"Bilim o kadar ilerledi ki, yakında hiçbir şeyin mümkün olduğuna inanmayacağız." - Oscar Wilde"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
bagada girerim bostanada girerim bogayida salarim siir sanati yaparim okuzede dalarim danayada dalarim turksel hatli nokyasina yukledigi saaaban papucu yarim cik disariya oynayalim melodisi sesiyle cevap vere basip cikan babasina yemin billah edip ders calistigini ifade eden .. inanmazsa komsularinin kizi kendisi gibi yedi yasindaki sebneme sormasi icin - dur sebnemi veriyom inanmazsan ona sor buba diyen saban ... sebnem babasini ders calistiklarina ikna ettikten sonra telefonu kapatan saaban... bir hayli ders calistiktan sonra kafalari kazan olan .. hayatlarinin henuz baharinda ..henuz yedi yaslarinda... ana okulu sonrasi okul hapisanesine kapatilip okul cikisindada ders calismaya mahkum edilmeden onceki gunlerine olan ozlemle...arkadasi sebnemide kendi gibi ayartmaya calisan ..bir bebenin .. saabanin.. cocuksu duygulari piril piril saf temiz hisleriyle yazilmis su siirin eriskinlere bir sey vermiyecegi basit kacacagi asikar.. tabak gibi ortadadir.. o icin 16 yasindan buyuklerin okumamasi uhulet ve suhuletle istirham olunur ricaa edilir... EVCILIK kabak tadi verdi artik ogrencilik butun gun ders calismak ev odevcilik gel bugun yapalim adam sendecilik gir kolumada evcilik oynayalim paletimiz yok resme yapsak hocalik aletimiz yok acsak tandir bacalik ben pijamami giyim sense gecelik gelde karikocacilik oynayalim sobayi yakalim yangin cikaralim urbalarin yanarmis gel cikarayim hortumumla yanik yerin yikayayim hadi itfaiyecilik oynayalim sen uzat gazoz kapagindan kovayi ben salarim kemerimden makarayi sen kuyu getirsen bende minareyi kos kuyu minarecilik oynayalim mahsuscuktan bayginmis gibi duruver sonra ben uzanayim sen oturuver basini gogsume dogru yatiriver ayakli sandalyecilik oynayalim acayim sana muayenehanemi uykulu gozlerle sorayim yinemi? siyirip etegini vursam ignemi gel hastayla doktorculuk oynayalim..
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
kirk yil gezeyim cunup cenabetlikle kahpe kalles pinarindan gusul almam oleyim ister kisir ataletlikle soysuzdan sutu bozuktan nesil olmam turk ogluyum hamurum yogrulu mertten kansizca candan dost edinmem namertten koyun degilimki bir yigili etten yanlizca kandan kemikten hasil olmam acliktan olsemde koparmam o uzum devrilsem yuzukoyun tutmasa dizim kana bulansa kipkizil olsa yuzum velhasil arsiz utanmasizdan olmam sahi merdani inse yaninda kalmam kevser sarabi olsa elinden almam zalimle safa durup namazim kilmam bak asil tanri tanimazdan olmam
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
adami gozunden anlar bilirim cakarim kofteyi evliyse saayet gozde isil isil bir bakari vardir gayet sorunsuz geciriyorsa gun ay yili haftayi mutlak koynunda misil misil bir gulbesekari vardir mevlayi ararken leyladan gectim hayli daglar astim dag basinda kanadi kirik bir basina yanliz kustum dustugum uzak yollar gibi gonuldende ayri dustum bombos kollarim gibi gonlun ne kazanc ne kaari vardir heyhat beyhude yanlizlik serde ah ile gecti omur ah ne bir avciligi ne bir av nede şikarı vardir eyvah gonul hanesinde ne kasi kara gozu komur su fakirin ne canan ne leyla nede nigari vardir merdiven kurulur egri duvara kalkip duz basilmaz can cikip yigit olmeyende duvarina saz asilmaz mevla buyuktur ey kul kerimdir haktan umut kesilmez esinden ayrilmis dul hic evlenmemis bekari vardir ............................................... ARKADASIM SEN ANLIYORMUSUN HUOP ACIKLARMISIN ALOO YANIT VERSENE by jeton ................................................ once sen bana yanit verir isen olurum mesut bahtiyar olurum mutesekkir bende sana yanit veririm hemide ederim cokca tesekkur kisi neye sahip olmali neye etmeli sukur??? ARKADASIM IZAN NE DEMEKTIR NE DEMEKTIR TEFEKKUR?? ya zararli ilac olsa pirospektusune bakmadan icip ole yazsan neye varir bunun sonu kendi yazdigini kendin okumazsan tost dediginde bence cift olmali kasar kim olursa olsun kisi haddini bilmeli hududunu bilmeli beser anlasan ne olur yada ne olur anlamasan ey ruhu katran ey kalp gozu kor kisi izani zifti zifiran kantar gerekir insanda olcmeye tartmaya kantar hani ya senin terazin metren?? hani sende miizan?? acik kalmasin sise bari tipa mantar marangoz ciraklikla baslar ise ondan sonra yontar sana siir dizerim ugrasir didinirim kalirim icinde kanter birde aciklama zorunda kalmasin bu zavalli panter(k) bahceye vururlar kazmayla capa sinek kacar agzina agzini kapa aksama pisir ye patates lapa cinlendirme beni dellendirme... git ocakta koze ufle kullendirme....
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
İki gündür boğazımdan tek lokma geçmedi. Öyle açım ki; başım dönme dolap gibi dönüyor. Gözlerim kararıyor, Sokakta bayılmamak için kendimi zor tutuyorum. Midemi kurtlar kemiriyor sanki. Daha önce böyle açlık hissetmemiştim. Dayanmak gerçekten çok zor. Ellerim nasılda titriyor allahım. İnsanlar yanımdan nasılda umursamazca geçiyor. Hiçbirisinin umurunda değilim. Karnın açmı? Diye soran bir allahın kulun yok. Dizlerimde takat kalmadı. Bari kaldırımın kenarına oturayım. Böyle daha iyi ayakta duracak halim kalmamıştı. Şimdi biraz daha rahatım ama bu açlık beni öldürecek. Hey gidi eski günlerim hey. Burnumda tütüyor, eskiden ailemle yemek yediğim mutlu günlerim. Sofrada bir tek kuş sütü eksikti. Çok mutluyduk. Hep beraber sofraya oturur duamızı eder yemeğimizi yerdik. Sofrada benim yerim belli idi. Kimse yerime oturmazdı. Bana saygıda kusur etmezdi eşim, beni çok severdi. İş çıkışı çocuklarım yolumu gözlerdi. Yemekten sonra onlarla oynardım. Çok güzel günlerdi. Bana eşimden hatıra kalan o günler. Güzel günler erken bitti. Eşimi kanserden kaybettim. Sonrasında kendimi bir daha toparlayamadım. Ne olduysa ondan sonra oldu zaten. Kendimi içkiye verdim. İşten çıkar bara giderdim. Sabahlara kadar içer eve bile uğramadan tekrar işe dönerdim. Bu durum aylarca sürüp gitti. Patronum birkaç defa uyardıktan sonra işime son verdi. Daha da perişan oldum. Sadece işten kopmamıştım. Aylardır çocuklarımı da görmüyordum. Benim yokluğumda kız kardeşim çocuklarıma bakıyordu sağ olsun. O da olmasa ne yapardım. Kendimle beraber onlarıda ateşe atardım. Neyse onların durumu şimdi iyi. Bu benim en büyük tesellim. Herşeyimi kaybettikten sonra artık çevremin yüzüne bakamaz olmuştum. Bir akşam üzerimdeki elbiselerimle terk ettim oraları. İzmir’e gittim. Bu kalabalık yerde tanıdıklarım görmeyecekti beni ve ne kadar acı çektiğimi bilmeyeceklerdi. Uzun yıllar böylece yaşadım. Dilenmeyi de öğrenmiştim sokaklarda. İnsanlardan para istiyordum. Onlarda isteyerek yada istemeyerek bana ceplerindeki bozuk paraları veriyorlardı. Başlarından defetmek için üç beş kuruşun hesabını yapmıyorlardı. Parayı alınca gidip içki alıyordum. Parktaki ulu bir ağacın altına uzanıp geçmişimi unutmak için sızana kadar içiyordum. Yıllarım sokaklarda geçti farkında olmadan. Artık gençte değildim. Saçım sakalım bembeyaz olmuştu. Derim ise kırışmış kumaş gibi. Artık sokakların soğuğunu daha çok hissediyorum. Yanlarım soğuktan ağrıyordu. Dilenecek gücümde kalmamıştı. Bedenimin eridiğini hissedebiliyorum. Eski günlerimi özlüyorum. Oturduğum kaldırımın kenarında birden içim geçti. Yüz üstü düştüm. İnsanlar yanımdan geçip gidiyordu aldırmadan. Ben ise acı çekiyordum yattığım yerde ve karnım çok açtı. Bir ara, Hayal meyal baba diyen birisinin yaklaştığını hissettim. Ama artık gücüm tükenmişti. Erdal Akkoyun
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
İki gündür boğazımdan tek lokma geçmedi. Öyle açım ki; başım dönme dolap gibi dönüyor. Gözlerim kararıyor, Sokakta bayılmamak için kendimi zor tutuyorum. Midemi kurtlar kemiriyor sanki. Daha önce böyle açlık hissetmemiştim. Dayanmak gerçekten çok zor. Ellerim nasılda titriyor allahım. İnsanlar yanımdan nasılda umursamazca geçiyor. Hiçbirisinin umurunda değilim. Karnın açmı? Diye soran bir allahın kulun yok. Dizlerimde takat kalmadı. Bari kaldırımın kenarına oturayım. Böyle daha iyi ayakta duracak halim kalmamıştı. Şimdi biraz daha rahatım ama bu açlık beni öldürecek. Hey gidi eski günlerim hey. Burnumda tütüyor, eskiden ailemle yemek yediğim mutlu günlerim. Sofrada bir tek kuş sütü eksikti. Çok mutluyduk. Hep beraber sofraya oturur duamızı eder yemeğimizi yerdik. Sofrada benim yerim belli idi. Kimse yerime oturmazdı. Bana saygıda kusur etmezdi eşim, beni çok severdi. İş çıkışı çocuklarım yolumu gözlerdi. Yemekten sonra onlarla oynardım. Çok güzel günlerdi. Bana eşimden hatıra kalan o günler. Güzel günler erken bitti. Eşimi kanserden kaybettim. Sonrasında kendimi bir daha toparlayamadım. Ne olduysa ondan sonra oldu zaten. Kendimi içkiye verdim. İşten çıkar bara giderdim. Sabahlara kadar içer eve bile uğramadan tekrar işe dönerdim. Bu durum aylarca sürüp gitti. Patronum birkaç defa uyardıktan sonra işime son verdi. Daha da perişan oldum. Sadece işten kopmamıştım. Aylardır çocuklarımı da görmüyordum. Benim yokluğumda kız kardeşim çocuklarıma bakıyordu sağ olsun. O da olmasa ne yapardım. Kendimle beraber onlarıda ateşe atardım. Neyse onların durumu şimdi iyi. Bu benim en büyük tesellim. Herşeyimi kaybettikten sonra artık çevremin yüzüne bakamaz olmuştum. Bir akşam üzerimdeki elbiselerimle terk ettim oraları. İzmir’e gittim. Bu kalabalık yerde tanıdıklarım görmeyecekti beni ve ne kadar acı çektiğimi bilmeyeceklerdi. Uzun yıllar böylece yaşadım. Dilenmeyi de öğrenmiştim sokaklarda. İnsanlardan para istiyordum. Onlarda isteyerek yada istemeyerek bana ceplerindeki bozuk paraları veriyorlardı. Başlarından defetmek için üç beş kuruşun hesabını yapmıyorlardı. Parayı alınca gidip içki alıyordum. Parktaki ulu bir ağacın altına uzanıp geçmişimi unutmak için sızana kadar içiyordum. Yıllarım sokaklarda geçti farkında olmadan. Artık gençte değildim. Saçım sakalım bembeyaz olmuştu. Derim ise kırışmış kumaş gibi. Artık sokakların soğuğunu daha çok hissediyorum. Yanlarım soğuktan ağrıyordu. Dilenecek gücümde kalmamıştı. Bedenimin eridiğini hissedebiliyorum. Eski günlerimi özlüyorum. Oturduğum kaldırımın kenarında birden içim geçti. Yüz üstü düştüm. İnsanlar yanımdan geçip gidiyordu aldırmadan. Ben ise acı çekiyordum yattığım yerde ve karnım çok açtı. Bir ara, Hayal meyal baba diyen birisinin yaklaştığını hissettim. Ama artık gücüm tükenmişti. Erdal Akkoyun
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
Yorumunuz için teşekkürler Şükran hanım. Yeni başlayan birisi olaarak daha yolun başındayım. Zamanla daha iyi olur umarım.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Değerli arkadaşlar, iz.edebiyat adlı forumun önemli sorunları olduğunu hepimiz son zamanlarda daha da sıkça belirtiyoruz, dile getiriyoruz. Katılımcı arkadaşlar arasında bazıları, sorunların olduğundan bahsetmekle kalmıyor, sorunun kaynağını somut örneklerle de belirginleştirip ortaya koyuyor; kimi arakadaşımız ise sorunlara çeşitli çözüm önerilerinde bulunuyor. Kanımca, bu durum çok yararlıdır. Gerçekçi olmamızı zorunlu kılan bir durumdur aynı zamanda. Dört saattir konuyla ilgili son iki ayın yazı ve iletilerini gözden geçirdim, okudum. Ortaya çıkan tablo, hem umut verici, hem şaşırtıcı göründü bana; ağırlıklı olarak şikayetler "işlevsellik" ana başlığı altında toplanabilecek konu etrafında kümeleniyor (az okunma, yazıları sayfalara ekleme, güncelleme, teknik ve donanım araçları vb.); "nitelik" artırımı konusunda ise çok çok az sayıda ve düşük sesle bir talep söz konusu (Diren beyin sıkça vurgulamaya çalıştığı yönde "edebiyat" konusunda bir yönelim olmalı). Bu durumda, katılımcıların talep, öneri ve eleştirilerini iki ayrı ana kümeye bölerek tartışmanın sürdürülmesi gerektiği açıktır. İki tartışma kanalındaki veri ve içerikler öncelikle birbirinden büsbütün ayrı ve bağımsız tutulmalıdır bence. Somut bir ifadeyle: A - Teknik ve donanım bakımdan nasıl bir işleyiş istiyoruz, gereksinimiz nedir bu konuda, neler yapılabilir? sorunun peşine düşen bir tartışma ortamı ile B- "Edebiyat" bağlamında bu site neyi hedefliyor, ilkeleri var mı, daralma mı olsun, genişleme mi, derinleşme mi vs. gibi "kuramsal" içerik ve konuları ele alan bir tartışma ortamı ayrı ayrı ve kendi içinde belli bir süre zarfında zenginleştirilmelidir. Bu tartışmaların her birinin kendine göre bir "sekreteryası" bile öngörülmelidir (tartışma içerik ve verilerini, çözüm önerilerini, pekişmiş ortak kabulleri vb. ilerlemeleri kayıt edip koordine eden bir "kurum" gibi). Aksi takdirde hep aynı sorunlar tekrar tekrar ele alınıp sanki ilerlemeden uzak bir sakız çiğnemeye yol açabilir. Bu iki tartışma gruba belli bir tahhahütle katılma durumu söz konusu edilmelidir bence. Yani; tartışmayı düzenli olarak izlemek ve eleştirel bir bilinçle katılımcılığı sürdürmek yönünde bir kararlılık olmalıdır. Bunun için kendine özgü "odalar" (çemberler) açılabilir; çemberler kendi tartışma ilkelerini (içerikleri ve savları değil) ilk günlerde kendisi için belirleyip bunları "ilan" eder (sonradan tartışmaya katılanların işlevsel bir katılımını olanaklı kılmak için). Sekreteryalar her bir tartışma aşamasının sonuçlarını toparlayıp herkesin onayını aldıktan sonra ilan edebilir. Böylelikle tartışma hep aynı yerde seyretmekten kurtulup dinamik bir süreç olarak sonuca doğru yol almayı olanaklı kılar. En önemli tartışma "tekniği" konusu veya boyutu kanımca şu noktada: İz.edebiyatı yönetenler zaten var, onlar olanaklar, zoruluklar, içerikler, sorunlar vb. gibi konularda hem deneyime sahipler, hem karar alma yetkisine sahipler (bunun bir olumsuz durum olduğunu söylemiyorum, aksine...). Tartışmaların sağlıklı ve gerçekçi yürüyebilmesi için, her bir aşamada hep yönetici arkadaşların devrede olması, bilgi akışını koordine etmesi gerekir. Bir tür "hakem" konumunda durmaları gerekir kısacası; bu da onlara ayrıca külfet olarak yansıyabilir. (bir bakıma iki ayrı tartışma grubunun ileriki safhalardaki seyri zaten birbiriyle kesişecektir, işte bu kesişmeyi planlamak ve öngörmek gerekir..bu bakımdan zaten bir "ara" konum, yani "hakem"lik kaçınılmaz görünüyor. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir: şimdiye kadar sunulan iletilerde o kadar çok tartışma verisi, öneriler, sorun saptama çabaları vb. yönünde iletiler var ki, bunların hepsini toplayıp bir bütünlük içinde koordine ederek de çok önemli bir yol alınabilir, yapılmalıdır da; bunun için de aramızdan bir çekirdek çalışma grubu oluşturulmalıdır. Sonuçta, nerede olduğumuzu, ne denli ortak kabuller doğrultusunda "organize" olabileceğimizi, hangi olanaklara sahip olduğumuzla birlikte hangi yönde kendimizden katarak zenginleşebileceğimizi net bir şekilde görmüş oluruz. Bunun yararı da sonsuzdur kanımca. Ben kendi adıma bir tartışma grubu içinde yer almayı tahhahüt ediyorum. Kendi bilgi ve becerilerimi göz önünde tutunca da, ister istemez "kuramsal" tartışmada yer almak durumunda olduğumu belirtebilirim (teknik konularda çok acemi talep ve önerilerim olur sanırım). Ayrıca haftanın iki gününü "sekreterya" işleri için ayırmayı da şimdiden tahhahüt ediyorum. Fakat, salt kendi başıma hiçbir şeye karar vermek de istemem, ilgili arkadaşlarla hep ve en basit konularda dahi görüşerek kendimi katmak isterim. Ortak akıl ve ortak düzenleme ruhu, en akıllı (tekil ve ben-merkezci) akıldan üstündür benim gözümde. Son olarak: bütün bu tartışma öneri ve serzenişim, hirarşik bir yapıya özlem olarak algılanmasın lütfen, aksine...hirarjiden ancak katılımcı özerk (ve aynı zamanda sorumluluk üstlenen) bireylerin varlığı ile uzak kalınabilir. Herkese sevgiler, saygılar. Suyel
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Değerli Arkadaşlar, herkesten çok, ama çok özür dilerim. Dört beş haftadır (hastlıkla ilgili) özel hayatımda ciddi sorunlar yaşadım, hala yaşıyorum (kendim değil, Babamla ilgili). Bu arada, site içindeki editörlük olsun, sitenin daha verimli ve işlevsel hale gelmesi ile olsun, çeşitli açı ve yerlerde adım geçmiş; öncelikle beni düşünmeniz ve aranızda görme eğilimi göstermeniz, inanın, beni çok etkiledi ve onurlandırdı. Birkaç yanlış anlamayı düzeltme gereği duyuyorum; fakat şu an pek müsait değilim; en önemli yanlışlardan biri, benim editör olmamla ilgili konudur. Değerli Kamuran hanım beni veya yazımı yanlış yorumlamış, ben editörüm demedim o yazıda; aksine değerli Kenan'ın kendi işlerine de artık biraz zaman ayırabilmesi adına kendisine destek oldum, yardımcı oldum ve elimden geldiği kadar sitenin ilkelerini gözeterek okuma işini üstlendim. Sonra çeşitli sorunlar nedeniyle (bunların arasında özel hayatımda sorunlar da vardı), Kenan'ı "yüz üstü bırakmak" gibi kötü bir seçenek seçtim. Ben kendimden utandım diyemeyeceğim, ama çok da kendimle gurur duyabileceğim bir şey yaptığımı da söyleyemeyceğim, maalesef. Sitenin durumu ile ilgili genel düşüncelerimi Kamuran hanıma aktarırken, işin köklü ve katılımcı bir anlayışla çözümlenebileceğine dair inancımı dile getirmiştim. Bir (veya birkaç) editör yerine (niye illa da bir isimlendirmeye sıkıştıralım) belli ilkeler doğrultusunda toplanan dinamik bir çalışma grubu oluşsa, daha makul olur diye düşünüyorum. Kasılmalardan uzak, emek vermeye kesin -her kötü tepki de dahi- kararlı, iyi niyetli ve zamanı nispeten bol olan arkadaşlar mutlaka katkılarını genel foruma sunmalıdır. Bu anlamda en "huysuz" arkadaşların (dahi)eleştirilerini de alınganlık vesilesi yapmadan, hep söylenen veya söylenmek istenen ve dile gelen talepleri açıkça içine sindirmeli, gerektiğinde dinamik yapı gereği yeni düzenlemelere açık olmalıdır. Ben bu bakımdan böyle bir grubun içinde yer almaktan onur duyarım. Yeter ki; açık ve ağır tartışmalar sonunda ilkeler demeti konusunda bir ortak kabuller ve olurlar zinciri ortaya çıkmış olsun; aksi takdirde yine herkes kişisel kaygılarını (ki bunlar da önemlidir kuşkusuz) genel işleyişin önüne koymaya başlayabilecektir. Ben şimdi akşama kadar bu konuda son zamanlarda neler tartışıldı gözden geçireceğim. Bir aydan fazladır bu siteye giremedim, son kez Kamuran Hanıma yazdığım ileti için girmiştim. Bundan sonra daha etkin bir şekilde (ama herhangi bir isim altında değil, sadece katlımıcı etkin, çalışan bir üye olarak) sitede olurum. Şimdilik hepinize saygılar sevgiler. Suyel
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
yazarlar, şairler ,site ve sorunlar... izedebiyat üyelerinin sitede dolaşma sıklığının azlığı ve her zaman girmeyişleri eserlerin okunma sayısında doğal olarak azalmalara sebep oluyor-muş... ki öyle. sorun bence sitenin kullanılabilirliğinin zorluğundan kaynaklanıyor. çünkü sitede okumalar kolay, yazı ekleme işlemleri zor...e böyle olunca günde 2-3 saat nete giren çoğunluk yazılarını eklemeye zaman ayırmak zorunda kalıyor, okumak daha külfetli geliyor...ki ben buna çetin bir örneğim. ekliyorum sonra çekip gidiyorum. bence izedebiyat çehresini değiştirmeli ve bütünüyle kullanılabilir bir site oluşturmalı... atılan linklerde bile sorun yaşanıyor. okur üyeliğine sanırım 1 yıl önce kayıt olmuştum, işte tam bir yıldır yeniden kaydolmayı bugün başardım, içimden gelmedi yani...ikincisi benim yazar üyeliğim varken ve üye girişinde "yazar üye adresinizle ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz" -okur üyeliği hakkında söylüyorum- denilirken bu girişi asla başaramadım... galiba benim bir yazar üyeliğim yok bu durumda:) her neyse teknik hatalar düzeltilir ve site daha kullanışlı hale getirilirse sanırım daha güzel olacak...ki bunun için emek sarfettiğinizi biliyorum ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum...siz yoksanız biz de yokuz:)
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
sayın editör birinci şikayetim yazışma bölümünden mesaj yazamıyorum,onaydaki şiirler yine uzun bekliyor.bunun bir standardı yok mu bileyim.ne kadar sürede onaydan çıkacagını.1 hafta mı 2 hafta mı veya herkesin haftada bir şiir yazma hakkı olsun ama yazılınca bari onayda çok beklemesin.inanın artık yazma istedigim kayboluyor.yazsamda sitede yayınlasam mı diye düşünür oldum her gün şiir onaydan çıkmış mı deyip merak etmekten ve her sefer hüsranla çıkmaktan bıktım yılgınlık gelmeye başladı.tabi beni anlamak için benim gibi yazıp beklemeniz gerekir. bu bir teknik aksaklık mı yoksa fazla yazı yazılmasını engellemek için mi anlamadım tabi lütfedip aydınlatırsanız memnun olurum.tabi görüp yazmaya deger görürüseniz teşekkürler
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
ilk romanını yazmak için aralık bir kapı , aralanacak bir kapı, ya da yüzüne çarpılacak bir kapı arayanlar için hazırlanmış forumun bu bölümünde ilgisiz ve alakasız şeyler yazan tüm arkadaşlara (yok çift kişiliklilik sorunu , yok güncellenmeyen yazılar vs. vs. ) kurşun geçirmez yelek takmalarını öneriyorum... zaten bunları tartışacak forum bölümleri varken neden bu öze sadakatsizlik ? bu arada ben de buraya yazmak zorunda kaldığım için aflara sığınayım ( rahşanınkinden olmasın ) ilk roman en keyiflisi olmalı bu yüzden belki harcamamak için bu keyfi herkes bekliyor , en iyi yol göstericiler ise havada kalan tekniler değil bence, sanırım iyi yazarların ilk romanlarına bir göz atmak yumartadan başımızı çıkarmamızda yardımcı olacaktır ya da rotayı güneye mi çevirmeli ?
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
http://www.mortaka.com/ 'Genç Güverci' adlı şiirim yayınlandı................ şimdi bunu buraya yazmak hoşuma gitmiyor ama yazdım, e bilinsin.
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
Sevgili edebiyat dostları;yazar olmak isteyenler ,ben nasıl yazar olurum ?sorusunu önce kendilerine sormalılar.yazar olacak ya da adını koyalım "romancı"olacak kişi kendi ruhunu,duygularını sindirecek duruma gelmişse,Oğuz Atay'ın dediği gibi "Ben bir ızdırabı olandım ve yazmalıydım"demeye başlamışsa o artık kendi kuytularında yalınızlığıyla baş başadır ve yazarlık başlamıştır;yoksa internetlerde,kimse kusura bakmasın,ben nasıl yazar olacam,diye yola koyulanlar şimdiden kaybetmiş durumdalar. acı ama gerçek... Şahsen ben iyi bir romancı olmak için ordularımı toplamaya başlıyorum.O ordular ki bütün gücüyle donanmalı ; harfler,kelimelere kelimeler ete kemiğe bürünmeli .Ben nedense yazarlığı Tanrıyla bir hesaplaşma olarak görmüşümdür.Ona ;ölümü,sonsuzluğu,küçük bir çocuğun hayinca öldürülüşünü ,aşkı... sormalıyım sorup da cevapsız kalınca gene sormalıyım uykularını kaçırmalıyım insanların.YAZARLIK FİLOZOFLUK ister;ama çok çeşitli roman türleri var mesela macera,polisiye....hangi türe ilgi duyuyorsanız onda yoğunlaşılmalı bence.
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
kulaklar ruhun kol agizlariysada gozler yakasi dolayisi ile en fazla kirlenen bolgesidir... gercektende gozun gordugu her haksizlik vicdansizlik her pespayelik pasaklilikla kirlenen ruh dogasinda barindirdigi gozyasi ile bir nebze nefes alip kendini temizlemekle lekelerini cozmekle birlikte.. kulagimiz isittigi her kotu soz hakaret igrenc ses ile harekete gecip dogasindan salgiladigi salgi ile tek yikamada elden ciksin diye gozun yakin arkadasi gomlegin koltukalti burun ile el ele verip cevresindeki curumuslugu kokusmuslugu atmak isterce sinuzitlerini parcalarca bunyeden salgiladigi salya sumuk bogazdan verilen hickirik inilti feryat ses dalgasiyla iri kutleleri parcalama telasiyla.. dogal arindirim mekanizmasi harekete gecip beden tam otomatik bol kopuklu zangir zangir calissada bilincsizce soguk suda az deterjanla yikanan ruh zamanla bedeni eskitir yorar.. ardi sira gelen basagrisini dindirecek ilac diye sarinilan siridaklik utusu ile yuze gecici format neseli goruntu kazandirilirsada ... envai cesit hokkabazin fink attigi kanallar suursuzca zaplanip yaraya merhem aranirsada .. hayat bu tur arinim arayisi .. kirlenim ... sonra tekrar arinim arayisi arasinda gidip gelmeler olarak kabul gorup oyle bilinsede zamanla bastirir tamtamlariyla uzuntu eza stres migren falan fistik ... yamyam korkular icli duygular gibi... gercektende uygun olmayan yikayici su sicakligi ayarlanamamasi yumusatici katilmamasi ruhu erken yipratir... birgun kollari gogse dogru kavusturmamizla koltukaltlari caaaart diye gidiverir..... gercektende icerde ne var ne yok diye az duraksadigimiz ani kollayan ruhsuz tezgahtar gercekten durustse buyrun nasil yardimci olabilirim sabalakligi ardina gizledigi nasil yonabilirim durtusunden uzak tezgaha siraladigi rengarenk desen desen urba icinden bedenime sivamak icin aldigim herhangi bir tanesini boy boy icinden secdigim alelade bir deli gomlegini sirta gecirmemle yilisa yilisa elinde bir ayna tutup inanin cok yakisti bedeninize cuk oturdu yalanciligi serefsizliginden vazgecmeli kendi ceket ic cebi astarina sakladigi saf bir cocuksulukla birde sunu deneyin dis gomlek altina diye ruhuma ne tur gomlek giymeme yardimci olmali... dunya nimetlerinden yararlanabilme karsiliginda cogunluk hissesini seytana sattigimiz ruhumuzun kirlenmesinde suphesiz en buyuk etken tenkolojik gelismeler ta ta ta tari tari diye bi avaza haykiran arabalar makineler plot plot plot diye tepemizde baykus gibi pervaneleri donen helikopterler...trafik sorunsali carpik kentlesme bozuk duzen velhasil yine bu duzen icinde balik kasasi gibi ustuste demirinden cimentosundan ic edilmis apartmanlara istif edilmis hele birde karanlik gece yolda giderken mezarlik yaninda uykusu gelmis olmus olup bari sabaha kadar gel benim misafirim ol hayir benim ol diye tedirgin etmesinlerde canlilara bakipda gine en zararsizi dirilere nazaran en sakini bunlar diye iki mezar arasina uzanmis yatan canli kadavra gibi o apartumanin gokdelenin orta katlarindan daire edinme talihsizligine dusmus ust kattaki komsunun banyodan sizan suyu sineye cekmesine ragmen alt kattaki denyonun ikide bir kapiya dayanip car car - kardesim assagisi gol oldu deniz oldu ne zaman yaptiriyorsunuz kenefin tabani.. sozu arasina sıkısmıs sifonu her cektiginde suyun sariltisiyla az serinliyen - ne olurdu bende dahil cektigim anda butun ademiyetten dunyayi temizleyecek sifon halk etseydi rabbim diye dusunen insan faktorunu cendereye almis kuresel isinma ekolocinin bozulumu ekonomik sikintilar su sizdiran saksilar kapanmayan semsiye acilmayan konserve kapagi gibi kaygilar yani sira suphesiz baslica etken yeterince ruha manevi penisilin enjekte edilememesi... giyit hammaddesinde kullanilan son tenkoloji bunyesine statik elektrik yuklenip toz kir pasin gomlege yanasmasina izin verilmemesiyle sorunun bertaraf edilebilecegi gerceginin idrak edilememesi.. daha dogrusu sivrisinek kani emdikten sonra uf olan yere opiiim gecer diye ilac dayama yerine emilmeden ilaca gerek duymadan on teshis tedavi yontemi ile bataklik kurutum asamasina gelinememesi sebebi itibariyledir suphesiz... kendilerini tas sever kaya seve diye tanitan kirli ruhu gibi kirli suratini kamufle edebilme icin nazarsavarlarini ceneden basasagi sarkitmis sekilci madrabaz kazsever tavukseverin cogu yalanci duzenbaz... ellerine firsat gecsin kendi menfaatleri cikarlari icin seni beni herseyi satar bu ahlaksizlar... :0((( meydana cikip kendini heykelci betoncu diye tanitan koca kalcali koca gobekli kendileri kisir kocalari hadim nice oglan sever kiz severcinin cogu niye sevdigini sorgulamayici bilmeyici kuru kuruya kendi duzenini savunucu faikci alici velici cemal kemalcinin cogu kor inat statikci kecilerin teki.... :0((( buldugu her peynir tenekesinden ikisini ustuste koyup hararetli etki edici canevinden vurucu korkorune teslim alici kendi maasa bagli ...yuzeysel suyun ote yakasindaki tatil beldesini cilalayip cilalayip one koyucularin cogu orda hic tatil yapmamis belkide bu yaka biraz islenip gubrelense bahce az capalansa orayi aratmayacak denli guzel bu tarafin farkinda deyil... kendini ilerici aydin diye tanitan bir alay soytari palyancolar.... denenmis sinanmis guclestirmis zorlastirmis geride birakmis kavranamamis...askerde anasina agit dosenmis koy yigidimizin ozden gelen dogalligini yitirten bunu guzel yapan ruhunu yitirten mektubunu kocakafasinda kavuk olmasina ragmen okumaktan aciz agzi acilinca dusgelem imgelem simgelem sembolize mum bolize girdabinda bogulmus kendini birsey biliyor cok sey anliyor halk tarafindan seviliyor anlasiliyor zanneden kirtipiyoz... davinsinin sifreyi okudum cozdum diye el taragiyla sac tarayan kendi sokagi caddesinde evinde koyunde ne konusur ne yer ne icer bu halk bilgisinden yoksun o halkin cebinde uc kurus varmi acaba vakit kaybedip serpelemeye bosluklara diye dusunmez..dunyanin en pahali net servisini kafaya takip bu konuya yonlenmez bu tur tiriviri isaretle ugrasacagina bu millet hasta olup toktura gittiginde derdini nasil anlatiyorsa nettede oyle anlatmali mademki konusuldugu gibi yazildigini savunuyorum o halde benim dedigim dedikcilikden vazgeciyim diye sapkayi onune koymaz.. nokta virgul pirangasina sarilmis birakmam allah birakmam diye atesli vaaz veren turkce elden gidiyormucularimiz son zamanlarda benle girdikleri agiz dalasinda darbe ustune darbe yemis o .. da morarttigim sunu kullanalim bunu kullanmayalimci z.. de senle ugrasmakmi tovbe dedirttigim sahip cikalimci .. maveraunnnehirde seslendigim kok koken ne olursa olsun bize bizlerin seslendigi icin bizim malimiz olmus benimsendigi icin kabul gordugu icin bizim dedigimiz yasayan turkce yazimdan bi haber yazimi kisa cevirdinde guzel guzel olmadikdan sonra istedigin kadar boya mesajindan bir haber her daim oz dilin savunuculugunu yaptigimdan bi haber olup kendini turkce kalasinin donkisotlari sanan dilde kirlenmeye ne kadar karsiysak yabanci kelime girisine ne kadar kapaliysakda sizmis kabul gormuse uvey evlat muamelesi yapmamaliyiz diyen dilde kuru inada karsi cikan turkceye su olmasin bu olmasin diye yasayan turkce icindeki varliga savas acan bagnaz kuru inat yobaz fikrinde o denli zararli oldugunu belirten benim surda uzak dustugum vatan ardinda turkce karekter sorununu asamamam disinda milletin sinede elektrik ark kaynagi ile cift dikis kaynak yapilip yirmilik vida ile vidalanmis celik telle sarilmis ben ... gercektende artik ender rastladigim bir kac catlak ses sahibi kulagimi tirmalayan ebegumecleri.. bari hic tarihtendemi ders almazlar.. gercektende papagan gibi gagalarini her acista - egitimsizlik azizim egitimsizlik diyen entel dantel bozmalari ... dedesi kuvayi milliyeciyken bile arap elifbaasini savunucu latinceyi dislayici statikci dedesi kuru inadi fayda etmeyip latinceye gecince haala harf ustundeki sapkayi yetmis sene savunucu yetmis sene bebe belige hece hece alfabe verip hece manyagi yapici zihniyetin icinden sivrilen bir kac gercek ilerici denenmis sinanmis yanilinmisi ayaga iki numara ufak gelen papucu atip yeni kundura cekmeyi akil ettide az daha nefes alan egitimimize paralel dilimizde az palazlanan her biri orhun abidesi nitelikli benim yazitlari okumaya calisan evin plastik terlikleri hurdaciya satip uc kurus para elde eden komputur basina coreklenen gunumuz gencligi o nokta virgulden kas goz yapip parantezden agliyan gulen adam cikarmayi basarabildigi kendi haleti ruhiyelerini disavurduklari gibi iclerinde selam nasilsiniz iyi ya siz gibi dil becerisi kuranlar.. cinsiyeti sorgulayip yas kac diye ileri giden soylesilere varanlari bile var.. gercektende gunumuz inter net yazarlari oyle hos eserler veriyorlarki parantezden karpuz kabugu gemi yapan tireyi dikine topraga cakip agac yapan sevgilisinin ismini kaziyan yazarlarimiz siir saytalarinda sokagin basi kaldirim sevdigim seni gormeyim oldum gibi olurum bademciklerim sisti uyuyamam turu o kadar guzel eserler veriyorlarki..ve en guzeli su kelimeden sonra ne desem hangi isareti koysam kaygisindan uzak ari turkce ile akici dil yasiyan turkce ile otomatik pilota takiyorlar ve dogru olan bu bence yaani demek istedigim noktaya virgule karsi cikmak deyil kullanmayanada dil sarkitilmamasini rica etme.. gercektende dil o kadar seffaf olmaliki kagidin bu taraftan baktimmi arka tarafdaki yazi gorunmeli..IDDIA EDIYORUM .. hangi yazili eseri alirsaniz alin elinize sivri uclu bir bicakla noktayi virgulu kaziyin kagitta turkce yazisi belirecektir.. SIZ EY dayatim mengenesine sıkısmıs kural kaide koleleri bizim dilimiz degil sizin ruhlariniz kirli ... al o muhtevasiz dandik yazini her yanina her biri ucer okka agirliginda gulle gibi noktalari yuvarla.. harfin ayagina kaymasin diye virgulden takoz koy kacamasin diye sagindan solundan parantezle kitle bolu isaretinden dayama vur...hem konusuldugu gibi yazildigini savun hem soyle yazmis akli evvel biri sende oyle konus cigirtkanligina basvur .. eline bir tombala torbasi al kurayla bir sehir sec onunki olsun cozumune git .. yasayan turkce noktasiz virgulsuz yazildigi kac bin sene onceki kitabedede yerini almis bu gun de dilimizden kopmamis sonra bizim malimiz olmus sozcuklerle isaretsiz kelepce kilitsiz devam edecek bence yerde yer tengri gokte gok tengri nin yerini tanri sozcugu alsa bile.. isaret kesme ac kapa parantez fasa fiso sey nokta ile edbi eser verilseydi yazida yayilan keci patir patir daha cok yazardi bence selam sepet cokca efendiler ey kutsal otuken ormani halki... fakir.. 2 tem 2binalti karaganda nurken abdirova not: bu yaziyi bu gun pazar az camasir yikayim sonra az uzak kaldim memleketle hasret gideriyim isaret elestirisine yanit veriyim diye yazdim sonra kafa esti onu ayri yika bunu utule berikine cevap ver yerine tek suda hepsi elde ciksin diye makineye attim ise yarar varsa sec al coplugunden yaramassa at gitsin copsepete gercektende kafa denen copluk olsun ev denen copluk olsun cope ceviren hep lazim olur diye atmiya kiyilamayan bir turlu terkedilemeyen yanlis fikir yanlis esyadan murekkeptir bence.. gercektende ruh denen de copluge cevrilmemeli arada bir yikanmali arinmali bence az kafa ile el ele vermeli ruh nasil arinabilir bu gune degin giitigim ruhumu daraltan dikenli yol yerine az da gulluk gulistanlik su bahceden geceyim mi acabakine diye dusunmeli ruh ustunden statikonun baskisi kaldirilmali bence sebeb gerekce tabiki esen yelde...
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Sayın Pan Turk'un galiba Türkçe karakter sorunu var. Ama burası bir Türkçe edebiyat sitesi, Sayın Pan Turk böyle yazmak zorundaysa; yazmaktan vazgeçmeli ya da site editörleri sadece uyarmakla kalmayıp yazılanları düzeltmeli ya da yayınlanmamalı. Çünkü markalaşmaya çalışan İzedebiyata ve yazarlarına bu tür özensiz yazılar zarar veriyor. Ben şikayetçiyim. Ayrıca Sayın Pan Turk'un yazdıklarını her şeye rağmen okumaya çalıştım ama içerik ve dil bilgisi yönünden de durumun münkati-ül- reca (umutsuz) olduğunu gördüm... Üst makamlara arz olunur...
Başa Dön