gerçektende ... ben aslında güneydoğu şehitlerine diye yazma istiyorum uzun zamandır... ancak kalkıp mehmet akifin çanakkale şehitleri şiiri gibi güzel hoş bir şey çıkmadıktan sonra kuru kuruya yazmışın neye yarar..
gerçektende kanada çocuklara yapılan vahşet hepsini sollayınca ister istemez cahil cühela bir şey veremiyorum bari şiir yazayım deyip nacizane zavallı bir kaç dörtlük yazıyım dedim amatörce .. ne istediğim kıvama geldi ne devam edebildim .. şimdilik şuraya yazıyım belki benim yerime biri düzeltir şekle sokar yada devam eder.. bi şeye benzetir selamlar..
firaundan kalma eski adetin
tipik bir benzeri eşini gördüm
şaha kalkmış atında şehadetin
otuzyedi minik kuşunu gördüm
kıyıp onan varmı gökçe fidanı
kim görmüş böyle bir zulüm edeni
capcanlı gömüpte onca bedeni
yaptığı kirli pis işini gördüm
işgal altında kurulmuş bir havra
vadedilmiş toprak büyük palavra
ayakta dursada canlı kadavra
lanetlenmiş ruhun leşini gördüm
yatıyordu kardeşiyle beşikte
anası kapının orda eşikte
öğle vakti güpegündüz ışıkta
al kana bulalı başını gördüm
rüzgar esiyordu kanlı saçında
gözyaşı vardı kirpiği ucunda
açık kalmış göz bebeği içinde
ıp ışıl hayali düşünü gördüm
milletler değil uykular birleşmiş
hep yüreklerine korkular yerleşmiş
mehtaplı gece kurtadamlaştırmış
sivrilmiş kulağı dişini gördüm
insanlığın duyulmuyor nefesi
yerle bir olmuş kalkmıyor enkazı
hastalar kabul etmiş ötenazi
prizden çekili fişini gördüm....iyicesaçmalamadımumutederim...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
kuzey kutup denizinde yaşadıklarından dünyadan izole.. lisanı pak gölgesi soluğundan bir haber homurtu somurtu patırtı kütürtüleriyle oraya buraya pençe atarlar.. hiç farkında değillermi demir can ismi ile başlangıç bu şehri moskova yazım kışa çeviridin nehri mavera dışında girdiğim günden bu yana hiç edebi yazım eserim var kaygısı taşımadan o amaç ile yazmadan yanlızca forum katılımcılığı ile şuraya nacizane soluk verip kasaveti dağıtan bana bu antipati niyeykine çok soğunumu yedikine kuzey kutbun öyle donukmu kaldı ki bilmemkine az daha açık konuşsa anlaşılacakta bi türlü atamamışki anlaşılmaz şair derneğine üyelikte ısrarlı bol ana sütü emmiş ancak anadil alamamış izole yerlerde aristokrat dil geliştirmiş ancak yaşıyan türkçeye vakıf olamamış bu adamlar ne der ne söyler benim dilimden öz anadilimden gayrı anlıyan var gelsin beri..
...............
ALLAH DİYEN HOROZ
belki türkçe kırgızca söylemiyordurda kendi lisanınca şaşırdığı esnada allah allah dediği bir gıdaklamacası sert çıkıştığı zaman -tü allah belanı versin rezil mendebur benim haremdeki, tavuklara kadar bulamadınmı deyişi vardır olabilir bu .. geçen yıl abd de florida sahillerinde bir balık havaya zıplamış ordakilere o denli anlamsız şeyler saçma sapan sözler söylemişti hatırlarsanız bilim adamları haala çözmeye çalışıyor.. gee üç piyade tüfeğinin bir parçasını türkler yapıyor... nasa uzay araştımalarında türk horozları çalıştırıyor.. mümkün olabilir bu.. her sabah ezan vakti bütün imamları KALDIRDIĞIDAMI YALAN.. şafakta gökyüzünü kırmızıya boyadığı öğlen vakti güneş tepemizdeyken gölgemizi ayağımız dibine yanaştırdığı mehtaplı gecelerde denizi kabarttığı sonra geri çektiği pırıl pırıl yakamoz şeklinde ibiğini gösterdiğidemi yalan.. bütün horozların suyuna pişen pilavdan çorbadan başka ezan vakitlerinin yanaştığını hatırlatan boynunu kütüğe yatırma teslim etme pahasına vakitli vakitsiz öten gerçek şahımerdan bahadır babayiğitleri vardır BUDAMI YALAN.. bütün horozların türkiyesi bayrağını kırmızıya boyayan kanat tüyleri içinde kırmızı pigment çene leri altında ag pak beyaz gıdıları yıldız gibi sert sivri uclu ibikleri gagdalarında hilal gibi kavisli ay benzeri hilalleri vardır BUDAMI YALAN... bütün horozların ve bütün türklerin fani dünyada bir ecel şerbeti içtikleri vakıt vardır .. ve hangı horoz içerse içsin geride kalan horozlara notasında bağlama düzeninde türkülü yadigar makam bırakıtları fıransız gavuru horozu gibi kokoriko değil .. öz türkçe bir tüüüüğk tüüürü tüüüüürrrrk diye bağırışları vardır BUDAMI YALAN
.................
kırgızistandaki bir horozun kesilmeden hemen önce bizim lisanımızdaki Allah sözcüğünün sesine benzer bir ses çıkartmasına dair bu olayda ilginç olan ayrıntı kırgız köylünün ses kayıt aletinin bulunmasıdır. bunun böyle olması şart, eğer ses kaydı sonradan yapılmışsa şöyle bir olasılık ortaya çıkıyor; horozun boğazına tekrar tekrar bıçak dayanmış ve Allah demesi sağlanıyor. yani hikayenin doğru olması için, yani kayıt yapabilmek için horoz tekrar "konuşturulmuş" olmalı ya da kırgız köylülerin evinde ses ve görüntü kaydı için uygun olanaklar bulunmalıdır. insanın kendisine tanrısının adını anan bir hayvanı üst üste bıçakla tehdit edecek kadar vahşi olmadığını varsaymak gelirdi içimden ama tarih nedense hep aksi örneklerle dolu.
horoz Allah derken dediği şeyin onun potansiyel katilleri açısından öneminin ve çıkardığı sesin kendi hayatını kurtardığının farkında mıydı bilemiyoruz. sadece çok sık duyduğu bir sesi tekrar ediyor da olabilir papağan gibi, sözcüğü bilinçli ve inanarak söylemiş olmasından daha büyük bir ihtimalle. belki de çoğu canlının yaptığı gibi bilinçli ama inanmayarak söylemiştir, sadece bu sözü söylemesinin hayatını biraz daha uzatabileceğini düşünmüştür. diğer yandan horoz o güne kadar daha neler söylemiş olabilir, bu da tartışmaya açıktır. sonuçta horozun söyledikleri içinden insanlar bir tek Allah sesini ayırdedebilmişlerdir. eğer horoz katiline ana avrat sövmüş olsaydı insanlar bunu duymak isteyecekler miydi? hiç sanmıyorum ... by lemi kavşın
.................
kaldı ki yaratılanların en mükemmeli olmuş olduğu söylenen insan oğlu emrine amade kılınmış bir hayvanın... sırf üç otuz paralık şu fani dünyada kalış süresi miadını az daha uzatmak adına bu tür bir duygu sömürüsüne girişmesi bir dilençi edası ile allah rızası için kesme maiyetinde dilekte beklentide kurnazlıkta bulunması horozluk şanı şerefi ile bağdaşmaz bir hadise iken... sırf bu yüzden bile ölümü defalarca hak etmiş iken... sahibi olmuş olan şahsiyetinde .. hayvan karekterini sahibinden alır felsefesinden yola çıkarsak.. horozdan aşşağı kalmaz dünyevi his şehvet tamahı yüklü bu karabulut sağlam olmayan papuç .. lemi kavşının da farkettiği gibi hemen ilk etap ses kayıt cihazı edinip kayıt yapmış horozu ikinci şubedeki mecazi anlamı ile değil gerçekten öttürmüştür ve benim kanımcada defaeten tekerrür etmiş bu vaka sonrası bilumum basın medya kurum kuruluşlara dinletip basın toplantısı açıklama yapan şahsın yakın gelecekte dizilerde reklam çekimlerinde oynatacağı horozunun menecerliğini üstlenip cukkayı götüreceğini görebilmek için müneccim oluyor olmuş olma gerekmektek me memekte dir lerdirler...dir.. gerçektende kaldı ki günde beş vakit cami hapörlerinden allah allah diye bağıran imamı görmezden gelen zındık ehli için bu tür vakayı adi ahvalin artı yönde değer kazandırmayacağı açık iken haala bu tür beklenti içine düşmüş kitabı mukaddesin kendi başlı başına bir mucize iken roma nın kuzeyinde meryem ana heykelinin gözyaşı mucizesi ağlıyan heykel gibi safsata hezeyanlara evsahipliği yapıcak zihniyet çıkacağını sahte mucize seramonileri ile tebliğ edecek sünnet ehli çıkacağını sanmam sanamam.. bu ile birlikte bununla beraber.. şaayet bu iki perdelik oyunun tek aktörü horoz la köylü değil de bizim lügate çeviri yapan trenskripçırlarda var ise şaayet iş içinde uzun zamanlar turk turki cumhuriyet içre yayılmış bir ehli vukuf olarak .. nacizane şehaadetim öz kök türkçede tengri ifadesi dışında genelde arap dilinden giren ifadelerin ora şive aksan vurgusu ile bizim beylik kullandığımız aaların üstüne basarak dilimizi o biçem yuvarlayarak şaklatarak değil aaa..allah şeklinde deyil ibadette ıığllah ığğllaah iilah şeklinde söylendiğini okunduğunu genelde konuşum esnasında boga alah sarstva neba ( çift le ile değil tek le ile) şeklinde ifade edilen .. bu kavramın hiç türkiye türkçesi görmemiş diksiyon dersi almamış horoza nasıl bulaştığını sorgulamamında üzerime vazife aolmadığını bildirme lüzumu olmamakla birlikte... bence sanırsam kanımca bu tür şeylerin olabilirliğini olamazlığını tartışma yerine horozların da bir gün ellerine bıçak alıp insanları kesecekleri günün yakın olduğu şom ağızlığından sıyrılıp ... üzülme sevdiceğim yazılan gelir başayı sabah vakti tüm türk horozları ile birlikte bir ağazdan terennüm ederlerse .. din imanımıza pek getirisi olmamakla birlikte musikimize ivme soluk kazandıracağıda tabak gibi ortada bence...slm spt çokça bolca efendiler ey kutsal ötüken ormanı halkı... fakir..
bu siteye kayıtlı öyküm "İki Yalnız"/ 22 Şubat 2005 tarihinde kayıt edildi bu siteye,
kaç kez tıklanmış: 1736 ,
bir kadın ve erkeğin yalnızlığını dilllendiren bir öykü,
yalnızlığın açtığı çaresizlik, korkaklık....................................................
- şşşt !
- ne var ?
- duyuyor musun ?
- evet mırıltılar var , ama çözemiyorum
- eski peygamberler zamanından bir dil olabilir.
- cahiliyeden mi , aydınlanmadan mı ?
- güldürme beni cevabı biliyorsun.
- uyandılar mı sence ?
- hayır , basit yeteneklerin kazandırdığı hiç birşey olamama durumunda ucuz farkındalık sıçraması.
"uzun, aklı karışık birinini bir şey gevelemesi o, hiç anlayamadım,"
- bu ne demek ?
- uzun , aklı karışık birinin bir şeyler gevelemesi o, ... demek istemiş olabilir.
- uzun boylu ve aklı karışık biri mi oluyorum , ha ha ha !
- hayır uzun boylu , ölü biri oluyorsun , he he, yazıyı kastetmiş galiba "uzun" derken.
"isa kadar karizmatik isim olabilir gafil!"
- burda ne diyor, isa kadar karizmatik isim olabilirmiş.
- belki ; isa kadar karizmatik bir isim olabilir mi gafil ! demek istemiş olabilir.
- haklı olabilirsin.
- çözebildiğin bir yer var mı ?
- dalga geçme ! bu boyuttayken frekanslar değişik gelebiliyor. tabi sen iki aleminde kaşarısın.
- evet , atmosferden çok uzaksın, alışman zaman alacak. yaraların acıyor mu ?
- artık birşey hissedemiyorum acıya ilişkin.
- pençe darbeleri çok etkileyiciydi ama, ölümcül olması kaçınılmazdı.
- öldüğümü daha kaç defa hatırlatacaksın.
- pardon dikkat ederim.
"saçma sapan bir yazı yazdın. çok iyi, böyle devam et ve yıldızın parlasın,"
-" saçma sapan bir yazı yazmışsın", olabilir burada demek istediği de,
- evet ben yazarken şahit olamadığı için rivayet gerekiyor ,
- yavaş yavaş öğreniyorsun , sen yazı mı yazdın , bu arada , şaşırdım .
- yooo , tanrı esirgesin , her boku kuzey darıcı çevirdi.
- evet yakın zamanın düzenbaz piçlerinin düşkünü.
- yıldızlara neden takılmış sence karizmatik isim isa ?
- bence yıldızı kendi içinde bile hiçbir zaman parlayamayacak olanların atık deri uzantısı kelimeler. paraya da çok fazla takılmış yaaa ?
- sıkıldım artık çözümleme yapmaktan, ben diğer bir salıncağa gidiyorum.
- boşlukta sallanmak hoş değil mi ,
- evet , dünyadaki gibi mide bulandırmıyor.
- isa ben hala çarmıhtayım, uğrarsan bileklerindeki yaraların bi çaresine bakabilirim , he he he ,
- burdan neler çevirdiğini anlayabiliyorum, ne çirkef ruhsun uğraşma insanlarla,
- kuzeyden bir soğuk rüzgar içimi dürtüyor, ne yapayım ?
- ....
Sizi alkışlamadan önce "tek ve anlaşılmaz bir laf"ımı açıklamak isterim:
Sn. Ergen'in sözünü ettiği yazarın ne bulunmaz bir nimet olduğuyla ilgili, bu forumda çeşitli "okuyucuların" övgülerine defalarca tanık olduk. Uzun bir aradan sonra bir yenisiyle karşılaşınca, lafı uzatmak istemedim. "Biz bu filmi daha önce görmüştük" klişesi, bu niyetin sonucudur.
Umarım yeterince "anlaşılır" olmuştur..
ben bir yanlışlık yaptım,
Hülya Atakan'ı bir yazar sandım, hayır,
bir yazma heveslisi olabilir ancak, neden derseniz, özgeçmişi boş, kimdir nedir bilmiyorum, sadece gülümseyen bir resmi var, ne yazdı bilmiyorum, yazıları varmış,
olsun,
gülümseyen suratlarla ileri gideceğiz tabiki, koyun öyle suratları ana sayfaya, kalkınır millet. Hitler nazi almanyasında gülümsemeyi şart koşsaydı, belki de yahudi katliamı olmazdı, hülya gereklidir, kıyamete kadar kalabilir resmi orada, kimse rahatsız olamaz,
Hülya Atakan, ana sayfada,
ben bunu geçen aylarda gördüm,
başka yazar yok mu sitede,
düşünmeden edemiyorum, siteyi kuranların bir yakını mı diye Hülya Atakan,
orda neden sürekli bir resim var ki, değiştirilsin sık sık,
bu sitede eşitlik var değil mi,
pan turk ,
gurbetçi acılı vatansever arkadaş
virgülsüz, bitmek bilmeyen, her şeyi birbirine karıştıran,
eleştiriye tahammülü olmayan,
uzun yazılar yazmaya üşenmeyen,
bakayım ne yazmış deyip okumak istediğim ve hemen yıldığım o garip ve hiç anlayamadığım yazılarıyla meşhur arkadaş, evet, sitede en iyi anlayamadığım kişisin,
nokta diye bir şey var, sen henüz haberdar değilsin.
bir imla klavuzu al arkadaşım,
rahatlamak için yazıyorsan, derim ki, çok iyi yapıyorsun ve kimse anlamıyor.
devam et. bir numarasın. sen de lazımsın bize.
kuzey darıcı ,
ne anlattın bilemiyorum,
uzun, aklı karışık birinini bir şey gevelemesi o, hiç anlayamadım,
yok şu isim karizmatik bu değil, bu nedir be ya,
isa kadar karizmatik isim olabilir gafil!
hz isa, insanlık tarihinin en önemli peygamberinin adıdır,
aklı karışık arkadaş, aydınlan!!!!!
saçma sapan bir yazı yazdın. çok iyi, böyle devam et ve yıldızın parlasın,
Azra Halatli Ergen,
ya siz de öykü okumadınız hiç be ya,
yani şaşıracak ne var ki,
ilginç bir şeymiş gibi yazdınız,
bence siz öykü kitapları edinin, ne müthiş öyküler var,
açın gözünüzü,
boşver siteyi miteyi, kitap alın be ya!!!!!!!!
en son ne aldın, kitapçının yolunu biliyor musun,
bi de endamlı mendamlı yazıp -sanki çok iş ettin de- altına da özenle ismini iliştirdin,
gülmeyip ne edeyim, neyse, yine de okumakla iyi ediyorsunuz, aferin size.
bana da.
lütfen alkışlayın bu arkadaşımızı, zeynep gün gibi, tek ve anlaşılmaz bir laf etmedi diye.
özlem demiş ki:
Merhaba,
Mario Levi'nin yazı atelyesi ogrencileri olarak bir suredir Yazı Degirmenleri adinda aylik sanal edebiyat dergisi cikartiyoruz. Adresimiz: www.yazidegirmenleri.com
Yaratici yazarlık dersleri akabinde ortaya cikan bu dergide oykulerimiz basta olmak uzere siir ve kose yazilarina da yer veriyoruz. Disaridan gelecek yazilari paylasmaya da haziriz. Katilimlarinizi bekliyoruz.
isa der ki, sitenizi açıp baktım, kimi maddeler var, korkunç, para bile isteyebilir mişiniz sitede editör olmak isteyenler için.
adama demezler mi, sen kimsin, edebiyata ne kadar hizmet ettin, kaç kitap yayınlattın, ne ettin, falan filan,
mario hocadan ders almakla da yazar olunmaz, insan ders ala ala yazar olmaz,
bana göre, yazarlık yalnız başına öğrenilen bir şeydir,
mario hoca sizden kaç para aldı?
mario hoca kitap bastırmanın imkansızlığından söz ediyor mu?
hasat zamanı diye bir bölümünüz var, size bir şey söyleyeyim mi, umut kırıcı olacak ama, bir hocadan ders alıp sonra hasat zamanı demekle hasat olmuyor,
ömrünüzü harcamaya hazır mısınız?
yayınevlerinden de onlarca hayır almaya katlanabilecek misiniz?
hocalar yalan söyler, bunu da biliyor musunuz, siz gerçekleri ancak deneye deneye görürsünüz,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
hani size bir garezim yok, tanımam etmem, sizi kırmak da istemem, ama bunları bilin, düşünemeyeceğiniz kadar zor bu edebiyat ortamı...................size başarılar,
çok çalışın, yıldız olun, utandırın beni.
feyda demiş ki;:
Herkese merhaba;
İyi bir roman okuyucusu olduğumu söyleyebilirim sanırım. Ancak bu kadar iyi romanları okudukça yazdıklarım hep çöp kutusunu boyluyor. Bu zihin dağınıklığı ve kompleks tasarılarımı gerçekleştirmeme izin vermeyecek gibi geliyor bana.
Şöyle yazdıklarıma baktımda buna bir de çelişkileri eklemeliyim:)
isa der ki, insan yazdıklarına sahip çıkar be, nedir bu güvensizlik, okumuşsun birilerini, çarpılmışsın sonra kendi yazdıklarını cüce gibi görmüşsün, olmaz böyle,
yazdıklarına güven, duygulanıp yazdıklarının iyi olmadığını düşünmüşsün, e o kadar da berbat olamazsın, ha, herkes bebat olur, yazdıkça çalıştıkça gelişir, gelişmeye bak, nerde iyisin onu gör, BİR DAHA KARAMSAR GÖRMEYEYİM SİZİ!
SERAP DEMİŞ Kİ,
Merhaba,
Bursa'da Ekim 2005 - Ocak 2006 arasında bir roman atölyesi gerçekleştirdik. Herkesin farklı bir roman konusu vardı. Haftada bir toplanıp yazılanları kendi aramızda paylaştık. Bir lider ve beş yazar eşliğinde devam eden çalışmada 2 roman tamamlandı, kalan üçü ise devam ediyor.
Saygılarımla.
Serap.
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
SERAP DEMİŞ Kİ,
Merhaba,
Bursa'da Ekim 2005 - Ocak 2006 arasında bir roman atölyesi gerçekleştirdik. Herkesin farklı bir roman konusu vardı. Haftada bir toplanıp yazılanları kendi aramızda paylaştık. Bir lider ve beş yazar eşliğinde devam eden çalışmada 2 roman tamamlandı, kalan üçü ise devam ediyor.
Saygılarımla.
Serap.
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
Bence fantastik öykü fantastik öyküdür.. Bunu bir bölgeye mal etmek pek doğru değildir.. Batılı tarzda fantastik öyküye inanmıyorum.. Mesela Aslı Erdoğan'ın "Sırıtkan Kırmızı Ay" adlı romanı, gerçekten müthişti.. Fantastik öğelerin evrensel olduğuna inanıyorum ve bu romanda da bu sınırsızlığı görme fırsatımız olmuştur..