..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tanrı insanı yarattı, insan da sanat yapıtını. -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yüzleşme > Yûşa Irmak




12 Mart 2022
İncir Çekirdeğini Doldurmak Ya da Doldurmamak  
Yûşa Irmak
Acaba “yazdıklarım bir incir çekirdeğinin içini dolduruyor mu” diye kendi kendime soruyorum… sonra yazıp çizdiklerime bakınca doldurmayacak şeyler olduğunu düşünüyorum. Küçük, basit ve önemsiz konulardan söz açıyormuşum, onlar üzerinde zaman kaybediyormuşum gibi geliyor bana…


:AJH:
Acaba “yazdıklarım bir incir çekirdeğinin içini dolduruyor mu” diye kendi kendime soruyorum… sonra yazıp çizdiklerime bakınca doldurmayacak şeyler olduğunu düşünüyorum. Küçük, basit ve önemsiz konulardan söz açıyormuşum, onlar üzerinde zaman kaybediyormuşum gibi geliyor bana…

Bu düşüncelerim veya zannım doğruysa siz güzel okuyucularımı da boşu boşuna oyalıyorum demektir bu. Az değil bloğumu kurduğum günden bugüne dünyanın 150 ülkesinden 600 bine yakın insan ziyaret etmiş burayı… Yüz blok sahibi takibe almış… yüzlerce yorum, onlarca yazım kaynak olarak kullanılmış…

Bu durum da beni düşündürüyor… Hani diyorum belki daha önemli ve büyük konulara, derin sorunlara kafa yoracağınız yerde, benim yazılarımı okuyarak belki de bunca zamandır büyük bir zaman kaybetmiş olabilirsiniz. Ayrıntılarda gezinirken asıl yoğunlaşmanız gereken olayları ve durumları da kaçırıyor veya ihmal ediyor olabilirsiniz..

Benden söylemesi, siz bir kontrol edin lütfen kendinizi. Bazen ayda, bazen haftada bir, bu bloğu okuyunca neler ediniyorsunuz?
Hangi tatları alıyorsunuz; beyninizde bir ışıltı doğuyor mu, ya da yeni bir kapı açılıyor mu ruhunuza kendi kendinize sormalısınız…
Bilgiye, öğrenmeye, okumaya ve üretmeye dahası yaşamaya dair bir açlık beliriyor mu yüreklerinizde?
Zira bana göre, bir yazı, okurunu yerinden kımıldatmıyorsa, beynini ve yüreğini çalıştırmıyorsa neye yarar?

Dedim ya, bu hesabı görecek olan siz kıymetli, hürmetli, merhametli, şefkatli okuyucularsınız…

Haydi, yazdıklarımın incir çekirdeğini doldurup doldurmadığını da bir kenara bırakayım. Ben aslında bu “incir çekirdeği” meselesini çok önemsiyorum. “Küçük” ve “çok önemsiz” nitelemesine ve bu sözün daha baştan olumsuz bir anlamı omuzlamasına rağmen, yaşamın bir incir çekirdeğini doldurmayacak konular ve olaylar etrafında dönüp durduğuna ve bütün fırtınanın da orada koptuğuna inanıyorum…

Çünkü “İncir çekirdeğini doldurmayacak” sebepler yüzünden cinayetlerin işlendiğini gördüm, okudum. Aşklar ve evlilikler, “incir çekirdeğini doldurmayacak” konulardan dolayı bir anda bitiveriyor. Anlaşmalar bozuluyor, kurulu düzenler yıkılıyor, işler tersine dönüyor; kalpler kırılıyor, intiharlar oluyor ve tatlı yaşamlar birbir sönüyor… İşte hepsi, incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden meydana geliyor…

Demek ki yaşamın asıl damarı, o küçücük ve daracık alanda atıyor… Her şey orada olup bitiyor; orada yıkılıyor yahut orada kuruluyor…

İncir çekirdeğiyle sembolleştirdiğimiz ve küçümsediğimiz “dar alan”, yaşamın seyrini değiştirebilecek bir etkiyi içinde barındırıyor. Her şey o çekirdekten patlayıp filizleniyor, oradan büyüyor. Çekirdek, içinde varlığın özünü gezdiriyor. Bizi aldatan, onun küçüklüğü gibi geliyor… Derinliğini ve genişliğini düşünmeyişimiz ve küçüğün önemsizliğine dair ezeli yanılgımız bizleri kahruperişan ediyor…

Şayet, insanı kuşatan ilgi alanlarını iç içe geçmiş dairelerden sayarsak; en içteki, en küçük daireyi çekirdek gibi konumlandırabiliriz. “En önemli işler, en küçük dairede görülür.” diyen eskilerin sözü ile de beslersek, kalbin bu küçük dairede merkezde kaldığını görürüz. Yani hepimizin en çok ilgilenmesi gereken nokta da tam olarak kalp olmalı sanki. Kalp, insanın çekirdeği ve en önemli organı ise onda başlayan çatlakların büyük yıkımlara yol açacağı da kesin.

Niyetim sizi “Küçük şey yoktur” düşüncesine getirmek değil elbette. “Küçüğün güzel olduğu” ve önemsenmesi gerektiği, bir başka muhabbetin konusu olabilir belki… Aslında benim yaptığım, “incir çekirdeği” nesnesinden yahut bir deyimin esinlediği anlamlardan yola çıkarak “küçük ve önemsiz” gördüklerimizin, gerçekte “küçük ve önemsiz” olup olmadığı üstüne mini bir beyin fırtınası yapmak. Buna, bir anlamda kendimi haklı çıkarma arayışı diyebilirsiniz siz…

Diğer taraftan bana soracak olursanız incir çekirdeği gerçek anlamıyla büyük ve önemlidir. Onu “doldurmayacak” dediğimiz konularsa olduğundan daha önemli ve derindir diyebilirim. Tıpkı bir çekirdek gibi anlam katmanlarıyla dolu olduğuna son yaşadığım durumlar net bir şekilde göstermiş oldu. İncir çekirdeği, koca incir ağacının haritasını nasıl içinde taşıyorsa toprağa düştüğünde büyük bir ağaca dönüşür. Bu sembolden doğan, ona bile sığmayacak denen tüm konular da bana göre öyle… O zaman, incir çekirdeğini “küçük” görmekle yanılmamalıyız. Onun taşıdığı anlam haritasını hep birlikte tekrar fark etmeye çalışmalıyız..

Evet, sizleri bilemem; ama ben kendi kendime: İncir çekirdeğinin görüldüğü kadar küçük olmadığını ve “önemsiz” olmadığına inandırdım. Hiçbir konu incir çekirdeğini doldurmayacak kadar boş ve anlamsız sayılmamalı… Bu, sizin bu tür konulardan söz açan daha çok denemeler, hikayeler, makaleler okuyacağınız anlamına da gelebilir elbette…

Artık sıkılırsanız, incir çekirdeğinin içini doldurup doldurmadığına karar verirsiniz…

Kalın sağlıcakla…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yüzleşme kümesinde bulunan diğer yazıları...
İyi ve Kötü Krallar
Kış İçin Bir Sandık Dolusu Kitap

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Verem Edebiyatı
Şairlerin Kendi Seslerinden Ölümü
Boş Çerçeve
Tesirsiz Sözler 3
Tesirsiz Sözler!
Füsun Akatlı’nın Öldüğü Gün
Neden "Sevincin Sesi Çıkmıyor"
Tanpınar’ın Şark ve Garp Çıkmazı Üzerine…
Tesirsiz Sözler 2
Tadı Damağımızda Kalan Tatlar

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sevgiliye Hasretle [Şiir]
Lafzı Terennüm [Şiir]
Sana Bildirdiklerim [Şiir]
Bilmiyorum [Şiir]
Beste-i Nigar [Şiir]
Kehribar Gözlüm [Şiir]
Yâr Gördüm [Şiir]
Geceye Kâside [Şiir]
Bir Dudak Yarılması [Şiir]
Med Cezir [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Yûşa Irmak, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.