"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Sinema ve Edebiyat
Edebiyat Tartışmaları
MERHABA. Ben diziye uyarlanmış edebi metinler hakkında araştırma yapıyordum. Bana yardımcı olabilirmisiniz?
?
Sinema ve Edebiyat
Edebiyat Tartışmaları
Romanlardan sinemaya uyarlanan filmlerde bir kopma oluyor. Romanlardaki büyü filmlerde ne yazikki olmuyor ya da tam yansıtılamıyor, müşteri çekme ve gişe hasılatı yapma sevdasına ana konudan sapılıyor ve ortaya mutasyona uğramış acayip filmler çıkıyor. Bu güne kadar kitaba en yakın uyarlanmış film bence yeşil yol ki o filmde bile hayal kırıklığım büyük olmuştu. Fİlme uyarlanan kitaplar bence sanatsal değerlerini bir bakıma yitiriyorlar. Ticari kaygı olmadan bu filmler çekilse belki çok daha mükemmel eserler ortaya çıkar , ama bunu beklemek tabiki hata. Not: Coşkun yardımcı olabilmek isterdim, fakat olamayacağım.
?
Roman Eleştirileri
Edebiyat Tartışmaları
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" adlı romanında hayat ilginç bir yaklaşım bulabilirsiniz. "Herkes anormalse normal olan artık anormal olmuştur." gibi bir bakış açısı var kitapta. Ya da "acaba delilik bende mi?" sorusu? Kesinlikle okunması gereken bir klasik..
?
Roman Eleştirileri
Edebiyat Tartışmaları
Daha iyisi yazılamaz herhalde. 1800'lü yıllarda Napolyon'un Rusya'yı işgal etme girişimi. Petersburg'un ihtişamlı yaşamı ve savaşın getirdiği duygular. Savaşa zenginlerin yaşamından bakış. [[I]]Bir roman düşünün ki, bir daha yazılamasın...[[/I]]
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
“Yazar başarısızlıklarını görür ve kahramanına giydirir.” Bu cümle üzerinde kafa yormak ve böyle bir başlangıç yapmak çok hoşuma gitti. Fazlasıyla doğru bir cümle. Ya da sadece doğru diyebiliriz. Doğru olduğunu sonuna kadar savunabileceğim bir cümle olsa da eklemek istediğim ya da çıkarmak istediğim bir iki nokta olabilir. “Yazar başarısızlıkları görür ve kahramanına giydirir” çevresindeki tüm başarısızlıkları... Bir yazar herşeyden önce göz olmalıdır. Sağlam bir göz, uzağı görüp, yakını seçemeyen cinsten bir göz değil. Sapasağlam bir göz. Çevresini izlerken, kendini görmelidir, başka yansımalarda. Tıpkı su üzerindeki yansıması gibi, bir ayna kadar net görüntü vermeyen ama kendisine benzeyen detayları yakalayabileceği bulanık bir yansıma. Bulanık bir suyun içinden almak istediklerini çekip çıkarmak ve bunları yazıya yansıtmak, ya da bulanıklığı yazıya olduğu gibi aktarmak bu yazara kalmış onun tercihi. Ama hep yazdıklarında kendi olmalı, ama dozu iyi ayarlamalı. Peki ama ben bunu çok mu iyi yapıyorum da böyle atıp tutuyorum. Hayır. Henüz istediğim kadar iyi değil; en iyisi olmak gibi de bir niyetim yok, doğru yapmak istiyorum. İnsanlar benim çıkaramadığım sonuçları çıkarsın, şu ana kadar belki de hiç hissedemediğim duyguları hissetsin istiyorum. Bulanıksan bulanıklığın,keskinsen keskinliğin, mükemmel olduğunu düşünüyorsan hataların bulunsun istiyorum. Hataların sonu yok. Ben hatalarıma devam etmek istiyorum, şikayet etmeden, yeni hatalar yapmak ve yaptığım hatalardan yeni kahramanlar çıkarmak istiyorum. Evet kahramanlarımın karakterlerinde bir oturmamışlık var. Tıpkı benim hayatımdaki oturmamışlık gibi, her an bir yerlere gitmek yeni bir şeyler yapmak için hazırım, o kadar çok şey var ki yapmak istediğim bazen kendim bile şaşırıyorum. Yavaş yavaş teker teker oturacaklar onlarda, yine de hep oynayan bir tarafı kalacak isteklerimin ve hayatımın. Yazının gelip hayatımın orta yerine oturması da bunun gibi. Evet yazı yazmak önemli hayatımda. Ben yazarım. Bunu söylemek hoşuma gidiyor. Ben yazarım. Ben bir yazarım. Artık nereye çekmek istersek.
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
Doğmadan önce yaşadığımız hayatlardan getirdiklerimizdir aslında yetenek dediğimiz şeyler . Söz gelimi;niçin bir çocuk diğerinden daha iyi keman çalsın. Hayata aynı zamanda başladıklarını düşünelim. Niçin biri diğerinden daha güzel ses çıkarsın ki daha ilk tutuşunda o tahta parçasından işte bunun bir sebebi olmalı. Beyin daha öncesini hatırlıyor da sakın ağzından kaçırıyor olmasın sakın - " sen bu işi daha önce yapmıştın hatırlamıyor musun?" diye. Ne demek istiyorum. Yazarlığın,görmek ile alakası olmadığını düşünüyorum. Bazı insanlar yaşamın çekirdeğinde dönen oyunu fark etmiş olarak doğarlar. Nazım Hikmet'in gözünü bağlasalar yazamayacak mıydı? Hemingway'in,Cortazar'ın,Dostoyevsky'nin,Jhon Fowler'ın... İşte az önce bahsettiğim o bir takım insanlardır kalemlerinin ucunu hayata banıp ,sayfalarda kanat çırpan. Onun dışında pek çok yazar var elbet,bu işe gönül vermiş,hayatlarını okuyarak,yılmadan çiziktirerek kalemini eğitebilmiş yazarlar... ama onlar da maalesef entellektüelitenin ardında boş sokaklara bakan pencereler taşıdıklarından habersiz yazıp duruyorlar. Ya yalancı gebelik yaşıyorlar ya da doğurdukları eserler ölü olarak geliyorlar hayata. Son olarak şunu diyorum;hayalgücü olmayan yada bu hayata yazmak için gönderildiğine inanmayanlar yazmasın demiycem,umuda kapılmasınlar...
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
[[B]][[I]]"Doğmadan önce yaşadığımız hayatlardan getirdiklerimizdir aslında yetenek dediğimiz şeyler" [[/I]][[/B]] Sevgili, Kaan Özdemir'in yazarlıkla ilgili bu sözlerine aslında tam da bu tip duygu ve düşüncelerin içimde bir kaos oluşturdukları bir dönemde rastladım. Yaşadığım bana göre esrarengiz belki de başkaları için sadece rastlantı sayılabilecek sıradan olayların ardı ardına gelmesi bana öyle hissettirdi. Evet bu cümle üzerinde düşünüldüğünde hiç de mantıksız gelmiyor insana ya köklerimizden kalan kalıntılar ya da olduğunu varsayabileceğimiz bundan önceki yaşantımız, ya da şua na paylaştığımız yaşamımıza soktuğumuz insanlar hepsi ama hepsi belki de farkında olmadan yazımızı, yazarlığımızı etkiliyor. Son zamanlarda düşündüğüm belki de beni çıkmaza sokan da bu o yüzden bu konuda soru işaretlerine boğulmuş durumdayım. Yaşam mı yazmak mı? Yaşam derken sadece nefes almak değil elbet... Tüm paylaşımlar, işler, sorumluluklar, sorunlar, trafik,stres,sevgi,paylaşım, ikili ilişkiler, tüm sorunları ve güzellikleri ile dolu dolu farkında olamadan akıp giden bir yaşam mı? Yoksa şehrin keşmkeşinden uzak yalnız belki de bir sahil kasabasında sadece kitaplarla dolu kağıt ve kaleme daha çok zaman verebileceğiniz belki de zaman zaman aç bile kalabileceğiniz bir yaşam mı? Hangisi geçmişten gelen yazarlığınıza, ya da sanatçı yanınıza daha çok katkı sağlar? Nasıl yazıda verimlii olup kendinizi tam anlamı ile yazıya adayabilirsiniz? İşte tüm merak ettiğim bu; Yazmak mı yaşamak mı?
?
Fantastistan
Edebiyat Tartışmaları
[[B]]Yeni Forumlar Açıldı[[/B]] Yeni İzlenim Edebiyat Forumları Açıldı.
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
Yazarlık benim çocukluk düşüm. Hatta ilk ve son romanımı ortaokul ikinci sınıfta yazdığımda kendimi geleceğin büyük yazarları arasında görüyordum. Ancak maalesef o romanımın Türkçe öğretmenimin elinde kaybolmasından sonra sanki tüm yeteneğimi kaybetmişim gibi büyük bir küskünlükle yazmayı da,"çok okuyarak birgün çok kaliteli şeyleri yazma ümidiyle" bıraktım. Sonraki yıllarda hep ilham perimi ve onun parmaklarıma dokundurucuğı sihirli değneğini bekledim. Ve şimdi otuz iki yaşında olmama rağmen hâlâ o peri beni ziyaret edemedi... Peki ben yazarlığa ne zaman ve nasıl başlayabileceğim, yazar olabilmek için neler yapmalıyım? Önerileriniz ?
?
Fantastistan
Edebiyat Tartışmaları
Fantastik,bilim kurgu yayınlarını seviyorum. Bazıları bu yapıtları gerçeklikten uzak buluyorlar. Ben de zaten bunu seviyorum işte. Gerçekler gerçekten gerçekler mi sorusunu sorup beynimde kapanmış kapıları açıyorum. İçimde şeytan aralığında artık dörtlü notalar geziniyor. Hayalgücüne kanat takıp havalanan insanlarla aynı gökyüzünü paylaşmanın tadına varıyorum. Nitekim ben de fantastik öykü alanında yükseklik korkusu olanlara kapalı kapılar tadında hikayeler yazıyorum. Cümlelerimin arasına beş forte gürültüler saklıyorum ki insanlar etkilensin,yazdığım şeyin içine girebilsinler diye. Her neyse bilim kurgu aslında bilim ve kurgunun izdivacından doğar sonra gerçeğe dökülürler. Demek istediğimi Jules Verne okuyanlar anlamışlardır. Bazı insanlar hayatı tersten yaşarlar. Söz gelimi akşamdan kahvaltı ettikleri için sabah kahvaltısını yapanlara bir çift sözleri olur. Bu yüzden fantastik hikayeler kaleme alan yazarları çağımızın kaşifleri olarak görüyorum.
?
Fantastistan
Edebiyat Tartışmaları
yazının kendisi zaten gerçek dışı..bence bir çok kişi fantastik türü bir kaçış yolu olarak görüyor.. onun üzerine sallamak, olmadık canavarlar, bilinmedik isimler ve ötesini uydurup sayfalar düzmek çok daha kolay geliyor bazılarına.. ben yine de bilindik olanı en bilinmedik şekilde anlatmaktan yanayım.. hayır bu türü silmiyorum..ama bu türün de hakkının verildiğini düşünmüyorum. her şey bu kadar kolay olmamalı.. dendiği gibi: hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz, yazı hariç.
?
Fantastistan
Edebiyat Tartışmaları
Fantastik edebiyat 'olmayan'larla ilgilenen edebiyat.. 'olmayan'ları varmış gibi göstermeye çalışan edebiyat. Bu yabana atılır bir çaba değil. Arthur C. Clarke bilim kurgu-fantastik edebiyatın öncü yazarlarından sayılır. Ancak bu tür altında önemli eserler vermiş daha başka adlar da var. Onur'un dile getirdiği nokta ilgi çekici. Fantastik edebiyat gerçeği karmaşık ve yorucu bulup, gerçek dışına yönelen yazarın çabası. Sadece onun değil, okurun da gerçeklikten kaçma ihtiyacı. Ama eklemek isterim ki İnsanoğlu başka dünyalara yolculuk yapmak, başka canlı türleriyle, başka zekalarla tanışmak.. yüzyıllardır bunun peşinde olmuştur. Yalnız mıyız.. değilsek, diğerleri nerede.. nasıllar? Fantastik edebiyat bu merakın da bir sonucu. İzedebiyat'ta bu konuyla ilgili güzel bir yazı var. Bu konuya merak duyanlar okuyabilir. Fantastiğin Edebiyatı, Diren Yardımlı. Saygılar, M. Doğan
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan,kendini gizler mi alevden? Sen istedin,ondan bu gönül zorla tutuştu.. Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki, kul ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki, gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki, birer parçasıdır senden ilah'ın, Gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki,yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana,ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma "Kaabil", İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil Sirretmeye elden seni, bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum. Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur, En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur; Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik... H.N.ATSIZ
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Bu sene yaşam öyle siyah bir yüzünü çıkar dı ki karşıma karanlıklar içinde Bu sene bugünü es geçmek zorunda kaldım o yüzden gecikmiş bir kutlamayı affınıza ve mısralara sığınarak sizlere sunuyorum. Şiir, Aşk gibidir. “ Aşk” için yazılmıştır belki ama “Aşk”tan çok daha değerlidir. İnsana doğuştan verili bir şeydir belki de; insanın ruhuna, çocukluğuna çok yakın bir şeydir şiir. Cebimizden tek kuruş çıkmadan; ister tek başımıza, ister sevdiğimiz bir toplulukla kutlayabileceğimiz özel bir gün… Kutlama içinse tek bir dize yeterli… Siz de bir gün için de olsa sevginizi de, siteminizi de şiirle ifade edin. Bana göre şiir’in tek bir dizesi bile tüm hayatı özetleyebilir. Şiir dünyayı değiştirmese de, hayatı/hayatımızı değiştirebilir. Hiç düşündünüz mü, neden “ Seni Seviyorum” demek yerine şiir yazıyoruz? İçinden doğru sevdim seni Bakışlarından doğru sevdim de Ağzındaki ıslaklığın buğusundan Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de Beni sevdiğin gibi sevdim seni. İçinden doğru sevdim seni / Edip Cansever Geçmiş, Dünya Şiir Gününü'nüz kutlu olsun.
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
PAZAR AKŞAMLARI Şimdi kılıksızım, fakat borçlarımı ödedikten sonra ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak ve ihtimal sen yine beni sevmeyeceksin. bununla beraber pazar akşamları sizin mahalleden geçerken, süslenmiş olarak, zannediyor musun ki ben de sana şimdiki kadar kıymet vereceğim ?
Başa Dön