Acı Uçurum Kenarı
Zamanını şaşırmış adet günlerinin melankolik etkisiyle kusuyordu kız
Bir derenin kenarında
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Zamanını şaşırmış adet günlerinin melankolik etkisiyle kusuyordu kız
Bir derenin kenarında
“Yaş kemale erdi ama ben hala eremedim”. Bu lafın ardına okkalı bir hikaye iyi giderdi aslında. Ortaya piyaz, biraz peynir bir de rakı. Şeker, çikolata da nereden çıktı?
Kimse kızmasın içimden geçenlere
Ki ben,yüreklerinize bir yürek dolusu gül bırakarak
Gidiyorum
Bütün nefretlerimi
Yarım kalmışlarımı
İhsan Oktay Anar
Öylesine bir yazı işte.. öylesine okumak isteyenlere...
Lanetin akustik prensesi bir hancı edasıyla baldırlarıma dokundu. Etim yarıldı. Kanım titredi. Sen tüyün duyumsamadaki repertuarını ezberlerken; benim, doruklara olan inancım, mağaraya olan imgeleme gücüm arttı.
Eski bir tapınak yazıtıdır.İ.Ö Xsentus 'un yazdığı bir yazıdır.
Korkunun çabası içimde, denize yansımış mehtap gibi uzanıyordu. Ve gerçekten de istediğini almıştı benden ; Beni benden. Apayrı bir insan vücudunda ruhumun derinliklerine kadar farklılaşmıştım.
İnsan aklının sesini dinlediğini söyleyenler şeytanın sözlerine kulak vermeye birazcık daha yatkın oluyor. Yine de durumu çok hafife almaya gelmez, meleğin de kafası fena çalışmaz aslında.
46\. yürüyüşüne çıkan Yolcu Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat KALENDER’in diliyle SEYİR DEFTERİ bölümünde adeta meydan okuyan bir manifestoyla karşılıyor bizi: “Elbette ki sıcak olacak, elbette ki yanacağız, elbette ki bizden doğacak güneş, elbette ki içli bir türkü gibi yaşayacağız hayatı. Yürüyünce de durunca da bir endamımız olacak.
Güz geldi. Yine aynı sokaklardan geçiyorum. Hiçbir şey dünkü gibi değil, her şey yine değişmiş. Ağırlığını yaşıyorum, tanrıyı ispatlarcasına düşen yaprakların. Her saniye biraz daha kendime yaklaşıyorum.
Çakıl taşının hayatıma girdiği gün ve hüzün
Faruk Duman