Sahte Cennetlerin Yaşandığı Gece
Gömleği, kiraz lekeli çocuk; Dere kenarındaki yabanıl otlardan, çicek demetleri getirdi... Sevdi
Papatyalardan yapılmış bir tacı, başına taktı.... Sevdi.
"Yazmak, aslında var olmayan okurların iç sesidir; ve en büyük ironi, bu sesin sizi yazar yapmasıdır." — Umberto Eco"
"Yazmak, aslında var olmayan okurların iç sesidir; ve en büyük ironi, bu sesin sizi yazar yapmasıdır." — Umberto Eco"
Gömleği, kiraz lekeli çocuk; Dere kenarındaki yabanıl otlardan, çicek demetleri getirdi... Sevdi
Papatyalardan yapılmış bir tacı, başına taktı.... Sevdi.
her aşk esasında bir tek kareye sığmakta demişlerdi bir kez. Geçmişe dönüp baktığınızda aklınızda kalan tek bir sahneden başka bir şey değildir
1987-1988 Öğretim Yılıydı. Günlerden 23 Nisandı. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlayacaktık. Bayramın heyecanı günler önceden sarmıştı beni. Törende; aylardır çalıştırdığım Halk Oyunları Ekibi, okulumuz adına gösterisini sunacaktı. Yıllardır köy i
Bazen hayatın ne kadar karmaşık olduğu karşısında yıkılıp kalıyorum.Karmaşık ve çözülmesi çok zor olan.......
Ben bir Balık burcu mensubuyum ve üstüne üstlük kadınım. Kafası çalışan bir kadın hatta. Ve biraz fazla çalışan bir kadın bazen. Biliyorsunuz balıklar çok yönlüdür. Hımm aslında ona çok yönlü değil çok
İnsanlara verdiğimiz ve insanlardan gördüğümüz değeri belirleyen öğeler maddi dünyanın içinden ne kadar olmalıdır? Ben buna olabildiğince az diye cevap veriyorum.. Çünkü hayattan şu ana kadar şunu öğrendim ki elimizde olan tek şey hislerimiz ve düşüncelerimiz.. Bunun dışında kalan herşey hayat izin verdiğince gelişir, oluşur..
Senli yüreğim daha da ongun...
Çünkü geleceğin mesut düşlerini
mavilerimde sen sakladın...
Beni sevginle, şefkatinle sen donattın...
Araya başkaları girdi, roller değişti. Başkalarına “sevgili” dedik, “el ele” gezmeler oldu caddelerin kaldırımlarında, kaçamak ve sahte bir öpücük oldu yaşama sığdırdığımız mülteci hayatımız. Hepsi aşk suretiydi. Aşk yalnız “ikimiz” deydi!
Bugün çocuklarımıza çeşit çeşit oyuncak alıyoruz. Fakat bizim çocukluğumuzda yaşadığımız mutluluğu onlara yaşatamıyoruz. Onlarda bir doyumsuzluk var. Eksik olan nedir
aşkın kuralları varsa da
aşksızlığın nedeni kurallar olmalı mıdır?
kimin koyduğu, kimin uyacağı kurallar?
Meğer ne çok adam edermişsin sen, adam olmadığını anlamadan öncesine kadar... şimdi bakıyorum geçmişe, o da en az senin kadar yalan-dolan...
geri dönerler eninde sonunda, dönüşler güzellikle dolu olurmuş eğer hala bir bekleyenin varsa.. ya yoksa??
Yazgı'ya göre kaybetmek değildi bu ikisi için de..
Vazgeçmekti belki birşeylerden, sevdayı daha fazla yıpratmamak, daha çok üzmemek uğruna.
Bitmesi gerekti, bitmeliydi. Üç mevsim yaşadığı aşkına o gün, o ikinicibahar günü yaşlarıyla son verdi.
Sevmişti bu kısa yalnızlığı, onu üşüten yağmuru ve sessizliğin içinden gelen buhran dolu kendi sesini, düşüncelerini.