Kitaplar Üzerine
Hepiniz kitap okumayı çok seviyorsunuz eminim.Okumadan, uygulamadan, deneyimlemeden dolunmaz ki.Dolmadan yazılmaz.Düştüyse okuma ve yazma aşkı... durulmaz durdurulamaz...
Saygı ve sevgilerle...
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
Hepiniz kitap okumayı çok seviyorsunuz eminim.Okumadan, uygulamadan, deneyimlemeden dolunmaz ki.Dolmadan yazılmaz.Düştüyse okuma ve yazma aşkı... durulmaz durdurulamaz...
Saygı ve sevgilerle...
Günlük hayatın zorluklarına ve kayıplarına rağmen umudu koruma çağrısı yapan, içimizdeki çocuğu yaşatmanın önemini vurgulayan samimi bir deneme. Yazar, modern yaşamın eksiltici etkilerine karşı direnirken, hayatın güzel yanlarını görmeyi ve kendi doğrularımızı yaşatmayı öneriyor.
Kadın sever zaten renkleri!
Ama renklerini ondan calmazsan ADAM!
İnsanı var kılan, önemli kılan, işe yarar kılan da tıpkı çınar ağacı gibi geriye kalan , iz bırakabileceği bir yaşam. Bir yaraya merhem olabiliyorsak, bir çaresize çare, bir dertliye derman gerisi boş ve anlamsız. İşte geldik, işte gidiyoruz.
Bu mesele ta insan anlığındaki idelerin oluşumuna kadar gider ve Locke’nin ‘İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme’ adlı kitabını okumayı gerektirir ki herkesin harcı değildir bu iş. Bu kitapta o kadar çok ‘ters kelime’ vardır ki kitabı bitirmek ancak Kafka’nın ‘Bunaltı’ adlı eserini okumakla mümkündür.
“Olduğun işte gerçek değerine göre davranıp, giyside, hizmet adamlarında ve gösterişte ifrata (aşırıya) gitmeyeler”.
Film izliyoruz 3 yaşındaki çocukla, bana bu anılar eşlik ediyor...
Zaman ne çok geçmiş diye düşünüyorum ne çok yaşamışım, ne çok yaş almışım ve ne çabuk geçmiş ve ne büyük bir hızla..
Bi̇li̇m Hirsizliği
Kimilerine uçsuz bucaksız yollar vaad edilir kimileri ise ömürlerini kısa verimsiz vadilerde bitirir...
Yeni bir şey değil bu.Asırlardır içimde yer eden bir yaranın biraz Picasso biraz Goethe, biraz Mozart ve biraz da Sezar tarzı kan akışı bu.Sanki içimde bir şehir var ve caddelerinde fahişeler günü kurtarmanın telaşıyla gururlarını ayak altında ezdirmekte.
Loş bir oda, soğuk, tozlu... Bir saat duvarda, ömrün azaldığını fısıldıyor yavaş yavaş, sessizliğin içinde, sessizliğe inat.
İnsan kendisiyle konuşmaya başladığında kimseyi duyamayacak kadar yalnızlaşır.
Şükredenler; iyi ki onun hissettiği sessizliği hissetmiyorum demişlerdir herhalde. Gıpta edenler; ne kadar rahat, hesap verme derdi yok, diye mırıldanmışlardır.
Kanser kelimesi, her duyanın irkilerek dinlediği, lanetli bir kelime gibidir. Hastalığa yakalanmamış olanların burun kıvırarak uzaklaşmaya çalıştığı, ancak hastalığa yakalanmış olanların da kafalarında ölüm tamtamlarının çaldığı korkunç bir travma gibidir. Her iki yaklaşım da bana göre yanlıştır.
Hayat beklemekle geçiyor. Herkes birilerini, bir şeyleri bekliyor mutlu olmak için. Hayatta hep bir bekleyen ve beklenen var aslında.
asavvuf hayatı okuma..
Tasavvuf, insanın varlık karşısında kendisini anlamlandırması..
Tasavvuf ,içten dışa
dıştan içe yolculuk ve Hakkın muhteşem esrarını temaşa etmektir..
Mevlana çağlar ötesinden insan ve yaşam okumasıdır..
Serkan Karaismailoğlu