Gökteki Yıldızlar
...buradaki her kelime benim hayatımdan bir kesit. Bu yüzden de tek başlarına ancak sözlüklerde kendine yer teşkil eden bu kelimeler bu yazıdaki konumlarıyla benim adıma muazzam değerlere sahipler...
"Bütün kitaplarımı yakmaya karar verdim. Sonra anladım ki, o zaman neyi yakacağımı da yazmam gerekecekti." - Franz Kafka"
"Bütün kitaplarımı yakmaya karar verdim. Sonra anladım ki, o zaman neyi yakacağımı da yazmam gerekecekti." - Franz Kafka"
...buradaki her kelime benim hayatımdan bir kesit. Bu yüzden de tek başlarına ancak sözlüklerde kendine yer teşkil eden bu kelimeler bu yazıdaki konumlarıyla benim adıma muazzam değerlere sahipler...
İlkbaharın güzel bir günü. Odamın penceresini aralıyorum. Gökyüzü berrak mavi bir tül gibi kentin üstünü örtüyordu. O da ne!... birden uzunca zamandır merak ettiğim konukların geri geldiklerini fark ettim...
Anılar resim gibidir gerçekten. Bayram anıları, hayata dair güzelliklerle şekil alır içiniz de biraz umutsuz da olsa...
Ve anlıyorum..Bıçak gibi kesiyor beni, hayat devam etmeli..Aslında herbirimiz için yatağından sevinç içinde fırlamak o kadar büyük bir mucize ki..Anlamıyoruz.
Yola koyulmak hep cazip gelir bize. Her nereye doğru koyulmuşsa insan… Gitmek belli ki bir eylem, bir yapma’lar toplamı. Bir duygu da sayılmaz mı? Bir yaşanış, bir hal? Yalın bir hal mi? Hayır. Yalın halde bir şey yapılmaz, durulmaz bile, var
Ne bildiğimiz , ne bilmediğimiz hakkında pek çok söz söylendi. "Düşünüyorum , öyleyse varım" dendi. Acaba bu varlığı kanıtlamaya yettimi ? İşte bunları sorguluyorum...
'İfademizde çocuksu bir yan vardı, sanki hemen öncesinde onun böceklerinin kanatlarını koparmışız gibi...'
Tarihin tozlu sayfaları, kibir ve kudretin baş döndürücülüğüyle yoldan sapmış ve bu yüzden Tanrı tarafından yerle bir edilmiş imparatorlukların ibretli hikâyeleriyle doludur.
Unutmamalı ki, kibir ateşten bir gömlektir, onu giyeni yakar.
Hiçkimseye yazıldı bu mektuplar, belki birgün biri "kimse" olur da okur diye, içinde aslında cevabı kazılı sorular var
iliklerimize kadar işlemiş olan soğuğu yeni demlenmiş, sobanın üzerinde tısır tısır öten çaydanlıktaki taze, sıcak çaydan başka ne ısıtabilir ki?
Bir yağmur danesinin kar piramitlerine davetiye çıkarmasının adıymış, kış.
Nefeslerin buhur buhur çöreklenmesiymiş genizlere.
Ve hasretin ılgıt ılgıt esmesiymiş denizlere.
...ders çıkarmaya çalışırsak aslında hiç ummadığımız güzel sonuçlar elde etmeyi başarabiliriz. Bunların hepsi hayata bakış açımızla ilgilidir.
“Her bir insan bir asmadaki üzüm tanelerine benzer, önce olgunlaşacak ve sonra üzümün kabuğunu yırtması gibi kabuğundan çıkıp şıraya karışacak.”
Hala çocuktuk, hala aynı oyunlarda zaman öldürüp, ne ihtilal sonrası Türkiye’si, ne Özal’lı yılların atılımı ile ilgilenmiyorduk...
Seninle paylaşmak istediğim ilk konu tamamen kendi sorunum ve belki de benim gibi bir çok insanın sorunu. Kendimize güvenmemek ve korkak olmak.
Mahir Ünsal Eriş