merhaba
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Sevgili İzlenim Topluluğu,
Öncelikli olarak sizleri böyle bir site kurup her kesimden bu konuda kendini geliştirmek isteyen, içinde yazma ateşi ile kavrulan insanlara olanak tanıdığınız için kutluyorum.
Benim sizlerden öğrenmek istediğim, sizlere ulaşan her kitabı yayınlayıp yayınlamadığınız. Kitabın editörleriniz tarafından incelenmesi sonrasında yayınlanması halinde sadece evdeki rafları süslemeye veya eşe dosta gururlanmak üzere verilmeye değer bulduklarınızı da yayınlıyor musunuz.
Ayrıca, yayınlandıktan sonra telif hakkı konusunda nasıl anlaşmaya varılıyor.
Bilgi verirseniz sevinirim.
Sevgiler
Gülçin Latifaoglu
Hardal Biber'in teklifine katılıyorum. Buradan yayınlanmış veya taslak halindeki eser ve çalışmaların eleştirisini yapabiliriz. Böylece bu konuda daha çok bilgi sahibi oluruz kanaatindeyim. Ayrıca bu yolda mesafe almış olanların eleştirileri, bizim gibi yeniler için eğitici ders olmuş olur...
merhaba mevlüt abi
yaşı küçük ve yeni bir üye olmama ragmen benim de denemelerim var.genç bir bakış istersen sorununa sana bir tavsiyem var.öncelikle kendi hayatını yazmalısın bence, tabiki de diğerleriyle harmanlayarak.biyografik yazılarda (özellikle yeni başlayanlar için) konuya hakim olduklarından, dile daha çok önem vermeye uğraşırlar.çünkü ilk düşündüğün gibi yazarsan sana tanıdık gelecek ve beğenmeyeceksindir.kendi gözüne daha şık görünmesi içinse daha çok uğraşacak ve kendi üslubunu oturtabileceksin.daha sonraları roman konusu olarak gözlemlerinden ve ilerisinde hayallerinden yararlanabilirsin.çünkü işin bu raddelere gelebilmesi ustalık hüneri ister.en azından ben böylesini denedim ve bu kendisini tavsiye ettirebilecek kadar özgüveni sağladı
Arkadaşlar,
Forumda roman üzerine yapılan tartışmaları izliyorum.
Yapıcı ve geliştirilmeye açık olduğunu düşündüğüm bir önerim var.
Bu forma katılan kişilerden birinin romanını yada roman taslağını masaya yatıralım.
Bu sayede hiç bir şey yapmasak, bir başkasının yazdıklarını okur; sürekli iz edebiyatta kendimiz yolladığımız yazıları kendimiz tıklamaktan kurtuluruz.
İçimizde kitaplarını yayınlamış yazarlar var. Onların kitaplarıyla başlayabiliriz.
Ey affedilmeyesi insanlık!
affetmiyeceğim seni
ve en nihayetinde kendimi.
Şu alemde her hayvanın var bir sebebi,
Ona göre yaşar.
Biz ne sebebimize karar verdik daha
ne sevenimize.
Yüzyıllardır toprak olduk,
hala ne mutasyon ne av ne avcı...
Bizim yüzümüzde asla gülmez yazıyor.
Ya tatminsiz yaratıklarız biz,
"ya da"sını demeye dilim hala varmıyor.
Aslında açlık grevinde gıkımız çıkmaz,
bir şikayet etmedik bugüne dek hastalıktan ağrıdan,
mızmızlanmak racona ters biliriz,
ama düşünce bazında hep en iyiyiz.
Azla yetinmek yok kafada,
ya devrim yapıcaz
ya devlerin aşkına biber serpicez.
Yani gümbürtü kopacaksa bizden
hep en büyüğünden.
İşte budur bizi yiyip bitiren.
Yoksa sen üstüne alınma
aynı yerden arızalı,
sebebim sen değilsin
hiç biriniz değilsiniz.
Bütün gidişlerimdeki
Terkedişlerin üzüntüsünü,
Varışlarımda hep aynı çocuk coşkusu
Karşılar otogarlarda.
Ne terkettiklerim yakamı bırakır
Ne ben hatıralarımı gömerim gidiş peronlarına.
İçimdeki hat şehirleri ülkeleri bağlar birbirine
3er saniyelik duraklarla
Oysa
Karşılaşacağım kültür şokunun acısıdır
yansıyan kamyon farlarından..
Senin geçtiğin yollardan yüreyemem
bundandır bir türlü yanına gelemeyişim.
Ve ayrıca yürümek de istemem,
Ayakların kanasaydı benim geçtiğim yollarda
sevmezdim seni...
Fikrin benle çürüsün de istemem;
Adım geçmiş olsun,
Şimdi olsun,
Gelecek olsun.
‘ her zaman’ olmasını istemem.
sen kendin ol
ben bileyim kendimi.
Sessiz sakin gün batımı yaşamından
Hevesimizi almışız gibi
Bu yaşımızda, şu kadarcık kalmış enerjimizle
Ne zorlarız zavallı bedenlerimizi.....
Sen üçlü koltuğa uzan
Malum boyun benden uzun;
Ben seni görmeyecek pozisyonda ikiliye
Ve ayaklarımı dikip pencere pervazına
Ağzımı aralayıp bir daha kıpırdatmaya gerek kalmamacasına
Dalıp gideyip
Küçük ayı yıldızına....
Noel Baba’dan bana
Acısız bir ölüm diledim bu yıl.
Şöminem de yok bacası da
Evim de...
Atıversin bana yakın bir yerlerden,
Kimin başına düşecek
Benimkine düşmeyecek de.
Salçasız yemek yiyen kuzeybatılılaşmış soluk halklara,
Anlamsızdır anlatmaya çalışmak
Kıllı Türk erkeklerinin mamutlardan farkını.
Ve canım senin farksızlığını benden ve diğerlerinden
Anlatmak bu kalın kafama,
Çok vaktimi alacağa benzer.
Her gece ölüme yatar gibi yatıp korkular içinde
Her sabah narkozdan uyanır gibi uyanıyorum,
yanaklarımda dün gecelerin acısından kalma gözyaşları.
boğazımı çıkamayan sesler, hıçkırıklar, çığlıklar
tümör tümör kaplamış.
içimdeki patırtıyı yaka paça atamadan dışarıya,
böyle sessiz sessiz ağlamaklı öleceğim herhalde
diye düşünüyorum.
Bu da acı;
ama hayatın gerçeği.
Nasıl yazılmışsa yaşayıp,
öyle yazıldığı gibi ölmek.
sanki ben bir nokta koymaktan acizmişim gibi
sonlara,
yazan yazmış
kendini ne sanmışsa...
Her gece ölüme yatar gibi yatıp korkular içinde
Her sabah narkozdan uyanır gibi uyanıyorum,
yanaklarımda dün gecelerin acısından kalma gözyaşları.
boğazımı çıkamayan sesler, hıçkırıklar, çığlıklar
tümör tümör kaplamış.
içimdeki patırtıyı yaka paça atamadan dışarıya,
böyle sessiz sessiz ağlamaklı öleceğim herhalde
diye düşünüyorum.
Bu da acı;
ama hayatın gerçeği.
Nasıl yazılmışsa yaşayıp,
öyle yazıldığı gibi ölmek.
sanki ben bir nokta koymaktan acizmişim gibi
sonlara,
yazan yazmış
kendini ne sanmışsa...
Okumayanlar için John Steinbeck tavsiyemdir dostlar...
Özellikle ona Nobel Edebiyat Ödülü'ni kazandırmış olan eseri: "Fareler Ve İnsanlar'ı" tavsiye ederim... Tabi ßitmeyen Kavgayı'da unutmamak gerek...
Yazar bu eserlerinde genellikle kapitalist sistemde horgörülen, ezilen işçil sınıfını anlatmaktadır... Eserlerini gerçekçi kılan ise; yazarın üniversiteyi bitirdikten sonra bir dönem de işçilik yapmış olmasıdır...
Dünya devrimci edebiyatının en büyük yazarını okumanızı öneriyorum...