"Yazmak, bir hayaletle güreşmek gibidir; kazansan bile, elinde kalan sadece soğuk bir boşluktur." Franz Kafka"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
Herkese merhaba; İyi bir roman okuyucusu olduğumu söyleyebilirim sanırım. Ancak bu kadar iyi romanları okudukça yazdıklarım hep çöp kutusunu boyluyor. Bu zihin dağınıklığı ve kompleks tasarılarımı gerçekleştirmeme izin vermeyecek gibi geliyor bana. Şöyle yazdıklarıma baktımda buna bir de çelişkileri eklemeliyim:)
?
Fantastistan
Edebiyat Tartışmaları
Yaygın şekilde bilindiği üzere en kaliteli ve kapsamlı Fantastik çalışmalarından bir tanesi Todorov'un Fantastik adlı eseridir..Bu eserde fantastiğin yapısıyla ilgili bilgiler vardır. . Bizde Fantastik daha çok batı mazlemesiyle beslenen bir tür bana göre. Son zamanlarda fantastik öykülerle ilgili küçük bir araştırma yaptım ve bizdeki birçok öykü/romanın batılı anlamda bir alt yapıya sahip olduğunu gördüm. Kendi adıma hiç fantastik alanda yazmaya çalışmadım,ama yazanlara sormak istiyorum:"Yerli unsurlarımızı fantastik öyüklerde nasıl kullanabiliriz?" Not:Son dönemde İhsan Oktay Anar'ı ve kısmen Elif Şafak'ı yukarıda bahsettiğim yazarların dışında tutuyorum.Bana göre başarılı bir fantastik çizgisi var bu yazarların..
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Biz bu filmi daha önce görmüştük.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
İzedebiyatı çok kısa bir süredir takip ediyorum. Önceden sık kitap okur, kendi çapımda öyküler yazardım. Altı ay önce eşimi kaybettim. İzedebiyatla rasgele tanıştım. Bir çok değerli eser ve yazarla tanışma fırsatı buldum. Bahsedeceğim öykü, Mamıd. Yazarı Semih Süren. Öyküyü 'tombala' sütünunda gördüm, ismi ilgimi çekti. Belirsiz bir zamanda, sanırım Samsun'un bir köyünde geçiyor. Günümüzde olağanüstü sayılabilecek olay içeriğine bakılırsa, öykünün zamanı bir yetmiş sene öncesi olması lazım. Ne bileyim bana usta bir yapıt gibi geldi. Bir kaç alıntı yapacağım: Yazar, öykünün tanımında şöyle bir söz kullanmış, "Epik biryel esse kilimi yaldızlanır Anadolu'nun..." Şahsen, İstanbul tarzı ve batı üslubundan sıkıldım. Anadolu'ma ait bir şeyler okumak, Anadolu'mu tadığ koklamak istiyorum. Seçtiklerim: "Atlar dönüyor dönüyor, kişnikleri ay ışığında parlayıp sönüyor. Ağı gibi bir korku sinmiş köylüye. Herkes yorganı çekmiş başına kurşunları dinliyor, bu boran gecenin bitmesini bekliyor. Yavrusu olan analar, yavrularını ılık memelerine bastırıyor, kurşunları duymasın fukaralar diye inceden nennileniyor. Nennilerine bile zift gibi karanlık korku sinmiş. Taze bir gece yeli alıyor, koyağı, tepeyi, çalılıkları, pıtır pıtır dökülen dut ağaçlarını titretiyor. İncirler yeli yeyince yağmur yağarmış gibi bir ses çıkarıyor. Köylü saatlerdir ilk olarak sevince kesiyor, deli kurşunlar yağmıyor artık. Aydınlık varmasa da gecelerinin üzerine pul pul ışıklar yağıyor. Başlar yorganların altından çıkıyor. İncir yaprakları yağmur olup yağıyor. Köy, bu yalancı yağmura sığınıyor, dal budayan acı kurşunları duymaz oluyor..." Üslubu beni şaşırttı doğrusu. At kişnemelerinin ay ışığında parlayıp sönmesi falan... "Tüfek ay ışığının parıltısında yalımlanıyor, etrafına kızıl, turuncu, yeşil haleler saçıyordu." "Cemil, adamın adı buydu, boyuna avurdlarını şişirip ofluyordu. Oflaması sıcaktan değil, başlarına çöken acı halden dolayıydı. Hamzanın karısı bir testi ayran getirdi, gerisin geri eve döndü. Sıcak durulacak gibi değildi. " Burada ne zamandır üzerinde köpüğü bir ayran içmediğimi düşünmüştüm. Semih Süren bence kendisi bir Anadolu... "Sinekler uğunuyordu. Herkesin kulağının dibinden bızt bızt sinekler şimşek misali çakıp, ıhlamura yukarı uçuyorlardı. Yemyeşil, çelik yeşili bir sinek bulutu ağıyordu tepelerinde. Baş parmak iriliğinde binlerce bok sineği inip inip kalkıyorlardı sonsuz bir gürültüyle. Köylü hissiz, hiç kıpırdamadan, korktukları başlarına gelmiş, ıhlamurun yüksek dallarına bakıyorlardı. " Bunlardan başka bir kör maral hikayesi var öykünün içinde. İnsanın zalimliğine göndermeler var. Bize gelen, eşimin bir arkadaşına öyküyü okuttuğumda, 'Mamıd' isminin, öykünün odak kişisi, dişleri olmayan bir yaşlı kadının 'Mahmud' deme çabası olduğunu ileri sürdü. Semih Süren'e mail attım, henüz cevaplamadı bu konuyu. Şimdilik bu kadar İzedebiyat. Sevgilerimle... Azra H. Ergen
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
balığımı kaçırdım elimden ölem kurtulam dilinden aslı olmadık gölünden bulup getirmeyenininde........ ırmağa vardım ırmak boz bulanık oltamı çözdüm ipim dop dolanık baş dışarda kuyruk suya belenik balık gördüm balinadan büyükçe doğrusu görmedim böyle büyüğü sırtı sandım karşı dağın höyüğü burun deliği var ağaç kovuğu yayınsada bıyığı arşa değikçe parmakların olsa yengeç kıskacı avucla zor kavrarsın yüzgeci iki kol güç zapteder solungacı ağız sorgucu boynuzlu geyikce gözünden tanıdım o idi yine elimden kaçırmıştım giden sene yas tutup deli gibi döne döne su içmiştim üstüne pek soğukça pulu parlar ışıl ışıl ay gibi ağızda dili gerili yay gibi göğe zıplar bir besili tay gibi gözleri var içe çökük oyukça besmele çekip attım ben oltamı diledim yer iğnemdeki taamı hazırlarken heybemdeki baltamı dövdüm sarımsak kabuğu soyukça neden sonra yemi görüp farketti vardı ona demir atıp parketti koparıp ip beni suya garketti ırmağı terketti karnı doyukça teyyareye benziyordu tıpatıp tutamadım onu peşinden yetip bakakaldım ardından çığlık atıp gözlerim buğulu sesim boğukça haberin aldım vangölünde imiş lakap takmışlar adı canavarmış bulup getirsin bir helal süt emmiş şu bağrı yanmışın sesi duyukça başımdan böyle bir olay geçirdim dünya alem haber saldım uçurdum dostlar balık değil aklım kaçırdım derdim var karşı dağlardan büyükçe fakir pan 29 tem 2006
?
Yayınevleri
Kitap Dünyası
İlginç bir metin.. Tebrik ;)
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
Merhaba, Mario Levi'nin yazı atelyesi ogrencileri olarak bir suredir Yazı Degirmenleri adinda aylik sanal edebiyat dergisi cikartiyoruz. Adresimiz: www.yazidegirmenleri.com Yaratici yazarlık dersleri akabinde ortaya cikan bu dergide oykulerimiz basta olmak uzere siir ve kose yazilarina da yer veriyoruz. Disaridan gelecek yazilari paylasmaya da haziriz. Katilimlarinizi bekliyoruz.
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
Merhaba, Mario Levi'nin yazı atelyesi ogrencileri olarak bir suredir Yazı Degirmenleri adinda aylik sanal edebiyat dergisi cikartiyoruz. Adresimiz: www.yazidegirmenleri.com Yaratici yazarlık dersleri akabinde ortaya cikan bu dergide oykulerimiz basta olmak uzere siir ve kose yazilarina da yer veriyoruz. Disaridan gelecek yazilari paylasmaya da haziriz. Katilimlarinizi bekliyoruz.
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
Merhaba, Mario Levi'nin yazı atelyesi ogrencileri olarak bir suredir Yazı Degirmenleri adinda aylik sanal edebiyat dergisi cikartiyoruz. Adresimiz: www.yazidegirmenleri.com Yaratici yazarlık dersleri akabinde ortaya cikan bu dergide oykulerimiz basta olmak uzere siir ve kose yazilarina da yer veriyoruz. Disaridan gelecek yazilari paylasmaya da haziriz. Katilimlarinizi bekliyoruz.
?
Yayınevleri
Kitap Dünyası
öncelikle herkesten af diliyorum, kendimden de, kendini çok kötü hissedenlerden daha çok af diliyorum "Yazmaya kalktığımda tıkanıyorum" -ayağa kalktığımda tıkanıyorum , oturmam lazım. geveledi ağzında kelimeleri ayağa kalktı inadına, isterdi ki herşeyi düşünmesin bazı şeyler reflexsel olsun. “beni takip et “, dedi ruhuna , mutfağa uğramak istemediğini biliyordu, uzun zamandır yemek yememek , knut'a özenmekle alakası yok herhalde... "tam olmasını dilediğim şeyler, yıllık çıkarmak, kitap vs, ben başında beri bunları diyordum, bu site neden yapamasın bunları? " bu sitede oturmaktan vazgeçmeliyim , elinde acemi bir barmen gibi çevirdiği su şişesini oturacağı kirli tekli koltuğun üzerine attı ; - insanlar çok saldırgan , dışarıya çıkamadığım bir siteye mahkum gibiyim, bağımlı gibi , zaruri bağımlılık, ben başından beri bunları biliyordum ... saatin sekizi uğurlamasına itinaden dışarıya çıkmak için hazırlandı cesurca, bir basamak olmalı en azından bu merdivenleri iniş , 2 saat sonra dönecek olsam bile, ( dışarıda farklı ne olbilir ki ? ) en azından çıkabildiğimi ispatlarım , içten her şey geçiyor ama , yapmak ... bir saattir hazırlanacağım 10 olacak akrep neredeyse ve beni sokacak, ayakkabılarım , beni belli etmeyecek bir şeyler , temiz çorapların rengine uyuyacak, uymak = uyumak , sayıklamak = ayağa kalkmak , gri ya ewet grii ayakkabı giymeli ,tekdüze renklerin hepsinin eşcinselleşmesi , gri=gray=gay. " akıl ve kişilik sağlığından kuşku duyduğum sizin gibi bir zatın saçmalıklarına yanıt vermenin gerekli olup olmadığını uzun süre düşündüm. Yazınızı yayınlayan sitenin iddialı ismini dikkate alınca, kısa bir yanıt verme gereği duydum" ilk adımlar çok önemlidir dışarıya çıktıktan sonra bir daha geriye dönemeyeceğini hesaba katmalısın , sitenin içinden çık evet, güvenliğe selam ver, seni ilk kez görmüş olmalarının yüzlerindeki garip ve kuşkucu sekansında uyuma, ipleri eline al bir tinto brass mimiği ver, siz beni tanımayabilirsiniz ama ben sizi tanımakta güçlük çekmedim, üzerinizde üniformalar var ben burada çok eskiyim ... bunu onlara ver, biraz ukala ve iddialı bir ifadeyle ama korkma, onlar zaten kukla bu sitenin kuklaları para ya da başka huzur verici birşey ödeniyor olmalı ( beni takip et dedi ruhuna ve sessiz kal ), evet anladılar. önünde parlayan katlanmış beyaz kağıda takıldı aklı çimenlerin içine gömülecek almazsam elime, kirlenmemiş bir mektup olmalı " akıl ve kişilik sağlığından kuşku duyduğum sizin ...." - bu da ne böyle ? sanki yazılar yankılanıyor, kime yazılmıştı "isa kantarcı" bu site de oturuyor olmalı , ama postacı bunu nasıl düşürmüş olabilir ki "...sorumsuzluk ve gayrı ciddilikle saçmalama tutumunda olamaz. Sizin tutumunuz tam da budur. Edebiyat Dünyası; Telos Yayıncılığın ve Zafer Yılmaz'ın yayıncılık anlayışını ve edebiyat karşısındaki duruşunu iyi bilir. Ancak... - zafer yılmaz diye bir şahıs , ismi isa kantarcıdan daha karizmatik ama , bu siteye yeni bloklar da eklenmiş ben dışarıya çıkmayalı yıllar olmuş olmalı. gayri ihtiyari site güvenliğine uyguladığı teknikle köşede soğuk su satan çocuğa da selam verdi, -çocuk muhtemelen deli olduğunu düşünmüştür. -sen susar mısın biraz , uzun zamandır dışarıya... neyse beni takip et. -hep aynı bahane. mektuba takıl biraz daha bence , işin içinden kötü şeyler çıkabilir. pano mu , bir pano ve altında piano , kuyruklusundan hem de, kuyruklu yalanlarda vardır, peki bir kuyruklu yalanla , kuyruklu piyanoyu yanyana koysak ? evey yalan piyanosu oluyor. -pano da ne yazıyor , "İzedebiyat, benim vazgeçilmezim " ...... ..... çok ilginç -nedir ki vazgeçilmez olan ? birşey vazgeçilmez olabilir mi ? vazgeçilmez olursa kendi isteğinle bırakmadığını anlatır , - haklısın vazgeçilemez olabilir ancak, - vazgeçmek iradi bir söylem, vazgeçilemez ise buyruksal değil mi? - haklısın , yine çok konuşuyorsun ama doğru konuşuyorsun. daha 200 metre bile olmadı evden uzaklaşalı ama görüyorum bir yığın çılgınlığa dönmüş her dörtgen. “ Merhaba Arkadaşlar Ben de bu siteyi yeni keşfettim ” Ve panonun altında birbirinden farksız bu mesajlar , her gün belli ki buraya taşınanlar oluyor , nüfusumuz artıyor, bir gariplik var değil mi neden buraya geliyorlar -bana sorma gevezeliğimle tanınmaktan bıktım. “ kurmacaya davet” okudun mu yazanı ? burada neler oluyor allah aşkına , karanlığa yavaşça dalsam mı acaba , belki ilerde yanlış hatırlamıyorsam bir tekel büfesi olacaktı , açık mıdır ki bu saatte ? -selam, içerde genç sarışın adam izlediği eski filmden sıyrılıp bacaklarını yazarkasanın üzerinden indirdi alelacele.” Merhaba siz bu saate kadar açıkmıydınız “ - evet açığız . -burayı yaşlı bir adam işletiyordu daha önceden , bazen de gelini oluyordu. - aaa onlar burayı bize devredenlere devretmişler, siz uzun zamandır uğramıyorsunuz galiba. -evet başka bir yerdeydim. - umarım artık gelirsiniz , biz de yeni devraldık burayı bilmiyorum bakalım ne olacak, -hımmm cd falanda satıyorsunuz galiba , - burada raftakilere daha rahat bakabilirsiniz isterseniz , onlar kutuda olduğu için … - hııı evet fena filmler değil, hatta ilginç 7. mühür ha - ingmar bergman , bilir misiniz. - evet biliyorum , eee bu da ne böyle ne yazıyor “piano of liar “ - yalan piyanosu -ingilizce biliyorum sağol, bu ne ? nasıl yani ? -o film daha çekilmedi , bilim kurgu galiba ben de henüz izlemedim , her şey yerli yerine otursun beynimde izliycem keyifle , siz, neden garipsediniz ? şaşırdınız sanki , gülümsedi sarışın bok… bu bir “andrei” mimiğiydi hatta “andrei rublew “ mimiğiydi -bu bir tartovsky mimiği bayım , ben iki bira almak istiyordum. - ama daha fazlasını aldınız galiba, biranızı da veriyim. Her şey yüzünü karanlığa dönüyor , parkın ışıkları zayıflamıştı saat 12 ye secde ettiğinde, düşünerek 2 saat geçirmişti ve daha da geçireceğe benziyordu. Terli ellerine cebinde sıkıntıdan buruşturduğu mektubu aldı. "İnsanın fikri ne ise zikri de o olur" derler. Dolandırıcı ve vampir bir yanınız olmalı ki, bu tür iftiraları başkaları için de sıradan bir nitelik olarak algılıyorsunuz.” Zafer Yılmaz Mektubu yazan adam ve yazılan adam arasında ne tür bir alıp verememe durumu var ki acaba ? kim bunlar böyle her yeri TV deki saçma programlara benzetiyorlar, garip uğursuz selamlaşmalar, yalancı piyanolar, güvenli dediğimiz site gerçekten benim için güvenli mi acaba ? yüzünü yere çevirip birasını açtı , hala değişemeyen tek objeydi cam şişedeki biranın kapağı şu anda, çakmağını cebine koydu sadece sigara yakmaya yaramıyordu tüm kötü alışkanlıklarına yardımcıydı bu çakmak ; sigara yakmak, bira açmak, sivri ucuyla sırtını kaşımak, bir gün kendini yakmak belki. Gözü silik-silik zemine kilitlenmiş yazılara takıldı , resmen badana fırçasıyla şunlar yazılıydı : Sen kimsin? adın ne senin? nerdensin, kimlerdensin? çıplaksın; nerde! gömleğin. ... by yağmurcu. şimdi gerçektende bu şiir çok hoşuma gitmekle birlikte ... çıplak gömleksiz bir arkadaşın nereli olduğunun adının kamil remzi fevzi olmasının önem derecesinin yangında üçüncü derecede kurtarılacak eşya niteliğinde oluyor olmuş olması sebeb itibariyle … -susma artık tamam , ne düşünüyorsun olanlar hakkında ? -sonuncusu delirmiş bence , ilginç olmaya çalışmaktan öteye geçememesi çok ilginç. -ama tedirgin ediyor. -senin de ne kadar sağlıklı olduğun tartışılır ama. -en azından savaşmıyorum kendimle, -savaşıyorsun bunu söylerken bile savaşıyorsun, -haklısın, -herkes bir yerlerde kirli bir savaş veriyor, senin başın dönüyor . kendi durumunu unutup beni yalnız bırakarak diğerlerine takılıyorsun. Sen de farklı değilsin herkes bunu yapıyor, kendini oluşumun , yapının dışında sayıyor aslında. -ben tam olarak öyle sayılmam, -evet çünkü ben varım, -senden nefret ediyorum. -şimdi başına bela olacak sarışın adam buraya gelmeden uzaklaş , evine git ve hayatına kaldığın yerden devam etmeyi um. - hayatta kalmış mıydım ki ? -hep kalıyorsun. İkisi de büyü gibi aynı anda gülümsedi. - e bira nolacak daha yeni açmıştım. - şu anda bile vakit kaybediyorsun, yalnız değildi evet ama kimsesizdi , daha doğrusu kimseli değildi ruhu kimse sayılır mıydı ? adam kalkarken yine de gözü birasına takıldı ,aynı zamanda küçük çimenliğin üzerindeki ağaca çivilenmiş ; “melekler geçti kel bahçe “ hemen ardından duvara işeyen sokak çocuğunun yırtık tişörtünde : “gözlerine dalmak calypsonun “, j bloğun penceresiz kalan tarafındaki reklam panosunda : “üvey sevgili” yol kenarına atılmış bir ayakkabı markası : “bir olmak” t bloğun güneş enerjisi toplayıcısında : “ itiraf ve kalp çarpıntısı” siteye doğru yol alan lüx bir kırmızı mersedesin plakasında : “bir avuç sen bir parça ben” yazıları flaşlar gibi patlamaya başladı. Heryer her şey onlardan oluşuyordu , burası neye dönüşmüştü , . Güvenlikten hızlı adımlarla geçerken imajları umursamadı ama : - aa siz de mi bu site de oturuyorsunuz çok güzel. Sadece ruhunun duyabileceği şekilde lanet olsun diye fısıldadı (“ sana söylemiştim “ ) -erken kapatmışsınız galiba dükkanı. -bence siz erken eve gidiyorsunuz , biranızı bu kadar çabuk mu içtiniz ? - …. - bakın ilgilendiğiniz filmi aldım yanıma bu gece izlemeyi düşünüyorum. -aklınızda her şey yerli yerine oturdu o zaman . -evet sayenizde .. - bu da ne demek oluyor? “Sen neden susuyorsun” diye fısıldadı ruhuna -filmde oynayanlara bir göz atarsanız ne demek istediğimi anlarsınız ? bakışlarım sendeliyor sanki , oynayanlar : nida isa kantarcı zafer yılmaz pan türk fulya engin baran Yurdakul Didem akın Peri sim eldivenoğlu ve tüm iz-site sakinleri yazan ve yöneten : kuzey darıcı dehşeti artmaya devam ederken cd nin arkasını çevirip konusunu okumaktan alamadı kendini : etimi yemek istiyorum artık, kendimin dışında bakacak başka birşeyin tadı kalmadı. hiçbirşeyin tadı kalmadı. yeraltı, karanlık, şopen , gece-dem, hepbiz birbirimizi izleriz bu kuytularda. ayıp flütler çok eşli şarkılar ve insanlıktan yavaş yavaş sıyrılan boynuzlarımız. haşim , enis, boris, dördüncü harfleri "i" leşmiş bu karanlık perde piçleri... takma adların kahramanı. beni nerede bulacağını bilenlerin pek uğradığı biryer değil yine de yatağımın kültablası . imla yanık kokusu, vicdan muhasebesi ve gevşemeyen aynı alışkanlıklar damardan körleşerek alınan cin darbeleri , aydınlığı elinin terslemesiyle soğuran parmaktaki yaramın izi .... can yakar... yanık kokusu , dolaba iteklenmiş ızgara, ne zaman doymamış bir güvercine fısıldasam kanatlarımın ne kadar uçmaz olduğunu muhakkak beni nerede unuttuğunu hatırlayacak biri vardır gibi geliyor , yine de beni nerede bulacağını pek bilenlerin uğradığı bir yer değil burası , tecavüz öğretmenimin dişlerinin arasında kalan, insanlığını hatırlatan, öğleyemeği kuşbaşı kelaynak, tülperdeden sıralanan sünnetlik kabuklu başlar , denize beyaz elbiseyle gece dalanlar , yol ortasında yolun yolluğuna çıldıranlar , vajinası ısırılanlar ve okaliptus cennetinin gizli kolombiyasında gerdan kıran embriyolar, sesleniyorum aslında ama herkesin buna yetecek aklı yok , kanatları yolup aşağıya bırakılmanın zamanı , beni nerde bulacağını bilenlerin pek uğradığı bir yere dönüyor yavaş yavaş burası … -koş kooooooooooooooooooooooooş evine döööööööööööööööööööön ,( seslenir aklına ) film yere düşer , yerden alırken sarışın adamın gözleri maviden mora döner, -izlemene gerek yok senin filmin zaten, neler olduğunu en iyi sen biliyorsun , mırıldanır ama herkes duyar. -evden hiç çıkmamalıydım. - evden hiç çıkmamalıydın. - kapa çeneni ! Soluk soluğa ğ bloğun demir kapısına yaklaşırken yavaş-yavaş yavaşladı, rahat sakin kısa adımlar , kapıda seni özenle izleyen kalabalığı görmezden gel lütfen , kim bunlar … 1. kişi yaşlı teyze. 2. kişi askerden dönen, şapın etkisini yeni atlatmaya çalışan bir şair. 3. kişi muavin. 4. kişi kızın manitası. 5. kişi ha bire sigara içen bi dallama. 6. kişi kolonya içen iyi insan. 7. kişi ikinci kaptan. 8. kişi kızın ta kendisi 9. kişi hep ağlayan bir bebek 10., 11., hep bir ağızdan basamaklarda kalan kayıp kahramanın yüzüne yapışır sözcükler : SİZ NEDEN YAZMIYORSUNUZ ? HEM BU SİTEDE KALIYORSUNUZ ? Pençeler ileriye uzanır , dışarıya çıkmanın anlamı bazen tekrar içeriye girememektir. - beni takip et , der usulca ruhu, “ bundan sonra ipler bende “
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
öfke.. greve gitmeye hazırlanan işçilerden en ateşlisi ve en genci duvara dizili onlarca şarteli kuvvetli tokatlarıyla indirir ya aşağıya..bu mu acaba içimdeki öfke.. hayır,şimdi anımsıyorum.babamın beni çocukluğum yüzünden o büyük elleriyle yüzüme,boynuma,sırtıma vurduktan sonra arkasını dönüp gitmesi ve benim arkasından dişlerimi birbirine kenetleyip birgün büyüyeceğimi kendime söylemem..böyle bir öfke var içimde..size karşı kesin ve sert bir öfke.. izedebiyata üye olduğum gün dört çalışma gönderdim.nasıl olduysa dördüne kabul edilip yayımlandı.sevineceğime neden şaşırdığımı birkaç cümle sonra anlayacaksınız.daha sonra ki günlerde onlardan daha iyi bulduğum iki çalışmamı daha gönderdim.iki gün sonra iki çalışma daha..etti dört.iki gün sonra nete girdiğimde umudum birkaçını sayfamda görmem.karşıma üç çalışmam çıktı,yani "biri yayımlanmış üçü beklemede" böyle dedim.ama baktım ki yok o biri sayfamda.tamam dedim beğenilmedi sanırım,ileti gönderirler "değerlendirmeye alınmadı"diye.aynı gün iki çalışma gönderdim.etti beş.bir sonra ki gün geldiğinde eski üç çalışmanın buhar olduğunu yine sayfamda olmadığını gördüm.tabi ben yine bir ileti bekliyorum,"imla hataları,değerlendirmeyi geçmedi"diye.ama yok.. iki gün sonra moralsız girdim izedebiyata.ne görsem iyi,diğer iki çalışmayıda cinler almış götürmüş.sanırım toplam altı günde altı çalışma gitti,birtek elveda demeden.anlamadığım üyeliğin birinci gününde dört çalışma yayımlanır ama altı çalışmanın teki dahi ortada gözükmez.daha beğenilmedi.neden bir ileti gönderilmiyor.. şunu düşünün..şiir düştür.ve insanlar buraya düşlerini yolluyorlar.ama ortadan kayboluyor hepsi..şiir alıntı bile olsa gönderen paylaşım mutluluğunu yaşamak için izedebiyata tıklıyor.bunu onların elinden aldınız diyelim,elinden aldığına dair üç kelime hakkı bence."üzgünüz değerlendirmeyi geçemediniz" öfkemde ne diyeceğimi bilmiyorum.sadece içimdeki o çocuğun öfkesini hissediyorum..kınıyorum
?
Öneriler
Kitap Dünyası
Leyle Erbil "Cüce" ve "Üç Başlı Ejderha" Tezer Özlü "Yaşamın Ucuna Yolculuk" Hüsnü Arkan "Uzun Bir yolculuğun Bittiği Yer" Sevgiler... Selda.
?
Roman Eleştirileri
Edebiyat Tartışmaları
Merhaba Tek kelimeyle "okuyun" derim, hayata ve insana dair her şeyi bulacaksınız. Turgut Özakman "Korkma İnsancık Korkma" Bilgi Yayınevi
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
-------------------------------------------------------------------------------- Sen kimsin? adın ne senin? nerdensin, kimlerdensin? çıplaksın; nerde! gömleğin. ... by yağmurcu. şimdi gerçektende bu şiir çok hoşuma gitmekle birlikte ... çıplak gömleksiz bir arkadaşın nereli olduğunun adının kamil remzi fevzi olmasının önem derecesinin yangında üçüncü derecede kurtarılacak eşya niteliğinde oluyor olmuş olması sebeb itibariyle ... esaasen... nereli olduğu hakkında kafamızda mikro düzeyde de olsa fikrii kırıntı olmayan kişinin kimlerden olduğunu sorgulamamızın.. burnumuza konup kanını emmekle iştigal eden herhangi bir sivrisineğe yönelteceğimiz - hortumunuzu ne kadar ustalıkla kullanıyorsunuz daha önce bu alanda bir ihtisasınız varmıydı inanın konduğunuzu bile anlamadım ancak zzzzzt diye bu kadar yaygara koparıp diğer arkadaşlarınızı da buraya çekmenin anlamı ne rekabet ortamsız tekelci bir liberal ekonomi ile işi götürme daha akla yakın değilmi sizce muhabbetinden bile içerikce bedbaht olduğu görüşündeyim... gerçektende geçenlerde bu güne değin en sevdiğim hoşuma giden şiiri yazmış arkadaşım serdengeçti ( sahi nerde o?? yoksa kendisinde keşfettiğim parlak istikbalin farkına varıp kasap beğendiği deriyi yere çalar tihniyetiyle bir kaç küçük eleştiriyi onun kendini daha ileri zıplamalara hazırlıyacak geri çekiliş dizini yere büküş olduğunu sezemedimi?? lütfen devam etsin o arkadaş ben kendisindeki dehaya yetmiş milyonda bir rastladım) bağ bostanda yaşasın cumhuriyet tavuklar çiçek açtı ellerinde bohaça derken bir şairde olmazsa olmaz gözlem metoduyla doğayı olduğu gibi aktarma yerine geniş dekor desenle süslerken biz elimizde adamın cıplak oluşu dışında gözlenir olguya rastlıyamadığımız için milyonlarca çıplak içindeki farkı ne diye kendimize soru yöneltir ağlayıp çıplaklığına gözyaşı dökme için daha elle tutulur gerekçe neden sebeb sonuç ilişkisi arar şairin soru sorması ardındada cevabı alamazsak topluma ayna tutması gereken şairin üstündeki sır tabakasının döküldüğü cam gibi kalakaldığı iyi yansıtamadığı neticesine ulaşırız.. o için bence şair giden kişiyi öyle bir sorgulamalıki biz onların nerde nasıl hangi vakit karşılaştıklarını karşılaşmaları diyaloğa girmelerindeki sebebi anlıyabilelim misal.. - dağlarda geyikmisin şalvarda peyikmisin (işleme) selam sabah vermedin allahtan büyükmüsün dur be adam yokmu anlağın çukur var önünde kırabilin çömleğin hani nerde senin gömleğin delimisin sarhoşmu ayıkmısın cevab beklerim sorumdan kıllanırsın nerelisin derim dellenirsin sağa sola sallanırsın çamaşır makinesimi yayıkmısın .. gibi kişi hakkında soru sormamıza neden olan sebeb gerekçeleri kavrayabilelim yanıt gelmese bile adamın içki kokusunu beş kilometre öteden alabilelim .. tüm buna rağmen hoşuma giden şiirde gömleğin altında atlet varmıydı varsa askılımıydı boğazlımı markası neydi kirlimi temizmi şiire daha sonraki aşamalarda ilave edilip tadından yenmez kıvama getirileceği beklentisi ile şaairimize hürmetlerimi sunarken naacizane bir dörtlük yohusam yeni bir şekispirmi yetişiyor bütün sinirler beyinde başlayıp beyinde bitişiyor mıknatıs koydum yanyana nasılda itişiyor ayağım sızlamakta sırtım gidişiyor isilik yaptı sırtımı bu pamuklu atlet işporta malı ucuz şey ne kadar naalet babanı kanını yerde koma hamlet git sende onun babasını katlet iş konuda değil şairde şiir olabili bi atlet.. şeklinde değersiz şiirimide kel alaka ilave eder sevgilerle ey halk milletim
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
ayrılıklar boğazıma dizilmiş kussam fırtına sansüründen geçer bira markalarının bar bar türküler mavinin umuduna reklamı oymuş turistik bohemler bu nasıl memleket demeye hakkım yok güler bankalar susuyorum kuşlar kırık dal sevinçlerini birleştirinceye dek
Başa Dön