"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Forumlara uzun zamandır ilk defa geliyorum. Bu yürek burkan gelişme karşısında hepimize ve hepinize baş sağlığı diliyorum. Nilüfer Magriso sonsuza kadar yaşamayı hakkeden, birbirinden güzel şiirleriyle dünyamızı biraz daha güzelleştirmeyi başarmış, asla unutmayacağımız değerli bir kalemimizdi. Onu bu sitede yaşatmak için kollarını sıvayanları şükranla ve saygıyla karşılıyorum.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sil Klasör seçGelen postaÇöpGiden postaTaşı İşaretlerOkunmuş sayOkunmamış sayİşaret koyİşareti kaldırTamam YanıtlaHerkesi Y.Yönlendir Tüm başlıkları göster - Çıktı görüntüsü Mesajlara geri dön - Önceki - Sonraki Kimden: Seval Deniz Karahaliloğlu (karahaliloglu@superonline.com) Kime: (esenbel@superonline.com) Cc: Konu: seval deniz karahaliloğlu - iz edebiyat Tarih: Sun Mar 21 21:49:34 EET 2004 Merhaba Kamuran Hanım, Size, daha önce yazım için yaptığınız o güzel yorumlar için teşekkür cevabı yazmışmıydım bilmiyorum. Eğer yanıtlamadıysam lütfen kabalığımı bağışlayın. O güzel yazınız için çok teşekkür ederim. Çok naziksiniz. Mümkünse, sizden bir ricam olacak. Uzun süredir İzedebiyat'ın e-mail adresine ulaşmaya çalışıyorum ama ne zaman tıklasam ekran bembeyaz oluyor ve donuyor. Lütfen, İz edebiyat editörlerine, Nilüfer Hanımın kaybından dolayı çok üzüldüğümü, yakınlarına ve tüm iz edebiyat ailesine baş sağlığı dilediğimi iletebilirseniz inanın çok sevinirim. Biliyorum, taziyetleri iletmek için çok geç kaldığımı düşünebilirsiniz ama inanın insan ölüm karşısında öylesine çaresiz kalıyor ki ne diyeceğini bilemiyor. Sanki ağızdan çıkan her kelime yanlış olacakmış gibi bir korkuya kapılıyor. Tekrar geride kalanlara sağlık, uzun ömür ve sabır diliyorum. Sevgiyle Kalın, Seval Deniz Karahaliloğlu Copyright © 1996-2003 Superonline Uluslararası Elektronik Bilgilendirme ve Haberleşme Hizmetleri A.Ş. ****************************** not:Bir ricayı yerine getirdim.............Sevgiler......
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Yıllığı dostlarınıza hediye edebilirsiniz...Helede içinde eseriniz varsa. Ben aileme gönderdim mesela çokkkk mutlu oldular. Tavsiye ederim.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
En çok okunanlar bölümünün gönderilen yorumlara göre derecelendirilmeye sokulmasına karşıyım. Sanırım böyle bir sistem uygulanıyor. Ama ben çoğu kez okuduğum ve beğendiğim yazıların beni etkileme derecesine göre yorum yazarım yani okuduğum her yazı beğendiğim anlamına gelmeyeceği gibi yorum her yazılan her yazı da çok okunmuş sayılmamalı bence... İzedebiyat üyesi arkadaşlar ve onların sevgili dostları yorumlarını çoğalttıkça eserler en çok okunan listesine giriyor bence bu uygulamaya yeni bir alternatif getirilmeli... Yani şimdi benim bir eserim ne kadar çok eşime dostuma akraba haber salıp onlara yorum yazmasını rica ettiğim takdirde mi en çok okunanlar listesine girmeyi başarcak kaldı ki böyle bir isteğim olmamasına karşın bu şekilde bir sistemin hoşuma gitmediğini de belirtmek istedim. Sevgi ve Saygılarımla, Ömür İsfendiyaroğlu
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Yorumlar bir yazının yerini belirleyen etkenlerden biri sadece, okunma sayısı ve kütüphane girişi de değerlendiriliyor. Bu üçüne ek olarak yazının okunma 'yoğunluğu' gibi bir etken de var. [[B]]:: "İzEdebiyat üyesi arkadaşlar ve onların sevgili dostları yorumlarını çoğalttıkça eserler en çok okunan listesine giriyor" [[/B]] Bu doğru.. aynı zamanda ben bunda bir sakınca göremiyorum. Biz başından beri dedik, yeni bir yazı eklediğinizde, yazınıza sahip çıkın, onu eşinize dostunuza ve sitedeki diğer yazarlara tanıtın.. Tanıtın ki okusunlar... Hem bu eş dost sadece yorum yazmakla kalmıyor, yazıyı açıp okuyor da... Bu da yazının listelerdeki yerini önemli ölçüde etkiliyor. Yorumları etken olarak almamızdaki bir diğer neden.. çoğu kez tartışmalı yorumlar alan bir yazı okunmaya değer bir yazı oluyor. Bir yazı üzerine iyi ya da kötü eleştiriler geliyorsa o yazı insanları yakalamış demek.. yazanlara katılsalar da katılmasalar da bir tepki verme gereğini hissediyorlar. Böyle bir yazının da öne çıkmasında bir sakınca yok.. Sevgiler, Diren Yardımlı
?
Türk Yazarları
Edebiyat Tartışmaları
[[I]]"...Ne yaratacaksın? Yaratmak yoktan var etmektir. En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileriş geçemez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret. Bu gülünç iş bir insanı nasıl tatmin eder bilmiyorum. Bize ziyasını beş bin senede gönderen yıldızlar varken, en kabadayısı elli sene sonra kütüphanelerde çürüyecek ve nihayet beş yüz sene sonra adı unutulacak eserler yazarak edebi olmaya çalışmak, yahut üç bin sene sonra, kolsuz bacaksız, bir müzede teşhir edilsin diye, ömrünü çamur yoğurmak ve mermere kalem savurmakla geçirmek bana pek akıllı işi gibi gelmiyor..."[[/I]] ([[B]]İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN[[/B]]'dan) Sabahattin Ali imkansızlıklarımızı ve deliliklerimizi iyi özetlemiş sanırım. Ve bu durumda bize kalan tek akıllıca şey beğendiğimiz yerlerin altını çizmek olsa gerek.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Bence İzedebiyat bir yarışma ....yarıştırma haline dönüşmemeli... İzedebiyat, paylaşım... Ve böyle bir puanlama ve oylama sistemi de anlamsız olabilir ben 5 aldım o üç neye göre kime göre... Bana kalırsa şu an ki yorumlama ve kütüphane sistemi kötüye kullanılmadıkça çok faydalı bir sistem. Açıkçası [[I]]bilemiyorum. dikkatli okunamıyor bence. tema yok yine. o yüzden kısa zaten. evet yoğun duygular var ama çok fazla kendinden bahsetmişsin. insanların kazanabileceği pek bir şey yok. hatta okuyucunun sempatisini yitiren bir karakter. Bir takım teknik hatalar var. Yazı bazen cümle için de bile şiirsellikten tarifsel anlatımlara kayıyor. Bunun en büyük örneği 4. paragrafın 2. cümlesi. İlginç bir hadise de yok. arkadaşınıza anlatabileceğiniz bir anının edebi dille dökülmüş hali[[/I]] gibi bir eleştiri bana kalırsa daha yapıcı olabilir.
?
Türk Yazarları
Edebiyat Tartışmaları
Hakan Günday, 26 yaşında. 'Kinyas ve Kayra', 'Zargana'dan sonra üçüncü romanı 'Piç' Yazdıklarıyla uçları zorlayan bir yazar ama yeraltı edebiyatı yapmadığını söylüyor. Yazdıklarının uç duygular uyandıracağını kabul ediyor. Yazı hayatının başlangıcında öyle müthiş sayfalar yok! "Sadece bir arkadaşıma mektup yazdım. Ondan önce ne şiir yazdım ne de iki satır bir yazı. Sadece aklıma yazmak geldi ve yapabilirim diye düşündüm. Tabii ki kendi hayatımdan yola çıktım. Gördüklerimi, duyduklarımı, rahatsız olduklarımı yazdım" diyor. Günday, edebiyata inanmıyor Kimdir? / Hakan Günday 29 Mayıs 1976'da Rodos Adası'nda doğdu. İlkokulu Brüksel'de bitirdi, 1994'te Ankara Tevfik Fikret Lisesi'nden mezun oldu. Universite Libre de Bruxelles'in Siyasal Bilimler Bölümü'ne kaydoldu. Ama, yine bir yıl sonra, yeniden Ankara'ya döndü ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'ne yazıldı. Halen bu üniversitede öğrenci. 'Kinyas ve Kayra' kitabı Om Yayınları tarafından, 'Zargana' ve 'Piç' romanları ise Doğan Kitap'tan yayımlandı. Hakan Günday romanları, yazar ve okuyucuların son yıllarda ilgisini çeken “underground”/”yeraltı” edebiyatının sınırlarında dolaşıyor. Bana göre ,Türkiye’ye özgü bir yer altı anlayışı bu. Çünkü ne Günday’ın ne diğer yazarların kahramanları gerçekten yeraltına inebiliyorlar. Tersine, hayatın parlak yüzeyine her an çıkabilecek maddi ve manevi birikimleri var ama Hakan günday yeraltıedebiyatı yapmadığını söylüyormuş ben Günday'ın kitaplarını zondan başa okumuş ters biri olarak Kinyas ve Kayra ve Zargana dan çok daha fazla etkilenmiş olduğumu söyleyebilirim. İşte Kinyas ve Kayra'dan bir kaç cümle... [[I]] Bu kadar kan akmasına gereke kalmazdı eğer birisi çıkıp benimle ilgileneceğini söyleseydi. Biri çıkıpta bana aşık olsaydı. Anlatmak istediklerimi gereksiz cümlelerle kirletip karşımdakinin aklını karıştırıyordum. Bıraktım tüm şüphelerin peşini eğer söylemek istemiyorsa mutlaka bir nedeni vardır. [[/I]]
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
gerçekten de.. ... söylemek istediğim, biri buraya yazıp paylaşıma giriyorsa bunda kendi cesaretini kullandığı kadar kendi bilgisini de kullanmalı. yani kimse de oturup gelen yazılar üzerinde bir incelemeye ve bir düzeltmeye girişmemeli. yani şimdi o kadar çok yanlış var ki dil kullanımında...bu "de" leri "ki" leri düzelterek bitmeyecek besbelli. ama dilbilinci açısından da ilk adımlar bunlar. zaten kullanıcıya bir imla klavuzu sunuluyor sitede. emin olamayan baksın. bakmamayı tercih edip gene de yanlış yapanlara da ben gülümseme tercihimi kullanıyorum.
?
Türk Yazarları
Edebiyat Tartışmaları
Tarihçi yönü ile kendisini kabûl ettiren ama daha çok siyasî yönü ile tanınan Atsız'ın bir romanını önermek istiyorum sizlere: "RUH ADAM" Abartıyı sevmem. Ama şimdiye kadar okuduğum en başarılı roman olduğunu söylersem abartmış olmam. Herkes okumalı. Sürükleyicilik nedir öğreten bir eser. Bir şaheser!
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Herşeyden önce konuyu buraya taşıdığım için özür dilerim. İzEdebiyatın yetkilileri ile geçtiğimiz aylarda sunucularındaki sorunlar yüzünden bir türlü anlaşamadık. Benim de bir yazımın olduğu yıllıktan iki tane edinmek istiyordum. Gelen e-postalara defalarca karşılık verdim hatta iki hafta önce posta kutumda İzedebiyattan gönderilmiş yıllığa beklenen ilginin gelmediği için sitem edilen bir posta vardı bu postaya karşılık verdim, Sevgili Diren'in spamler yüzünden değiştirdiği adresine de yazdım ancak hiç bir cevap gelmedi. Üstelik Yıllık için bir banner yapmaları durumunda sahibi olduğum Plat-FORUM.org adresinde de seve seve yayınlayacağımı yazdığım halde. İzEdebiyat ile benim aramda bir sorun mu var yoksa hala e-postalarda sorunlar mı yaşanmakta. Diyarbakır'da askerliğimi yapıyorum 2 haftada bir çarşıya çıkabiliryorum artık lütfen bir cevap verin.
?
Türk Yazarları
Edebiyat Tartışmaları
O halde size Sabahattin Ali'yi denemenizi tavsiye edeceğim. Bir ormanda yok yere eli kanlı katiller tarafından başı ezilen bu üstadı öğrenmenizi, Türkçe'den gurur duymanızı, topraklarımızda yetişmiş gerçek üstatları, sadece bizim tarafımızdan değil dünya tarafından da kabul görmüş ustalarımızı tanımanızı önereceğim. Cani her yerde bulunur ama bir Sabahattin Ali daha bulunamaz.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sn. Tuğushan Özdener, Öncelikle konuyu buraya taşımanızın olağan bir davranış olduğunu belirtmek isterim. Siz elinizden geleni yapmışsınız zaten ve ortaya çıkan aksaklığı buraya yansıtmanız sizin hakkınız diye düşünüyorum. İzedebiyat yetkilileri ile gerekli bağlantıyı kurmuşsunuz ama anladığım kadarı ile bir aksaklık yaşanmış durumda bence bunu kesinlikle şahsınıza almayın. Çünkü her kim olursa olsun izedebiyat yıllığının en kısa zamanda kişilerin eline ulaştırılmaya çalışıldığını biliyorum. Adresinizi alabilirsem benim elimde birkaç yıllık var. Yıllık'ın satışının az olması ile ilgili sürekli yakınmalarda bulunan biri olarak bunlardan birini sizin adınıza seve seve gönderebilirim. Hem madem askerdeymişsiniz. İzedebiyat Yıllığına belki de bir çoğumuzundan çok daha fazla zaman ve değer verebilirsiniz.
?
Türk Yazarları
Edebiyat Tartışmaları
Böyle güzel bir edebiyat sitesinde siyasî tartışmaya girmekle elimize bir şey geçmez diye düşünüyorum. Bu yüzden size uzun uzun cevap vermeyeceğim. Yoksa Sabahattin Ali'nin "yok yere bir ormanda" değil, ülkeden kaçarken Bulgaristan sınırında öldürüldüğü bilinen bir gerçektir.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Bu sadece bir deneme yazısıdır,hazırlıksız oturdum bilgisayarın başına,ne yazacağımı bilmiyorum,aslında herşey bundan beşyıl önce başladı,bunu size anlatamam,yüreklere sıgmayan bir dizi yanık lekesi bu,damarımdan enjektör ile kan çekip divit uçlu kalemimle sayfalara yazmak istediğim vakitti kaderimi,yangınımı yazmaya başladığım vakit,aşık olduğum vakit.Hayatı hep uç noktalarda yaşamak gerek,düşmekten korkmamak gerek,çünki sevmek gerek.Çırılçıplak bir kadının bedenini,sayfa sayfa tenini şiirlerle motiflendirimek gerek,mürekkebin yapışkanlığına bürünmek gerek.çırıl çıplak dakdilonun başına oturup yazmak gerek herşeyi.Bembeyaz sayfaları kefenim bildiğim zamanlarda,mezar taşı gibi diktim kalemi baş ucuma.Ben bu hayata o dilberin güzel saçlarından tutunuyorum.Ona şimdi diyorum ki; ne seni unuturum,nede bu acılardan bıkarım.Biz yaralarımızdan yakınmayız,sızan kan damlalarınıda baş tacı yaparız.Şafak ağacından dökülür takvimin,üşümüş eller bir baraka içerisinde tutuşur,efkar ekilir bu tarlalara,suskunluk içerisinde bir çığlık çiçek açar ve biz türkülerin nakaratlarında,cam buğusunda yitirilen sevdaları yadederiz.Benim cennetim,senin olduğun yerdir dilberim.Keskin uçlu çam ağaçlarının gölgelediği çimenlerin üzerinde adım adım cennetin kapısına uzanır yolum.Ne ihanetim oldu can alıcı sevdalarıma,nede can verdim yaralarımın pençesinde.Bir sürgündür benim ızdırabım,süresiz kafes himayesinde,unutkan bir örtüdür gökyüzü efsanesinde,oysa bilmezler beton üzerinde beyaz kağıtlara karalanan mürekkep kokulu umutlar,ezber gücüne dayanır tüm hatıralar.Ard arda basar toprağa ayaklar,lakin hiçbir yere götüremez bedenim kasaba altyapılı yaralarımı,çünki nüfusu milyon olsada,kentleşemez acılar.Bir yosun gibi hayatın azgın dalgalarından kaçıp,senin kayalıklarına tutundum.Senin için ölmek sevdama hakarettir,senin için sensiz bir ömür daha çekerim bu hayat denilen zulmü.Kayıplarda dolaşan dolgunluğu göz yakan güzellik misali,karanlıkta bir bilinmezim aslında.Sigara dumanına boğulmuş,çay sıcaklığında ıslanmış,gece erkarımda ay ışığını yüzüme tutup soruyorlar birbiri ardına tüm suvalleri.Sevda gibi oldu biraz,Öyle değilmidir sevdalar; hep biryerlere sıkıştırılmazlar mı? Mesela kaşla göz arasına.Çıldırmanın anaforunda yakalıyor bu tutkuya dönüşen kelimeler.Ki her ardıma bakışımda,bir başkalaşımın izlerini görüyorum,o izlere gömülüyorum.Görüş alanımı aşıyor,boyumdan büyük sevdalar.Küçüğüde zaten beni açmıyor,açılan yaraları kapatmıyor.Ne bileyim ben,Böyle birşey dir herhalde bir duyguyu kelimelere sığdırmak,yada yada sığası bir duygu bulmak. Sen diyorum ve susuyorum, çünkü söyleyecek başka bir şeyim kalmıyor,bende olan her şey bu kadar ve benim olmayan tek şey.Sen diyorum ve yeni cümlelere temel atıyorum,çünkü sensiz hiçbir şeyim yok,seni bulaştırmadığım tekbir konu kalmamış belleğimde,gözlerinde yelken açmadığım tek bir rüzgar esintisi yok,seni sevmediğim tekbir gün bile yok, seni unuttuğum biran bile yok, yok üstüne yok,sen bile yoksun,belki ben bile yokum sensiz.Karnaval havasında geçiyor senin yokluğunu anlatan acılar,işte senin en çok bu yönünü seviyorum, acılarında bile,yokluğunda bile bir başka ahenk var.İçinde senin olduğun acı,tatlı her şey güzel.Korkuyorum bazen sana olan sevdamdan şüphe etmekten,çünkü yokluğunu sevmek tuhaf geliyor bana,fakat olmayan kişi bile sen olunca bir başka oluyor,sen yanımdayken de güzelsin,bensiz başka bir yerde de güzelsin.Yani seni güzel yapan şey ben değilim,yanımda olman veya benimle olman değil,sen her yerde güzelsin. Gök yüzü gibi parlayan yüzünden yağan yağmurlarla çalkalanan umutlarım,türkü kokar başaklar gibi yaldızlı saçların.Bense gülüm,sana layık bir diken olmakla yetiniyorum şu fani bedenimde,iyi ki yoksun,yoksa çok acı çekerdin benim yanımda,ben ki başarısızlıklarımı başarı bilen,onlara bin bir lakaplar takan ve belki buna kendini de inandıran bir hiçliğin hükümdarı,sen ise suların akışkanlığı kadar berrak güzelliklerin sultanı.Senin varlığın mı iyi olurdu,yoksa yokluğun mu daha iyi,hiçbir fikrim yok.Elbette ki bu iyilik kavramı görecelidir, senin açından mı,benim açımdan mı,yoksa beraberliğimiz veya aramızdaki bu sönmek kavramından bihaber sevda bozuntusu,alevler hükümdarlığın acısından mı iyi olurdu bilemem.Tek bildiğim,şu an senin olmadığın. ‘Sen olsaydın’ diye başlıyorum tüm sözlerime, daha sonrada cümlelerimin bel kemiğini inşa ediyorum ‘belki’ tuğlalarından.Dedim ya,şu an sen olmadığın için daha cesur konuşuyor olabilirim, tüm umutlarımı küllükteki artık izmarit gibi söndürmeyi ihmal etmiş,kor halinde bırakmış olabilirim,belki hiç umulmadık bir anda sen karşıma çıkıverirsin de,o umutlarımın izmariti bitip tükenmeden külünü silkip,kor alevler içinde sönmeye yüz tutmuş umutlarımdan birkaç nefes daha çekerim fikriyle beklemede kaldım.Bilmiyorum şimdide yanımda olsan dünyamı yine bu kadar çok kaplayacak mıydın, yoksa bu dünyamı kaplayan sen değil de senden arta kalan karanlık boşluğun mu? Ben senden geride kalan kırıntılardan bir dünya yaptım sen geri dönünceye kadar kendime,tek kişilik bir dünya tasarısıydı lakin şimdi tek kişi için büyük,iki kişi için küçük oldu bu dünya,senden arta kalanlarda var yanımda,şimdi ne yalnız kalabiliyorum bu dünyamda,nede bir başkasıyla paylaşabiliyorum. Sen den arta kalanları da karantinaya aldığımda,ikinci kişiye pek fazla bir şey kalmıyor dünyamda.
Başa Dön