Son Perde
...Sanki nicedir heyecanla beklenen o meşhur oyun gelmiş gibiydi buralara. İnsanlar toplanmış, haykırışlarını alkış yapıyorlardı, son perdede yere düşen büyük oyuncuya yada benim uyuyan kahramanıma.
"Yarınlar, bugünün dünleri gibidir; sadece biraz daha pahalı." - George Bernard Shaw"
"Yarınlar, bugünün dünleri gibidir; sadece biraz daha pahalı." - George Bernard Shaw"
...Sanki nicedir heyecanla beklenen o meşhur oyun gelmiş gibiydi buralara. İnsanlar toplanmış, haykırışlarını alkış yapıyorlardı, son perdede yere düşen büyük oyuncuya yada benim uyuyan kahramanıma.
Hayatta sürekli kaybetmenin çaresizliği içinde tutanabileceğimiz tek dal, mucize arzusuyla yaşamak mı?
Şehrin yükseklerini sis bürümüş , nem havaya yapışıvermişti. Bulutlar hüznün güze ait olduğunu unutmuşçasına belleksiz bir ıslaklıkla yok oluyorlardı.
Mevsim at kestanesi ağaçlarının kalan son yapraklarını da döktüğü ve incir ağaçlarının gövdelerini beyaza boyadığı, koyu güz mevsimi Ege’de. İncir ağaçlarını bilir misiniz? Hepsi birer aksesuar albenisiyle çıkıverirler karşınıza. Sanki bilinen bütün
Bu ne güzel bir keyif değil mi? İnsanın kendisindeki pozitif gelişmeleri gözlemleyebilmesi...
Makinist olanca kuvveti ile sireni asılırken; istasyon şefi ise etrafı kolaçan ediyordu, hayat istasyonunda kalan yolcu var mı diye. Sonra ölüm hızıyla hareket etti tren…
Hayatın uzun labirentlerinde dolaşmıştı yaşlı ruhu. Hataların damgaladığı yüzlerce hayal kırıklığıyla adımını atmıştı yaşama. Olgunlaştıkça öğrenmiş, öğrendikçe yalnızlığa düşmüştü. Ve şimdi, bir zamanlar hovarda olan yüreğinde bir melankoli, kıpır kıpır
Gezmeyi severim ben. Gezmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, yeni yerler görmeyi çok severim. Öyle uzun yolculuklar, şehirlerarası, ülkeler arası seyahatler falan değil bunlar.
Herşeyin bir sonu vardır.Ben sondan başladım..Başladığım yerde bitirmek istedim,fakat bitiremedim.Devamı gelecek umarım..
Hiç bitmeyecek gibi gelen uzuun tren yolculukları vardı hayatımda. Bir şehirden başka bir şehire değil bir yürekten başka bir yüreğe hiç değildi...sadece istasyondan ayrılma vakitleriydi...
ümit ve korkuları ile, heyecan ve heyezanları ile, öfke ve sevgisi ile, mert ve namertliği ile, acizliği ve hırsı ile ne tuhaftır insanoğlu...
Varlığından şüphe eden bir insan varolabilir mi? sorusu ise belirtmek isteğim karmaşıklığı su yüzüne çıkartıyor. Varlığını fark etmeyen insan yokken, yokluğunu hissetmeyen insan yok olmaya mahkum oluyor.
Serin bir hava vardı. Belki herşey için çok geç, belki de herşeyin yeni bir başlangıcıydı. Soğuk esintiyi iliklerine kadar hissetmek ve bilmek bişeylerin değişik bir yöne doğru ilerlediğini umarsızca... Ne yapmalı?!??
Aslında ne garip belki de milyonlar