazip tekliflerine kanmak yerine, nakitle yaşamanın dürüstlüğünü vurguluyor. Borçtan kurtulmanın ilk adımı, içimizdeki "Bu yükü indireceğim" diyen sesi
Çocuklar daha geç fark ederler dünya değiştirdiklerini.Çoğu zaman oynamaya kalkarlar.Onlara o kadar zordur ki öldüklerini anlatmak. Hiç hoş bir işimiz olduğunu düşünmüyorsunuzdur eminim.Ama biz alışkınız ölülerle konuşmaya, onları öldüklerine inandırmaya
Kalmadı kentin dağarcığında güzellik,estetik ve kaygı üstüne hiçbir şey. Baştan aşağı beton yığını sevimsiz ,ucube yapılar doldurdu kenti; nefes alıp veremez oldu.
Bir savaş koptu! Sonrası yok bu alevde parçalanmanın. Bir mutluluk bedene dokundu.. Öncesi yok bu karlı havada kaybolmanın..
Film izliyoruz 3 yaşındaki çocukla, bana bu anılar eşlik ediyor...
Zaman ne çok geçmiş diye düşünüyorum ne çok yaşamışım, ne çok yaş almışım ve ne çabuk geçmiş ve ne büyük bir hızla..
Yanakları sararmış yapraklar gibiydi
Elleri kurumuş topraklar gibi
Sen ilkbaharda solan çiçek misin be gülüm!
Spor toplumun sosyal ihtiyaçlarından biridir.Ülkemizde spor yapmak,maalesef,bir ihtiyaç olarak görülmemektedir.Türk insanı spor yapmıyor,spor yapanları seyrediyor.
Zeytincilik yaygınlaşmadan önce buralar bağcıydı. Şimdi zeytin ormanı misali, boş bir kara parçası kalmamacasına zeytin ağaçlarıyla kaplı. Adını taşıyan asmalardan bir zamanlar altın sarısı üzümler sallanırdı. Bağ bozumu küfelerle tozlu arazi yollarında taşınırdı. E kolay mı? Az mı beklendi? Bağlarda çardaklar kuruldu, tilkiler çakallar kovuldu. Eskiler anlatır, o
Aşağıdaki satırları parmaklarımdan döküldüğü gibi gönderiyorum. Üzerinde hiç düzeltme yapmadan, hiç oynamadan gönderiyorum. Aklımdan parmaklarıma fışkıran ne varsa yazacağım. Biliyorum, yazdıkça içimdeki birikmiş huzursuzluk harflerin ışıltısıyla uçup gidecek. Biliyorum, yazdıkça kuşlar gibi kanatlanacağım. Biliyorum, yazdıkça kendime biraz daha yaklaşacağım. Bu bana msn mesajları dizisi biçiminde gelen hoş bir
Karların arasında alevlenip parlayan, gökyüzünde yaşamını saklayan, fırtınada ağlayan, yalnız yerinde aralıksız ışıldayan..
Matemi saklamak zordur. Belli olur, keder saklayamaz duygularını belki de gerçek budur.
Seni sen yapan, rüzgara aldanmaktır. Seni alıp götüren, eski bir hatıradır.
Bugün iniltilerin yeniden duyuluyor. Bir çağlayan
İnsan, psikolojisi gereği hayatının hep tek düze olmasını yani hep iyi ve olumlu geçmesi hayali ve
beklentisi içindedir. İnsan genelde mutsuzluğu, stresi, bulanımı, sıkıntıları ve sorunları kendine
yakıştıramaz. Özellikle bunlarla mücadelle karşısında insanların yaşadığı yetersizlik duygusu, insanın
en zayıf ve acınacak halini
Adamın biri ayrıldığı sevgilisine duyduğu aşkı anlatmak için yazmaya başlamış, o kadar güzel anlatıyormuş ki bu aşkı, yıllar sonra çok ünlü bir yazar olmuş.