"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Öykü

Masal: Eşeğin Fendi

Kral bu olaydan sonra eşeği emekliye ayırmış. Akil hayvanlar komisyonu üyelerini de eşeğe hizmetle görevlendirmiş. Eşek istediği zaman taze ot ve temiz su getirme, barındığı yeri temiz tutma bu üyelerin başlıca görevleriymiş.

"Kuzucuk Köyü"nde Sabah Kahvesi

Küçük, temiz ve şirin bir yer Barışın Yeri. Burasını, belediye açmış. Hakan, Ben çalıştırıyorum burasını diyor. Genelde hafta sonları hizmet veriyorum. Sabah erkenden gelip açıyorum. Erkenci müşterilerim var. Gelip kahve içerler. Döner veya kebap yerler. Öğleye doğru da kapatırım diyor

yazı resim

Papağan İle Zürafa

Afrikanın uçsuz bucaksız savanlarında yaşayan bir papağan vardı. Bu papağanın adı Sarptı. Sarp hangi ağacın altındaki gölgelikte serinleyen hayvan grubu varsa oraya gider, konuşmaları dinlerdi. Kim ne demiş, kim ne söylemiş, kimin ne derdi varmış, hepsini bilirdi. Papağan Sarp öğrendiklerini sağda solda anlatmaz, olayların hesaplaşmasını kendi iç dünyasında

Miras

Rahmetlinin çocukları hala gözleriyle sessiz, hareketsiz,sabit bir noktaya bakıyorlardı.

O'nu Kaybettiğimiz Gün

Dünyanın 1881 yılında bir ferdi doğmuştu. Maddi
yönden zor günler yaşayan bugünkü devletler gibi,
Osmanlı İmparatorluğu da kapitilasyonlar, mutlakiyet
rejiminden kurtulmak için çıkış kapıları arıyordu. Bu kapı
Selanikte bulunan Ali Rıza Bey- Zübeyda Hanımın

Kim Nankör

Kediler sorunlarını tartışmak için bir araya toplanmışlardı... Ortalık miyav miyavvv ve de miyavvv seslerinden geçilmiyordu... Sokak kedileri bir tarafta, ev kedileri bir tarafta, hem ev de hem de sokakta gününü geçiren kediler ise başka bir tarafta toplantının başlamasını bekliyorlardı...

İbiş Sırtlan Avında

İbiş ok ve yay alarak Uludağ'a sırtlan avına çıkmış. Gezmiş, dolaşmış, ortalıkta hiç sırtlan yokmuş. Derken, Serdar Yıldırım'a rast gelmiş. Serdar yaşadığı zamandan 650 yıl gerideymiş. Elinde tüfek varmış, belinde fişek doluymuş. İbiş'e aslan avına çıktım, demiş.
İbiş: " Hani ok, hani yay? Neyle vuracaksın aslanı?

Biz Kaç Kişiydik?

İnsanın mutlu giden günlerinde, ''rahat batması'' tabirine uygun olarak inatla mutsuzluğa giden yola sapmasını anlatan bir öykü.

Beyaz Melekler

Ve hastanedeyim. Ben, arabadan hemen aşağıya iniyorum. İki büklüm, ellerim kucaklarımda birbirleriyle kenetlenmiş... Hastanedeki görevliler beni o halde görünce hemen koşuyorlar. Tabii tanıyanlar da var aralarında beni...
İlgi oldukça büyük... Tüm kapılar sonuna kadar açılıyor adeta... Hemşireler koşuyor, "Donuyorum, beni ısıtın diyorum..." Fakat, kat kat giyinmişim...

Ben Bırakacağım Abi Bu İşi

Gençlik yıllarında birkaç arkadaşın dolduruşu ve gazıyla üç beş kere oynadıysak hepsi o, onun dışında at yarışını sevmemde, oynamamda. Bizim Çaycı Ali'nin eniştesi Ziya, ki biz ona çoğu zaman aramızda Ziya Baba deriz, at yarışının hastası, hatta öyle hastası ki, kronik vaka kelimesi bile onun için havada kalır...

Başa Dön