Aşk, sadece birine duyulan sevgi değil midir? Ve bize bazen sevgiyi de kamçılar değil mi? Hayatın hemen hemen tümünde nefretle yaşamış, acı çekmiş bir insanın ihtiyacı olan şey değil midir Aşk?
İnsanın özünde sevgi yatmalıdır değil mi? Aşk bize bunu yaşatan olay değil midir?
Bizi hayatın karmaşasından kurtaran, içimizdeki güzellikleri ortaya çıkaran şey değil midir Aşk? Herşey birine duyulan sevgiyle başladı... Ve onla bitti...
Madem böyle neden kaçıyoruz Aşk'tan? Bahsettiğim aşk cadde kızlarıyla züppe gençlerin aşkı değildir... Bahsettiğin yüce bir olaydır... Uğruna herşeyi göze alabilecek bir olay...
Neden sevmekten korkuyoruz ki?
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Doğa yazınsal ürünler açısından en büyük hazinedir. Ve doğada yaşayan hayvanlar, insanlar, bitkiler... İnsanların acıları, özlemleri, kavgaları; hayvanların hayatta kalma mücadelesi, bazen bir insanın bile yapmaya üşendiği hareketleri; bitkilerin her nefes alışı, güneşe nasıl hasret kalışları vs.
ßunların hepsi dururken, önümde böyle bir malzeme varken ben neden yazmayayım ki? Sanırım bu ahmaklık olur...
Her doğan yeni gün bize yeni yalnızlıklar, yeni sevinçler yaşatırken-- ben neden bunları anlatmayayım ki?
Yeryüzünde bu kadar kavga oluyorken, bu denli sevdalar yaşanırken ben neden izleyeyim ki? ßurda benim görevim bunları anlatmak olmalıdır.
Gördüklerimi kendimce anlatmaktan acizsen ben neden yaşıyorum ki?
Şiir benim için bir aşktır artık--kopamam ki ondan...
Betimlemeler, sanatlar vs. şiiri, halk dilinden ayıran öğelerdir. Gerçek bir şiir sağlam imgelerle, gerçekçi ve etkileyici tasvirlerle sağlanır.
Doğada gördüğümüz iyi, kötü, güzel, çirkin herşey bizim için tasvir edilmeyi bekleyen birer hazinedir adeta...
Tasvirsiz bir şiirin halk ağzından farkı kalmaz !
Saygılar...
''helaya gidip rahatlamak'' tabirini de çok ilginç buldum...ben her kelimenin her yerde sarfedilmemesi gerektiğini düşünüyorum...helada yaptıklarımızı herkesin görmesini istemeyiz değil mi?
aslinda yukardaki yaziyi yazmaya iten neden bu olmakla birlikte daha sonra ana kiraliceye yanit verirken az cosmus konudan uzaklasmisim kaptirmis gitmisim.. sonrada unutmusum..gercektende tuvalete gidince yanlizca baska is yaptigini tahayyul etmek .. piril piril iki yedi yaslarinda yavrucagin tertemiz dunyasinda evcilige duyduklari ozlemi dile getirdiklerinde buyuklerin onu kendi dunyalarina gore deyerlendirmeleri otesine cikamamalari.. cokmu uzakti cocuklugumuz .. hangimiz ebeveynden bak susmazsan doktor cagiracam iyne vuracak sozu isitmedik hangimiz cocuklugumuzda bu sozden yola cikip kendimize minik bir dunya kurup komsu oglu komsu kiziyla doktorculuk oynamadik..( ozur dilerim ben orta yasa gore konusuyorum belki envai cesit oyuncak onunde buyumus yeni nesil arkadastan izole bu duygulari tadamadi) hangimiz elimizde kibrit ates yakmadik bahcede naylon eritmedik kirmizi elbiseleri daaariii daaariii ses cikaran araclarina bakip itfaiyeci olmaya ozenmedik.. hangimiz nasreddin hocanin kuyuya dusen ayi kurtarmak icin urganin ucuna cengel takip ayi cikarma istemesine gulmedik ne zaman takildigi tastan cengelin kurtulmasiyla ayagi bosa cikip sirt ustu devrilen hocamizin karsi minare ustundeki isil isil ayi gorup cok ugrastim ama ayi kurtarmayida basardim demesine kahkaha atmadik...
ay tehlikededir arkadaslar... bunu ingiliz vistonda belirtti ay burunlarimizin tehditi altindadir.. burunlarimiz aya degdigi icin ay pestil olup ezilecek ayi kurtarmamiz gerekir arkadaslar..
ayi burunlarimizin baskisindan kurtarmanin yolu at gozluklerimizi cikarip baska perspektiflerden bakmaktan gecer.. bende dahil tuvalete girmeyi ferahlamak olarak algilamamaktan gecer.. belki patrondan her azar isittiginde gizli gizli tuvalete gidip aglayan biri belkide orayi bir sigara icmek icin rahatlama siginma yeri olarak algiladi.. belki samandirasi bozuktu tamir edilmesi gerekirdi sifonun.. gunlerce onu kendi capinda tamir icin ugrasti beceremedi bunalima girdi .. fayanslari yenilenmesi gerekirdi oranin yahutta ampulunun yenilenmesi degistirilmesi icap etti... bu bu gibi farkli perspektifden yanasirsak biz susuz sek icki ictigini sandigimiz kisinin alkol almadigini sadece kisiyi onyargi adi verilen bir haylide buyuk ebatta damga ile damgaladigimizi farkeder hakimsek adami bos yere hapis yatirtmaz..komsu isek belkide nalan hanimin yakin akrabasi ziyaretine misafirlige geldiyse hakkinda dedikodu uretmez kotu fesatca sey dusunmez. doktorsak yanlislikla bademcik yerine bobregini sokmez mimarsak teknik hata yapmaz bozuk zemine bina dikmeyiz... gercektende eski yesilcam filmlerinde siklikla gorulen bir sahne aslinda kadin masumdur ama cevredeki kotu kimseler yanlis bilgi vermisler adama kadin hakkinda yanlis dusunmuslerdir kadinda ne hikmetse bunu adama soyleyemez goz yasi doker sadece bizde goz yasi doker filim boyunca kotu adama isyan ederiz.. ne yapsin adam hep mutlu sonlu film cekmesinde.. olmayan bir masal dunya sadece birbirini seven gulen oynayan insanlar bunlar sacma sapan bence.. cocuk azda hayata hazirlanmali her elmali seker vereni amcasi sanip baba diyebilirmiyim dememeli bence..
gercektende dunyanin devir kat sayisi hesap edilip ayin hangi gun hangi saat o noktaya koordinata girecegi hesabiyla firlatilan roket o saniye ay yorungesine girerken bir sagliksiz kanun yuzunden yillarca insanlar surum surum surunmekte bir yanlis secim yuzunden aile facilari bosanma yasanmakta.. yaani kisaca durbunun bu tarafindan bakinca yakin sandigimiz sey bazen uzakta olabilmekte... gercektende bir kimsenin tuvalete girmesi hadi en uzunundan olsun dakikayi gecmez kapi arkasinda gizli kapakli olurken.. kisi bu eylemini kimsenin gormemesini isterken.. alenen uluorta yapilan yemek yenmede ise futursuzca agzin acik tutulmasi sapirtadilmasi yiyis esnasinda konusma etrafa agiz salgisi firlayacagi agizi o halde goren birinin iyrenecegi hesaba katilmaksizin .. yemek yeyis esnasinda aldigimiz cirkinlik aynada izlenmeksizin hicde rahatsiz olunmadan goz onunde yapilabilmektedir... bu bu gibi sunun cirkin yada guzel bunun daha elzem oldugu goreli yaani bakis acisi onemli biz o helada belki bir yakinimiz kaza gecirdi ayagi kirik alcida yardimci oluyoruz... bu helada yapilanin iyi veya kotu oldugu sonucunu cikarmamiza vesile veya hela sozu kullanmak garip ilginc bir sey dememize neden olmamali bence.. onemli olan monteynenin denemeleri yazip kendi fikrini ortaya koyusundan bu gune ortacagdan bu gune gidip baska birininde gidip tuvalet aliskanliklari ile yemek yeme aliskanliklari arasindaki tezati irdeleyip yemek yerkende daha igrenc goruntulerimiz var sozu ustune edebi baglamda bugune dek bir adim ileri gidemeyip salondan disari cikamamasi gibi banyodan cikamamakda abes bence .. yaani kisi ne tek tuvalet icine hapsetmeli kendini ne yatak odasi ne eve ne de en iyisi gine sokak serseri gibi geziyimde panin dilinden kurtulayim dememeli bence .. gercektende ruh dedim.. ne zaman dingin haldeydi buharlasti.. ne zaman ruh bulutlari karardi simsek cakti ofkelendi kizdi.. ne zaman gozyasi doktu agladi .. ne zaman gunes dogdu gunluk guneslik oldu o zaman bahceye cikmali ferahlamali yagmur yaginca eve girmeli ofke simsegi gorunce kacmali alttan almali bu bu gibi ruh sabit olmamali goz tek acidan bakmamali beyin biraz genisce yaklasmali bence.. neyseki butun burokrasi kirildi buyuk olasilik cumeyertesi gidiyomda daha akli basinda yazilarim olacak sanirsam kanimca bundan keyli sel sepet...
Yaz işte...Neden bu kadar düşünüyorsun ki?Eminim çok roman okumuşsundur.Her roman biraz diğerinin taklidi gibi.Sen farklılığını anlatış tarzınla ortaya koy.Bir de iyi ifade et anlatmak istediklerini.Onun dışında teoriğe takılma bu kadar.Dostoyevski çok mu sorgulamış bunları?
Merhaba Arkadaşlar
Ben de bu siteyi yeni keşfettim. Benim yazar olmak gibi bir hayalim olsa da bu konuda pek iddalı değilim. Yine de iyi bir yazar olmak isterdim doğrusu. İnsanların beğeniyle okuyacakları güzel yazılar yazmak pek hoş olurdu. Ama inanıyorum ki bu kabiliyet meselesi. Dahası güzel düşünen güzel insanların mahareti olsa gerek. Ben ise günlük streslerden sıyrılamayan (meslğim gereği) ve bu güzel düşünce perisini yakalayamayan bir insanım. Ben ne iş mi yapıyorum? Taksiciyim. Hem de istanbul'da. Aslında akşama kadar direksiyon başında birçok konu ve proje aklımdan geçsede, biraz sonra bir vatandaşın ters bir hareketi ile sinirlenip hepsini birden unutuyorum. Fakat bunları yaza bilseydim inanın hoş yazılar ola bilirdi.
saygılarımla
sevgili mine siirimsitirak seyi senin yadirgadigin kadar benimde senin gulmek gibi bir niyetle okumani yadirgadim dogrusu.. bir yazili eseri ne amacla okur bir tiyatro veya filmi ne amacla izleriz bunu sorgulamak cok da zor deyil bence .. insanin ruhunda tasidigi bir yuk olur.. hayatin butunu sinema filmi deyildir.. gulunecek aglanacak yeri olur.. soz temsil karda buzda ayagi kayar bir yasli kadin duser ayagini incitir .. seyreden iki insandan ruhunda negatif yuk birikmisine bu sahne komik gelir kahkaha ile guler...icinde biriken yukten bir miktarini atar rahatlar doyuma ulasir... diyerinin yuku azdir insan oldugunu hatirlar aglar onun o haline uzulur kadina yardimci olur oda yeni yukler toplar ruhunda .. taaki agirligina dayanamayip sokakta gordugu bir kurbaganin basini cevirip kendisine bakip portlek gozleriyle virak edisini komik olarak algilayip kahkahayla gulerek yuk potansiyelini azaltmasi gibi...
televizyonda haber seyrederiz... haberlerin komik olmasi deyildir onemli olan.. o gunluk olme yaralanmalara bakarken hayati algilayis seklimize gore oh bana bir sey olmadi mesaji aliriz veya neler oluyor hayatta rabbime sikur deriz ruh yuk potansiyelimize gore kendi gibi ruhuda sabit olmayan insanin o anki ruhuna giyecegi maskeye gore dehgisik halati ruhiyelere gireriz ki buda bizi diger canlilardan ayiran ozelligimizdir... biz o essegin cayira salinmasini komik oldugu icin okumayiz biz o harnamedeki merkebin haline kimimiz guler kimimiz aglariz.. su dogru bu yanlis demek bize dusmez hepside insan icindir.. sekiz on yasinda cocugun hayata bakis tarzi farklidir eriskinin farkli yaslinin farklidir bir ufak cocuk icin bir nasreddin hoca fikrasi gulmesine yeterken buyugun bilinc altina mutlaka abes cirkin kotu seyler enjekte edilirki gulup eglenebilsin.. bakin ornekleri cingen yapimi cennet bilmem ne mahallesi bilmem ne mizah dergisi.. sukur 300 u askin yazi yazdim cogu ciddi seylerken halk bunu komik algiladi en ufak mustehcenlige basvurmadigim halde .. halbuki buraya artik bura ahalisi kaniksadi diye on yazi yazmadigim aciklama yapmadigim halde bir baska yerde ifade bakimindan biraz daha agir gibi gorunen ceddin dedeni vermeden once tiklim tiklim molla dolu nfk ci dolu yerde basortulu insan dolu yerde verdigim aciklamayi vereyim musadenle insanin korku kaygi gulme istegi aglama istegi gibi gereksinim duydugu ruh halini almasina katki saglayan yazi adamlarina farkli perspektifle bakmani umut eder senin gereksinim duydugun yadirgama ofkelenme haleti ruhiyesini ortaya cikardigim halde kucuk bir tsk beklemedigimi iletir yarinda gulmeye ihtiyacin oldugu bir anda acikli yazimi okudugunda odesecegimizi umut eder hurmetlerimi sunarim fakir 11 tem karaganda
herkesten ozur dilerim yeni bastan.. siirim belki biraz argo gibi gorunuyor ama gecen gulistaninda ifade ettigi gibi o an icin aklima gelen olup o bicem yazdigim daha oncede belirttigim gibi elestirinize acik olup sura soyle olsa daha iyi olur dediginizde orayi oyle yapip duzeltecegimi soyler.. sizi duzeysiz ama icden siirimle basbasa birakir tekrardan affimi istirham eder en azindan kac asir yasamis bir kaygusuz siirine bakmak gerektigini esooglesegiyle halk kalbinde taht kurmus bi kemal sunalida yeri geldiginde yaad etme luzumu hasil oldugunu yaani demek istedigim art niyetsiz gunluk hayatta baba abi kardesden duydugumuz ufak tefek sozlerinde artik jargon kapsamina alinmamasi gerektigini gunumuzde iletisimimizi en cok daraltan seyin ayni apartmanda yasamamiza ragmen karsilastigimizda- tunaydin ayse hanim nasilsiniz- ay iyiyim naci bey haha ha siz nasilsiniz-- ay bende iyiyim tesekkur ederim.. biciminde icden olmayan sen bana saygili ol ben sana saygili oluyum onun disinda birbirimizi tanimayalim iletisimimiz kopuk olsun turu bir kendi kabugunda yasam tarzinin benimsenmesi neticesiyle dilimizden birbirimizden uzak dustugumuzude belirtme luzumu hisseder.. daha dogrusu soyle soyleyim ayagimizin hava almasina engel olan ustundeki cila tabakasi polyester her ne kadar ayakkabiyi suslu gostersede ayaga zarar vermektedir halbuki o ayakla oyle bir ziplamaliyizki bizi uzaktan goren bir pire - vay bee kirk yillik pireyim boyle uzun atlama gormedim ben bu insan oglundan korktum vesselam demeli yahutta soyle deyim sag kolumu sirtimdan cevireyim omzumdan asirip sol kulagimi kivirip bukeyim ... sinifa girince - gunaydin arkadaslar gunaydin hocam oturun seklinde uc kelime etrafinda donen iletisimin askerde - merhaba asker nasilsiniz denince - sagolun gumandanim allah vatanimiza milletimize hokumatimiza bir zeval vermesin hec bi sikaatimiz yohtur seklinde bir gunluk konusmanin edebiyatimizi arti deger katmiyacagi asikardir halbuki biz dilde bazen oyle derine inmeliyizki bizi goren ekonomi-- etiyopyada nijeryada kitlik donemleri yasadim basta turkiye olmak uzere cok ulkede kriz donemleri gordum hic boyle dibe vurmamisdim demeli.. yaani dil zenginliginde edebsizlige kacmadan zenginligi harcamali ancak dil namusu koruyacagiz diyede butun gun kilitli kasa icinde kavanozda bekletmemeli en az bahceye cikip hava almasina izin vermeli edebiyatin serinleme oldugu idrak edilmeli nasil helaya gidince ferahliyorsak bahcede serinliyorsak uc kelime etrafinda donmemeli az disari acilmali bence.. aslinda art niyetsiz cw de gencligin yuzlerce konuya tek perspektifden bakip onu ordan tasiyip bunu burdan getirip isitip isitip temcit pilavi gibi ortaya surmeleri yerine basit de olsa kendilerinden bir sey verebilmeleri gerektigini hatirlatma icin kaleme aldigim sret ve hicde baska baska bakis acilari yakalama gerektigi hakkinda yazim bile aman burada bu tur seyler bile konusulmaz tu tu tu elestirisine takilip cok hos olmus veya kotu olmus disinda baska seyler soyleme burasi boyle kotasiyla karsilasti ancak sag duyu galebe geldi tirradoya burdan tekrar saygilarimi sunarim.. gercektende dil zenginligi icinde yedi kandilli sureyyaayi sarkitsam oradana kalkip aa oyle olurmu dememe gerektigini cok abes ile istigal etmedikce onur kirici kufur soz olmadiktan sonra kisinin kendini ifade etmesine engel olunmamasi gerektigine olan inancimla kafalarinizi bolca agrittigim icin su uc kurusluk siir icin bu kadar cene yapilirmi be adam dedirttigim icin tekrar tekrar ozur dilerim kotu ama kendi siirimi veririm..
sevgili sermin hayrunisa saadet hanim bizim memlekette aydin kadin yok diyen
efendiler...
ana kralice daha once bir kac kez belirttim yabanci dil bilgimle kredili sistem disardan acik lise bitirdim muspet ilmlerden uzak eften puften turizm saglik hak hukuk guguk gibi secmeli ders yani sira 2. tercih yabanci dil 4 5e dek alip 145i guc bela ilkokul mantigiyla matematikden bir donem kalip bir donem sosyalden kalip gobegim catliyarak 2001 de herkese verildigi gibi ezberci banada verilen diplomayi kaptim... yazilarimdan bir sey anlamamaniz dogal ben anlamadigim yazinin bir iki satirina bakip otesine gecmiyorum.. dolayisiyla bayagi bi cehl icindeyim.. baazi anlamadigim mesleklerde oluyor iletisimciyim diyen insan neyi iletir anlamam anlamak istemem isletmeci kimi isletmistir ne isletmisdir burnumu sokmam..insaat sektorunde calisiyorum dolayisi ile cevremin dili koyumun dili ..sokagin dili.. basta azeri turkmen gagavuz olmak uzere su an bulundugum kazakistan cografyasinda bile rahatlikla anlasabildigim yasayan turkcenin dili.. ancak nokta kullanamiyorum su nan biraz devrik duruyor.. su son bir ay disinda fazla vakti olmayan bir insanim.. bunu eski yazi zaman araliklarimda gorebilirsiniz..
insanlari gormeden su iciyor bu iciyor diye yargilamanizi dogru bulmuyorum.. size gore sapikca olan baskasina gore cocukca baskasina gore komikce baskasina gore edepli veya edepsizce gorunebilir.. tragediya edeb cemberinden disari cikmasa biz tiyatrolarda bu gune degin izlenegelmis kral oedipusu izleyemez biz ilyas asyayi o kadinla aldatmazsa gozyasi dokemez biz aytmatovun beyaz gemideki cocuk olmese duygulanip isyan edemez biz berber hayrinin intikam hissiyle yanip tutusmasina alkis tutamazdik.. mevlananin mesnevi deki kabakli kadin yuzunden ruhu disi insan oykusunden sapkinca yazi neticesi cikarir baska alandaki yazisindan ders alamazdik.. oynadigi rol yuzunden erol tasi tas yagmuruna tutmanin anlami yok kendimi hic bir zaman o kefeye koymamama ragmen sanat icin sanatda bas ustunde toplum icin sanatta bence .. ama sence berikince ne sekilde yer eder o nu tartisma bile sanattir bence..
simdi yaa gercektende.. hafizayi beser nisyan ile maluldur.. son gunlerin verdigi stres ruh yuku bana ister istemez birtakim yanlisliklar yaptiriyor soz temsil soz misal evli olmadigimi bekar oldugumu bile bile gecen parkta dolasan bir kadini yanlislikla unutkanlikla esim zannettim.. sukur kadincagizin feryatlarina yetisenler beni kibarca uyardilar is tatliya baglandi ucuz yirttim..
bu bu gibi... affedilmez hatalarimdan biride okul caginda bir cocugun evcilik oynamak gibi luksu olamayacagini ondan bir takim sorumluluklar bekleyen anne babanin cevrenin buna izin vermeyecegini hesaba katmadan evcilik oynama hakkini elde etmis ebeveyne sindi bebe barbi bebe uzakdan gumandali araba aldirmayi basarmis bebe beliginde mektep medreseye firansiz kalip okuyamayacagini goz ardi edip su yazmis olmus oldugum hangi ruh halinde idiysem artikin kendiminde hatirliyamadigi siir dedigim zaman butun sairlere siirlere hakaret olacak karalamayi surda yayinlamamin abesle istigal olmus oldugunu gecde olsa kavrayan ben..affim istirham etmekle birlikte ...agzi olan konusuyor bende konusuyum..
edebiyat: arabca edep adap teriminden cogul halde edepler anlamina gelmis olup terbiye demek olmakla birlikte sizinde takdir edeceginiz gibi eksili terbiyeli kofte degil.. burda fiilin edilgenligine maaruz kalan yaani terbiye edilen dilin kendisi deyil yazinin eserin bizaatihi kendisidir bence.. biz buna kisaca uslup diyoruz KI dil kufur etmeyi bile terbiyeli bir cerceveye sigdirmis cima etmek halvet olmaktan dem vuruyor sinkafini uluorta yapmiyorsa edebiyat esinizin ellerinden s?kar?m seklinde belirtiyorsa kufuriyattir bence...gercektende hersey saksida baslar beyinde biter ciksa biri deseki .. hava cok sicakti muthis canim cekti uzandim kiyisina derenin uculcacik azik torbamdan salataligimi cikardim yogurduma bandim bandim yedim sukur dedim doyuncacik.. dese bir bolumun yogurttan ayrana cagrisim yapacagi salatalikdanda salatalik gibi adama ulasacagi asikardir.. cok nane mollalikla deve kusu gtibi basi kumlara gommeninde geregi yok bence haa tabiiki yol yordam uslubunce.. halbuki - klasik bir soru baba ben nasil oldum sorusuna cevap bekleyen cocuga seni leylek getirdi yavrum dedigimizde bu cocugun komsulari hulki bey geldiginde hulki beyin bir hayli de uzun burnuna baka baka aa leylek demesi gercek hayata adapte olamamasi masal dunyasindan kopamamasi edebiyatta neymis kim benmiymisim banami dedin ben edipmiymisim demesi ehe ehe ehe sende soytarimmissin guldur beni demesi evcilik oynama noksanligindan ziyade edebiyat noksanligindandir bence.. gercektende gulme istegi hisseden her bireyin ayagina tuz dokup keciye yalatip gidiklattiramayiz..mutfakda sogan dograrken aglama hazzina istedigi bicem doyamamis birine sen ruhu kara beyni fukara kisisin diye uluorta aglatamayiz bireye yeri geldiginde asik olma hissi uyandiracak bir romantik yazin eglendirecek en az trajikomik gibi zor bir alana yonlenmektense herkesin hatta alelade bir aptalin bile yapabilecegi ofke hirs yukunu alan karsidaki kisiyi kizdirip sinirli hal maskesini yuzden dusurup icdeki ofkeden desarz olacak insani ortaya cikarma yerine daha dogrusu ucuzculuga kacma kolay is yapma yerine biraz daha zor olana yonlenecegimi bundan sonra bu tur siirimsitirak sey yazmiyacagimi belirtmekle birlikte zemzem kuyusunun basina durmus o tarihteki adam gibi su saatten sonra siiri silsem bile artik beyinden silinmeyecegimi bile bile..son bir umut .. iyi tarafdan bakip bundan sonra her kim kotu siir yazarda elestiriye maaruz kalirsa - elinizi vicdaniniza koyun panin siirindendemi kotuydu gibi bir savunmayla yirtacagindan.. seysiyle.. cayira uluorta salipda mevlanin kayirmasini bekleyen her hayirdir insallahciyi sumturaklisindan yaad eden kaygusuzdan... iskenderin kordugume yanasan neyzenden.. su an cogu aklima gelmeyen dam ustunde un eleyenlerden kotu isemde bundanda bir hayir cikarmak gerektigi inanciyla..ve cocuklarinda yetiskinler yatmadan once iki adet tok karna yutmalidir yazisini kaale alip zehirlenmeyecekleri husnu niyyetiyle.. urgan ince veya kalinca ingilizce yahut arabca kisaca sen hangi dilden anliyorsan anladigin kadarinca.. ve ..ve yine .. bu ile birlikte bazi kuyularin suyu cok dipte oldugu icindirki urgan upuzun salinsada soz kisa olmali bence...
_________________
sevdi?im mahcemalim hilalim ay?m seni seven a??k çekmeli cefay?
selam arkadaşlar.
arkadaşlar sizlerden bir kaç konu hakkında bilgi almak istiyorum.
Araştırmalarım sonucunda romanın nasıl yazılacağı hakkında biraz bilgi edinebildim.
Ama hala cevabını bulamadığım sorularım var.
1 roman planı nasıl yapılır?
2 aklıma gelen ilk konu hakkında bir roman yazmaya başlayayım mı?
3 roman yazmaya başlamadan önce nasıl bir hazırlık yapmalıyım?
herşey için şimdiden teşekkürler hepinize.
roman yazmak istiyorum
Edebiyat ve sanat dünyası çok ilginç günler geçiriyor. Bir yanda "Da Vinci'nin Şifresi" kitabı, filmi ile ortalığı sallarken bir yandan geçen hafta tavsiye üzerine okuduğum PEYMANİ adlı roman ile ortalık şifreler ile tılsımlar ile dolup taştığını gördüm. İlginç ve gizemli olaylara karşı her zaman ilgisi olan ben sanatta son zamanlar ağırlık kazanan ve gizemli olayları ve tarikatları, oluşumları, yaşamları, tılsımları inceleyen ve konu alan bu tür sanat eserlerine karşı ilgi duyduğumdan gelişmeler karşısında mutlulukta duymuyor değilim.
PEYMANİ–Tılsım adlı roman ise gerek konusu ve kurgusu gerekse yazılım tekniği açısından hoş bir roman olmuş. Yazarı (ki tanıdık gelmedi) Murat ÇAVGA’ya ayrıca teşekkür ederim. Romanda Üzeyir Amca denilen (ki ben bunu yakın zamanda Üzeyir garih cinayeti ile bağdaştırdım) birisinin ölümü ile başlayan olaylar silsilesinde ortaya çıkan ve ismi PEYMANİ olan gizemli bir tılsımın tarihte nasıl yazıldığı konu ediliyor ve bir anda kendinizi II Abdülhamit dönemide buluyorsunuz. Bu dönemde kurulan bir sufi dergahında kurulan gizli haberalma örgütü ile saraya haber ulaştırma tekniklerinde şiirler cifir denilen bir gizli ilimle kullanılıyor. O dönemde geçen siyasi olaylar silsilesinde bir anda karşınızda zahit, isabel, ezoli usta, mahremi kadın, peyman gibi bir çok garip kişilik çıkıveriyor. Kurgu öylesine gerçeğe yakınki yaşanan olayların ardında tekkenin kurucusu olan peymanın yazdığı tılsım II. Abdülhamit’e düzenlenen suikastten nasıl kurtulduğuna varana değil gerçekleşen olaylar zinciri sizi yine günümüzdeki yaşanan olaylara esrarlı bir şekilde getiriveriyor. Bence PEYMANİ bir çok sebepten dolayı ki bu kurgu, tarih, aşk anlayışı, polisiye edebiyat olarak incelenmesi ve okunması gerekli bir başyapıt olarak ilerde hak ettiği yeri alacaktır. Kaçırmamanızı tavsiye ederim.
Yazan: Esra adlı bir okurumuz
www.derki.com daki yoruma katıldığımdan aynisiniz yazmak istedim bende..
II abdülhamit döneminde geçen ilginç bir hikaye PEYMANİ. romanda osmanlı istihbaratının nasıl tasavvuf tekkeleri ile işbirliği yaprak istihbarat geliştirdiği olayı işleniyor.
şiirlerdeki şifreler..
romana geçen olaylar açısından her şey enteresan..
bunun için bence kaçırılmaması gerekir..
seliskitaplra
teşekkürler..
aslında bu oyunu oynamayı merak ediyordum uzun zamandır ama ilk deneyimimi çevremdeki 3 sahipsiz yazardan biriyle yaşamak isterdim, ama hepsi o kadar sorunlarının musalla taşını temizlemekle o kadar meşguller ki...
bir de oyundaki cümlenin 3 kelimeden ibaret olması 3 kelimeye ibadet etmek , ve sonunda cevap vermeler zaten gecikeceği için ( bir günü iki günü belki üç günü bile bekleyecek masalımız yeri gelecek ) bunun sanal hafızayı zayıflatacağı ve konuyu düşünmemize ayırdığımız vaktin kısır saniyelerde kalacağı kanısındayım.
biraz daha uzun tutabilsek ama paragraflara da dökmeden ( uzun ya da kısa bir iki cümle gibi ) daha hoş olabilir gibi geliyor.
bir masa etrafında toplanıldığında belki 3 kelimeden anlık elektriklenmelerle zevk alınabilir ama ...
neyse umarım oynanır ,
Kurmaca’ya Davet
Yeni yazarlar,
www.kurmaca.net sitesine çalışmalarınızı gönderebilirsiniz. Tek yapmanız gereken sıradaki derginin konusu ile ilgili yazınızı editor@kurmaca.net adresine ulaştırmanız.
KurmacaDergi, iki ayda bir yayınlanır. İlk sayısının konusu “Başlamak”tı. İlk dergiyle birlikte biz de yola koyulmuş olduk.
Şimdi Ağustos ayında yayınlanacak ikinci sayı için çalışmalara başladık. Konu: AYNA
Ayna ile uzaktan yakından ilgili yazılarınızı, resimlerinizi ve fotoğraflarınızı ulaştırın bize. Bu maili ilgileneceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla ve gruplarla paylaşmakta tereddüt etmeyin.
* Sitemizin siyasi yahut ticari bir kuruluşla ilişkisi yoktur, tümüyle amatördür ve yazarlığın ve sanatçılığın inceliklerini keşfetmeye yöneliktir.
Hayatı kaybettiklerimizde ararız nedense.Hiç bizim olmamış ve olmayacakların peşi sıra yuvarlanmak ,sahip olduklarımızla yarını yaşayıp hayattan birşeyler kazanmaya çalışmaktan daha önemli gözükür gözümüze.İçimizde birşeylerin özlemini yaşatır ;istediklerimize sahip olanları biraz buruk bir kıskançlıkla hatırlarız.Yaşadığımız her hayal kırıklığında kaybettiklerimizin izdüşümünü yakalarız.Öteden beri mutlu olmak için gerekli olanın insanlara değil aynaya bakmak olduğu gerçeği öğretilmemiştir bize çünkü.İlerlemenin gerçek ışığının her insanı kendi koşullarında ve karakter özellikleriyle değerlendirmenin gerekliliğinin değişmez bir gerçek olduğunu unutan bir çoğunluk, siz daha masum gözlerle bakıyorken dünyaya, birilerinin birtakım şeyleri sizden iyi yaptığı ya da bazı yönlerden sizden iyi olduğunu kafanızın en derinlerine ustaca yerleştirir ve ona göre de yaşam kriterlerinizi fark etmeden belirler.
Ne zaman aynadaki yansımanızda yakalarsınız kendinizi ve artık kıyaslamaktan vazgeçersiniz, o zaman hayat rengini sizin tonlarınızda en parlak halleriyle alır. Belki bunu başardığınız an hayat sizin için gerçek bir anlam kazanır.
hic sevdiginiz kiza asik oldunuzmu.. hic hic tabak yaninda catalla kasik oldunuzmu.. hic ayaginiza minder koyup cocuk salladiniz besik oldunuzmu.. araki bulasin akli basinda yazi ararken terleyip pisik oldunuzmu.. hic cinnet gecirip nabzi dusuk oldunuzmu..
siz hic camasir sepetinize bakip onlarca donu goremedinizmi .. binlerce konu arasinda konu bulamadinizmi..
gozleriniz hep bombosmu bakar dunyaya .. bostan yere o kadar yol kateder alelade bir karga avlamak icinmi gidersiniz safariye kenyaya..siz hic dusunmezmisiniz takim elbise giydirmeyi bir zebraya yada ne biliim boynunuza giravat diye dolamaya saldirmazmisiniz elinde elmali seker ucmakta olan tek tekerlekli bir kobraya.. zurefadan surahi yapmaya yeltenmez gergedan toplayip bahceden ipe gecirip boyna dizmezmisiniz...
kirat binlerce at icinde renkten gayri farkini koyamamis alelade bir at.. firat daha dogar dogmaz ebeveyn tarafindan alnina pekekeci damgasi vurulup boluculuk asilanmis bir it .. paket etden baska herseye benzeyen meret .. SRET TERSIN TERSTEN OKUNUSUndan baska hic bisey deyildir .. goz kapagi goze inen perde vurulan engel goze ket goze cekilen setten baska hic hic birsey degildir..
siz hic kuyuya inmek yerine kuyuyu basiniza kulah yapip gecirmedinizmi .. siz hic pinara agzinizi dayayip pinara su icirmedinizmi..
hic bir esegin boynundaki yeleyi oksayip yuzune yanasarak ona onu cok sevdiginizi haykirdinizmi.. hic delikli tasdan su icdinizmi..hic corabinizi akvaryumda yikadinizmi.. hic yanan soba icine girip yanisi icerden seyredip soba deliginden disari bakip disari portakal kabugu attinizmi... hic mendilinizden masa ortusu yaptiniz lokum yedinizmi icinde.. hic hic hic hickirarak guldunuzmu.. yada kahkaha ile hoykurerek agladinizmi... bile bilirmiydiniz hayatin boyle rengarenk sizin gozluklerinse koyu lacivert oldugunu bu derde dusmeden once.. hic makus talihinizi degistirip baska guzellik arayisina girisme duygusu belirdimi ruhunuzda.. hic daha once gidilmemis yoldan gitme telasi daha once yazilip cizilmemisi bulma endisesi titresmedimi bobreklerinizde.. hic elma seker yaladinmi hic seslice kaza yaptinmi hic icerdeyken sular kesildimi gibi klise beylik bayat laflar yerine yeni bi cikis yolu ile yel degirmenlerine saldirdinmi elinde piknik tupu basinda kazma sapiyla.. hic hic dusunmedinmi hiclig icinde kaybolup gidecek hic bir sey vermeyecek hicliginin yansimalarini disa vuracak hic kiymeti harbiyesi olmayan hic bi sey ifade etmeyen hiclik denizindeki hic hic hic su su su soyle oldumu bu bu bu boyle ettinmi bunu boyle boyle yaptinmilarini hic biseyle degismezmisin hic kulahindaki leblebi sekerinle benle misket oynamaz hic benle sacindan urgan edip ip atlamazmisin... sen bence hic hic hic biseysin.. hicliginide al git basimdan aramizda hic bisey olmamis gibi hic bisey gecmemis gibi davran .. hicran hicranimla basbasa birak beni hicabimla senle bi sey olmaktansa senin hicliginle bir kusurattan tam sayiya ulasmaktansa kendi kendim gibi hic basima kalmamla bir basima birak beni hicligini alip cekip giderek.. okumus cuhela hic... :0(((
.......................................................................................
rahmetlli dedemin kulağı
kesik eşeğine sarıldığımı hatırlıyorum..
boynuna yele değil ama gözüne güneş gözlüğü takardik..
bu yaziya göre biz hiçlerin toplamından meydana geliyoruz... by sehzade cw den...
.................................................................................................
hic olmakda o denli kotu degildir ..hic Hiclik Icinden Cismiyete mini minnacik hacmi deyeri kucukde olsa katki sagliyabilmektir bence.. onemli olan kulagi kesikte olsa bir esege sahip olabilmek onunda dunyaya rengarenk bakma gereksinimi olmus oldugunu hesap edip gunes gozlugu gecirebilmek gozune.. hicde kucumsenecek hacmi deyeri pekte ufaksanacak davranis deyildir bence .. senide mahalle takimina aliyorum ilmuhaberinle esegin resmini getir tarih sahnesine oyle cik bence ....ey milletim bireyi icinde alelade olmakla birlikte butune basamakta olsa katki saglayici ferdim gonul sarayi sehzadem hurmetle nacizane tavsiyemden biride ne zaman gozunden cikarirsin o gozlugu merkeb celebinin ..alip eline hep diyer taraftan baktigin gozluk yerine.. bir sefer olsun benim hatirim icin ..bu taraftan yaani gozlugun sapli kismi burun istikametine gelirken.. gozluge alisilagelmis istikametin ters yonunden birde bu taraftan bakmiya caliski!!!
iste o senin gordugun EBENINKIDIR YAVRUM EBENINKI!! ...
ebeyin ellemeye kiyamadigi el emegi goz nuru ceyiz sandiginda gozu gibi korudugu yillardir sakladigi rahmetli dedenin belkizari o gozlugun her sapini tutusta evinin diregi sevgili esini her hatirlayis her gozyasi dokusunde orda kirlenmemis bir askin tertemiz sade bir sevginin kullerini eselersin..
ebeyin bakmiya doyamadigi rahmetlinin yegane mirasi birakiti o gozlukte... azginca yetisen bir neslin gozlugu merkep gozune takisinda yukarda birilerinin iniltilerini ic cekislerini dinler hickiriklarini isitirsin...
o gozluk caminin icini seyret simdi o gordugun cizgiler... asker sonrasi .. akraba kiz vasitasiyla ninene el altindan gonderilen mektup icindeki resimde.. fotografciya poz verilirken en capkin bakisin yakalanabilmesi icin gozlugun defalarca duzeltilisini yukari cikarilip asagi indirilisini izlersin... o izleri takip et orda.. ardarda yakilan yanik siirleri.. sarhos oluslari .. eve gec gelisleri..dayak yiyisleri...ninen penceresi onunde umutlu bekleyisleri gorursun..
o cam cercevesinin ustundeki beyaz lekelerde o devrin yetersizligini mevcut teknolojilerinin zayifligini koklar.. goz cevresindeki terleyisleri bugulasmalari teneffus eder...o sapin cerceveye ilistirildigi yerdeki vidalarda .. kac sefer yere dususleri .. kasabaya inilip gozlukcu rusteme tamir ettirilisleri yakalar..o saplari tutun.. indirip indirp kaldirin ey torun .. orda bir tarih yatmaktadir bunu bilin gorun..
dunyanin yuvarlak oldugu iddia edildigi gunden beri yuzlerce binlerce otoyol duz kopru park sosyal alan insaa edildi dozerler greyderlerle islendi cografya.. bir bak o gozlugun diyer tarafiyla haala yuvarlakmi deyilmi diye sekizinci kose sekizinci boyutu yakala simdi..
KORFEZDEKI DURGUN SUYA BIR BAK .. dalgin dalgin baykus gibi gozleri goreceksin...
orda cam gobegi aydinlik.. orda isil isil.. orda yesil yesil yaniyor milyonlarla mum.. orda ..EY.. demir carikli ruhum.. tepismeden ciftlesmeler cigliksiz dogum.. orda dunyamizin ilk kimildanan eti.. orda gumus kuslu bir hamam tasinin mahrem sehveti sehzade baba mahrem sehveti...
universite tezini o essegin kulagi kesilisi esnasinda kac kisi tarafindan gaddarca zorbaca yere yikilisi.. hangi zalimin bicaginin vurulusu..kanayan kulak yerini sarma geregi bile duymayan - hayvaninda duygusumu olurmus anlayisiyla bu gunki soykirim katliamlara kapi aralayan anlayisin ote tarafinda madalyonun arka yuzunde .. o essegin cirpinislarini.. pinardan her su icisinde oluk aynasindan yansiyan hayalini her seyredisinde yureginin bir kosesindeki iniltileri kipirdanislari kagida dokup mezun olup yurt milletine yararli insan olacagina olan inancimla.. sevgiyle... fakir on temmuz 2000 ...altisini yiyim..