[[B]]Göğe Bakalım[[/B]]
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
[[I]]Turgut Uyar[[/I]]
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
[[B]]O Ve Ben
[[/B]]
Sana kosuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için...
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak...
Hayır değil, değil sıcak:
Dudaklarının hatırası;
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri degil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz.
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem.
Bana su, bana ekmek, bana zehir;
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım,
Sensiz edemem!
Sait Faik Abasıyanık
Evet, eserimi - bana göre - tamamladım.Şimdi onu okurlarla buluşturmaya sıra geldi.Neler yapmak mı gerekiyor? Benim bildiğim yöntem şu:Aklınıza gelen yayınevine başvurursunuz.Kendilerinden; "İlginize teşekkür ederiz.Anlaşma yaptığımız yazrların dışında başka yazar kabul etmiyoruz," şeklinde bir red yazısı alırsınız.Veya, " Eseriniz, programa aldığımız hiç bir kategoriye girmemektedir".......Başka da bir yol bilmiyorum.Peki ya siz? Siz ne yapardınız arkadaşlar veya ne yapıyorsunuz? Ne yapmıştınız?
Herkese sevgiler.
Ben de eserlerimi yıllardır biriktiriyorum. Hadi okul bitsin şimdi peşinden koşamazsın diye kendimi erteleyip duruyordum ama artık içimde çanlar çalıyor. Aklıma gelen ilk şey kitabın noter tastikini alıp İStanbul'a gitmek ve yayın evlerine bir kopyasını bırakmak.onun dışında belki kendime bir site alıp internet üzerinden kısa öyküler yazıp birinin gözüne çarpmayı hedefliyorum...
Sayın Kamuran Esen.
Belki de çok güzel, süper bir eser yazdınız. Bunu yayımlatmak, okuyucu ile buluşturmak Türkiye ortamında,ne yazık ki, çok zordur. Ben bu sayfalarda bölümler halinde yayınlanan Akkartal, adlı tarihsel, geleceğe gönderme yapan romanımı kendi imkanlarımla yayımladım. Toplam beşbin tane kitap basıldı. Ama biz mükemmeli aradığımız için, bu eser üzerinde hazırlanmak için uzun yıllar bir yana, yayımlandıktan sonra dört yıl daha çalışarak, bu sayfalara aksettirdim. Bu iş gerçekten zor, inanılmaz zor bir iş, vesselam...
Teşekkürler Sayın Hüsrev ÖZEL, bilgi verdiğiniz için............Gerçeklerin acı olduğunu bir kez daha anladım...........Sabırlıyım, beklerim......Sevgi ve selâmlar.
Hüsrev Bey ;
Siz, "ilk romanımı kendi çabalarımla yayınlattım" demişsiniz.Bu konuyla ilgili daha geniş bilgi alabilir miyim? sizce mahsuru yoksa....
Yani bir yayınevi ile anlaşıp parasını kendiniz mi karşıladınız? , kendiniz mi bastırdınız? , bu 5000 kitabın dağıtımını kim üstlendi ?
Ben de kendimce bir kitap denemesi hazırladım, bunu yayınlatmak istiyorum ve bazı zorluklardan haberim var.Ben, gerekirse bir bölüm finansmanı kendim karşılayarak bu işe bir şekilde girmek istiyorum çünkü yazdıklarıma güveniyorum.Belki ilk seferinde bin adet basılmasını sağlayarak tutup tutmayacağını gözlemleyebilirim.
Bu konularda bana yardımcı olabilir misiniz?siz nereye başvurmuştunuz, ya da bana tavsiye edebileceğiniz yayınevleri var mı ?
Bir yerden başlamam gerekiyor artık...
sevgilerle,
Ben nacizane fikrimi paylaşmak isterim.
Yukarıda yazılanlar malesef gerçekler...
Ben kendime bir web sitesi hazırlıyorum, içnde de e-book formatında eserlerimi yayınlayacağım.
Bu zamanımı alacak, ancak yayınevi dolaşmakta zaman alıyor.
Maddi bir beklenti içinde olmadığım için e-book olayı bana çok mantıklı geliyor.
Açıkçası yazar olayım, kitabım olsun deyip cepten para çıkıp kitap bastırma ile, şarkıcı olayım kasetim çıksın diye cepten para çıkmayı bir görüyor ve tasvip etmiyorum.
Neticede bu arz-talep dengesizliği yaratıyor. Param varsa ben herşeyim bu ülkede....
Param varsa yazarım, çizerim, şairim, müdürüm, şuyum buyum ama param kadar ....
Sizce bu nekadar sağlıklı?
Sadece düdük öttürmek olsaydı niyet zaten birçok insan çoktan billboardlar'da seçkin kitapçılarda görebilirdiniz. Ne yazık ki birçok yayınevi de popüler olma maksadı ile popüler kimliklere daha doğrusu parası olana kitap raflarının ön sıralarında yer açıyor... Louis Ferdinand Céline'in eserlerini kimse bilmezken bir şarkıcının, eski bir sunucunun ya da bir manken'in yazdığı bir kitap hemen bir basamak öne çıkıyor. Parayı veren düdüğü çalıyor anlayacağınız.
Açıkçası ben kendi adıma konuşacak olursam istediğim an kitap bastırma gibi bir duruma girişebilirim. En azından yazar olabilecek seviyede bile değilsem de kitap oluşturabilecek sayıda eserim var. Ama benim isteğim gerçekten içime sinsin, yazdım oldu, insanlar ne düşünürse düşünsün değil, gerçekten iç dünyamı, ve dünyaları onlara yansıtabilmek bir ayna olmak istiyorum. Henüz yazılarımın bir ayna kadar parlak ve kendisini içine çeken bir kıvama geldiğine inanmadığımdan da böyle bir girişimde bulunmuyorum.
Ayrıca yayıncılık dünyasında işler takip ettiğim kadarı ile iki şekilde gelişiyor. Bu gelişim tabii kendisini kanıtlamış, belli bir isim yapmış sevgili yazarlarımız için geçerli değil... Ben bu işe yeni adım atmak isteyen yazar adayları için iki seçeneğin olduğunu düşünüyorum, elindekilerin ne değerde olduğuna bakmadan, popüler, olabilme hatta para kazanma umuduyla parasını verip kitap çıkartmak... Onun dışında farklı bir grup var ki değer kazanan genç yazarlar bunlar yetenekleri ile öyle bir parlıyorlar ki torpile paraya ya da aracıya gerek duymadan yayıncılar gelip bunları buluyorlar ve birinci kitap sonrası yayınevleri arasında bir rekabet başlıyor. Bu yaratıcı yazarı transferler adına, bundan sonrası tabii yazara kalmış ister manevi ister maddi değerlere önem verir, bu onun bileceği iş.
Herkesin kendinden bir parça gibi gördüğü eserlerin hakettiği değeri alması dileğiyle...
Ömür
"Parayı veren düdüğü çalar" başlıklı yazınızda "Açıkçası ben kendi adıma konuşacak olursam istediğim an kitap bastırma gibi bir duruma girişebilirim" bu konuyu biraz daha açabilir misiniz ?
Benim de bir kitap denemem var ve 7-8 yayınevine özetini gönderdim...bunun üzerine bir kaç tanesi kitap denememin tamamını göndermemi istediler ama sonra hiç bir ses çıkmadı , bir editör "pırıltılı" bulduğunu ancak şu an için yayınlamayı düşünmediklerini belirttiği bir mail attı ( hoş, ne derece doğru hala şüpheliyim ya )
Ben değerine bakmadan ne olursa olsun yayınlatmayı düşünüyorum.Parayla bile olabilir , yazdıklarıma güveniyorum ama kapılar yüzüme kapalı olduğu ve editörlerin denememi değerlendirirken neyi göz önüne aldıklarını ya da okumayı bile düşünmeyip bir kenara atıp atmadıklarını bilmememden kaynaklanan karamsarlığım beni, her yolu denemeye sürüklüyor.
Bu nedenle , her ne kadar maliyeti ne kadar olur bilmiyorsam da kitabımı yayınlatıp yazdıklarımı editörlerin değil okuyucunun değerlendirmesini istiyorum.En azından bin tane bastırıp tutup tutmayacağını denemek istiyorum.
Bana, bu konuyla ilgili olarak nerelere başvurabileceğim hakkında yardımcı olursanız sevinirim.Yayınevleri ve çalışma sistemleri konusunda henüz bir bilgim yok.Yayınevi ismi, kontak kurulacak kişi vbg...
Şimdiden ilginize teşekkür ederim.
Merhaba Arkadaşlar;
Yıllığın, beklenen ilgiyi görmediğini, yıllıkta bir eseri bulunan yazar arkadaşların birçoğunun bile yıllığa ilgi göstermediğini üzülerek öğrendim.Ve düşündüm, sordum kendime, "Neden?" diye......Sizce neden?
Sevgiler....
[[B]]Yirmibeş yıldır olduğu gibi halen sabırsızım.
Sabırsızlığımın yerli yersiz olduğuna inanmıyorum bu kez...
Şimdiden heyecanı tüm benliğimi sarıyor. Nasıl bir şey olacağını hayal edemiyorum...
Aradan kısa bir zaman geçiyor. Bu süre içerisinde heyecanımı bastırmaya çalışsam da her gün siteden yakında elimizde olacağı duyurularıyla bu konuda pek başarılı olamıyorum.
Ve en sonunda o büyük gün geliyor. Tahminen ilk sipariş veren okur – yazarlardan bir olduğum için bu duyguyu bir çok kişiden çok önce yaşıyorum.
İnanılmaz bir duygu... Kelimeler yetmiyor, sözcükler sınırsız kalıyor, kalbimin nasıl son hız atmaya başladığını anlatmaya...
En sonunda “2003 e-edebiyat yıllığı” ellerimin arasında...
Yıllarca, internet ortamında oluşturulmuş olan paylaşımın, birliğin, sözcüklerin, duyguların yansıması ellerimin ve başka başka ellerin arasında...
Tanımadığım,bilmediğim birçok yüreğin, duygunun, emeğin oluşturduğu sayfaların kokusu artık çok yakınımda... Üzerinde durup düşündüğüm, belki gözyaşı döktüğüm, kendime kızdığım, şaşırdığım, tekrar tekrar yazıp karaladığım, yazarken yaşadığım satırlar şimdi belki de sizi düşündürtecek, gözyaşı döktürecek, kızdıracak, şaşırtacak ve düşündürecek....
Böyle hissetmeye ve bir yerlerde birilerin kalbine dokunabileceğime inanmak belki şimdi bana daha yakın.
Tıpkı benim yazı yazarken hissettiğim heyecanı, çoşkuyu, kalp atışını benim gibi birçok insanın paylaştığını bilmek ve bu heyecanı paylaşmak çok güzel... 2003 e- edebiyat yıllığı bu paylaşımın ve bir ilk olmasının çok ötesinde...
Emek, çaba, duygu dolu bu yüzden emeği geçen herkese duyduğum heyecanın çoşkusuyla teşekkürlerimi sunuyorum.
2003 e- edebiyat yıllığı bir ilk... İzedebiyat bu sevgi ve emekle daha bir çok ilke imza atacak.
Buna tüm kalbimle inanıyorum.
Sevgilerimle,
Ömür İsfendiyaroğlu
17 Kasım 2003[[/B]]
İzedebiyat yıllık ile ilgili düşünceleri bir iki satırda anlatmaya çalışmıştım. Ve şu an aldığım mailler ve forumdan takip ettiğim kadarı ile yıllığın satışının beklenenin çok altında olması ve 2004 yılında tekrarının yapılamama ihtimali beni gerçekten üzdü. Sevgili Kamuran Esen'in sorusuna bende kendimce cevap aradım. Acaba İzedebiyat Yıllığın'a biçilmiş olan maddi değer olması gerekenden fazla mıydı?
Bana göre kesinlikle değil, kaldı ki içerisinde kendi yazdığınız bir eserin yayınlanmış olması maneviyatı ile kitaba ödenen bana göre cüzi miktar eseri yayınlanan yazarların pek de önemsiyeceği cinste büyük bir meblağ değil.
Bizler üretmek için okumak, yaşamak, takip etmek zorundayız. Öyleyse yıllığa bu ilgisizlik niye?
Birçok yazarın bir çatı altında toplanması sonucu, İzedebiyat yetkililerinin birçok kimsenin farkında olmadan tüm emeği ile ortaya konmuş bir ürün. İzedebiyat Yıllığı... Rastgele basılmış, toplama bir eser değil... Yüzlerce insanın emeği var, o kitapta... Binlerce duygu...
Hemen hemen hergün yazılarını takip ettiğim, yüzlerce insanın bu kadar duyarsız olabileceklerine inanamıyorum. İzedebiyat Yıllığı'nı satın almayanlara herhangi bir yaptırım olamaz, fakat gelecek senelerde böyle bir yıllığın olmaması, hatta izedebiyatın olmaması beni gerçekten şimdiden dehşete düşürüyor. Birçok edebiyat sitesi olmasına rağmen izedebiyat her zaman farklı oldu. Yıllık'da bu farklılığın en güzel örneklerinden ama biz onu kendi kendimize hiçe sayıyoruz.
Kendimizi hiçe sayıyoruz.
Büyük bir özen ve sevgiyle aldım yıllığı...
Adresime gönderildi ve o çapta bir kitap için de çok makul bir fiyat ödedim.
Özenli çalışması ve birbirinden güzel yazıları vardı. Başka edebiyat sitelerinde bu yıllıkla ilgili haberler verdim. Bu yıllığın başarısına hala inanıyorum. Ama... bir kitabın içindeki yazarlar, buradan söylendiğine göre kitaplarına ilgi göstermiyorsa; bunu anlamakta gerçekten güçlük çekerim.
Buradan bir kere daha belirtmek isterim ki; bu çok güzel bir çalışmaydı ve netteki bir edebiyat sitesinden yayıncılığa güzel bir adım olarak değerlendiyorum. Bu yıllık kütüphanemin daima görünen bir kısmında duracak.
Emeği geçenleri va yazarlarını kutlarım...
Saygılarımla
Evet çok hak veriyorum. Yıllık ilgisizliğine. Ama nedenlerini de durup düşünmeli değil miyiz?
Bi kere; biz tembel bir milletiz (bu bir ön kabulleniş değil sadece durumun ifadesi)
Dolayısıyla büyük ihtimalle benim gibi onlarcası da havale için başvuru yapamadılar. Belli süreden sonra bu olasılık kalktığı için, kredi kartı tek tercih oldu. E bu da (hiç olmazsa benim için) mümkün değil. Çünkü öyle bir kartım hiç olmadı.
Dolayısıyla ben şimdi nasıl edinebilirim acaba yıllığı?
Ben asıl şunu beklerdim:
Kitap çıkarmanın ne kadar zor olduğu ile ilgili bir deneyimim olmadı ama lütfen bu ifadelerimi "atıp tutma" kâbilinden saymayınız.
Acaba neden Ankara'da hiç bir kitabevinde satışa sunulamadı. Mâkul sebepleri olduğuna eminim. Benimki sadece merak.
Yine de hangi yol benim için uygun olursa o yoldan edinmeye çalışacağım bu kitabı. Çünkü cidden bütün sitemleri üzerime alındaım. Ve tamamen katılıyorum.
Saygılarımla.
Ankara'01.02.04
[[B]]
Gergefini keyifle dokur güller ağlarken
Yoklar her ân, tâkipsiz bırakmaz hedefini…
Umursamaz…acılar tebdilleri dağlarken
Şerefine, her hırsın, kaldırır kadehini…
Ölümsüzler ülkesi bekler yolcularını
Oyalarken kervanı rötarlarla yolcular
Bilinmeyen sonuca ökseleyerek yarını
Kuraklığa demirli sonsuz ikramda canlar.
Sessizliğin kalesi emâye isyanlarla
İtaati kendine üst edinenler şaşkın
Çevrili her tarafı sabrın dipsiz yarlarla
Sürükler karamsarı haddini bilmez taşkın.
Gül koklar, isteyene koklatmaz bir kez olsun
Goncaların sabrında göz çok demlenemeyen
Baharın mihrâbında duygular hüzün dolsun
İsyanlar metânette çılgın gemlenemeyen…
Kimine hazineler bağışlarken, kimine
Zerre olsun, esirger sevgi kırıntısını
Her şey açık, gerek yok mâzerete, yemine
Düşünmez şaşkınlar sonsuzun ayrıntısını…
Kapıları yumruklar acı vermeyen ölüm
Gözyaşları dilenci, dilekler şaşkın bekler
Bilinmez kime saklar, tacı, vermeyen ölüm?
Damıtır umutları yalnızlıktan imbikler…
20.07.03 [[/B]]