Öykü
Çitak Lar İş Başında
Tekrar gelelim Çitak denen örgüte. Kısaca Çitak denen bu adın uzunca açılımı da şöyle, Çikolata Takip ve Arama Kurtarma, Örgütü de denilebilir... Kurucularının kim olduğu bilinmiyor. Arefe gününden başlayıp, bayramın son gününe kadar operasyon, eylem yapıyorlar bilumum tatlılara, başta çikolata ve şekerler olmak üzere... Çikolataları arıyorlar, buluyorlar ve

Tencereden Al Haberi (Öykünün Tamamı)
Tam on dört senedir sustum, hep içime attım, hiç konuşmadım ama artık canıma tak dedi ve o nedenle de bildiklerimi anlatacağım. Yoksa patlarım vallahi. Hem düdüklü değilsin, hem de patlamaktan söz ediyorsun dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, patlama özelliği bizim akrabalarımız olan düdüklülere mahsustur. Benim gibi tencereler patlayamazlar, olsa
Makineleşmek ve Kaçış - 1
Konteynerin yanına oturdu. Çok geçmeden bir genç, onu dilenci zannedip önüne para attı. Zaten görüntü olarak dilenciden pek farkı da yoktu. Paraya baktı, almadı/alamadı. Gelip geçenler onun bu halini görünce kimi acıyor, kimi görmemezlikten geliyor, kimi kızıyor, kimi de ona Çalış, çalış! diye akıl veriyordu.
Gel Mezarıma İşe Oğlum
Bankadaki işimiz bitince boş koltuklara oturup beyefendi ile biraz sohbet ettik. Emekli bir memurmuş. Çocuklarının her biri farklı şehirlerdeymiş. Eşi öleli çok olmuş. Yalnız yaşıyormuş. Dizlerinden ameliyatlıymış. Gözleri izin verdiği sürece kitap okumayı çok severmiş. En çok da Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin Kitaplarını okumuş. Hala onları bir
Kayıp Ses
Elif, erken saatlerde uyanan genç bir kadının iç çatışmalarını anlatan etkileyici bir hikaye. İstanbul'da tek başına yaşayan Elif, sabah namazı kılmak için hazırlanırken zihninde dönen şarkı sözleriyle manevi huzuru arasında sıkışıp kalır. Konya'dan büyük şehre taşınmanın getirdiği yalnızlık ve kimlik arayışı, modern hayatla geleneksel değerler arasındaki dengeyi bulmaya
Emanet
Ali Ağa ayağa kalktı. Şaşkınlığını hala üzerinden atamamıştı. Çünkü evine ilk defa bir Rum geliyordu. Ne yapacağını şaşırdı.
Kısa bir süre sonra şaşkınlığını üzerinden attı. Yüzü içtenlikle gülmeğe başladı. Rumlara dönerek:
-Vay benim gardaşım! Velcome, velcome. Hoş geldiniz, hoş geldiniz, dedi. Onları samimi bir
Sarı Kediyi, Niçin Kireç Kuyusuna Atmıştım? - 1 -
Öğle tatillerimde birden ortadan kaybolmamı neden sır gibi saklıyordum, bilmem ama arkadaşlarımın -herhalde o yavru kedileri annesinden alıp ayıracakları korkusu - yavrulara zarar verecekleri düşüncesi, çocuk yüreğimi kaygıyla dolduruyordu. Beni arayıp da bulamayan, derste yakalayıp nerede? olduğumu soran arkadaşlarıma Annem dışarı salmıyor, evde yemek yememi istiyor gibi bahanelerimle
Gelincikler Ağlar mı?
Katırcıların Osman’la gitti. Sabah ezanı hala kulaklarımda... Avlu kapısında son kez gördüm. İki karartı olup gittiler. Akşama genç bir kısrağa koşulmuş Konya Yaylısı ile dönecekti. Minibüs Gediz’e uçtu diyorlar. Kayıp diyorlar. Yalan söylüyorlar. İyi yüzerdi Yusuf’um. Ateş yakar beni ama su boğmaz, derdi. İkisinin de ne ölüsü, ne
Sarı Kediyi, Niçin Kireç Kuyusuna Atmıştım? - 2
Öğle tatillerimde birden ortadan kaybolmamı neden sır gibi saklıyordum, bilmem ama arkadaşlarımın -herhalde o yavru kedileri annesinden alıp ayıracakları korkusu - yavrulara zarar verecekleri düşüncesi, çocuk yüreğimi kaygıyla dolduruyordu. Beni arayıp da bulamayan, derste yakalayıp nerede? olduğumu soran arkadaşlarıma Annem dışarı salmıyor, evde yemek yememi istiyor gibi bahanelerimle
sevgilim, gelinliğini ödünç verir misin
sevgilim, gelinlik, ödünç, vermek, balayı, nikah
Kümeler
Son Eklenenler
-
01
-
02
-
03
-
04
-
05
-
06
-
07
-
08
-
09
-
10
-
11
-
12
-
13
-
14
-
15
-
16
-
17
-
18
-
19
-
20















