Anamdan İnciler/ Enver Hoca
“Kim olacak ana? Sorun Enver Hoca"
"O da kimdir?” diye sordu anam. Arkadaşlardan biri AEP
tarihini anlatan bir kitabı anama gösterirken:
“Aha, bu resimdeki adam!” dedi.
"Yarınki gazeteyi okumanın en iyi yolu, bugün onu yazmaktır." - Mark Twain"
"Yarınki gazeteyi okumanın en iyi yolu, bugün onu yazmaktır." - Mark Twain"
“Kim olacak ana? Sorun Enver Hoca"
"O da kimdir?” diye sordu anam. Arkadaşlardan biri AEP
tarihini anlatan bir kitabı anama gösterirken:
“Aha, bu resimdeki adam!” dedi.
Kız, mahcup bir edayla, şey yani varsa biraz tuz isteyecektim dedi. Servet istem dışı üzerini yokladı ve yine istem dışı bir hareketle şortunun cebindeki tuzluğu fark etti ve yine istem dışı ani bir hareketle cebinden tuzluğu çıkarıp kıza uzattı. Kız da bu ani hareket karşısında nutku tutulmuş bir
-Ya neydi o kar tatilleri ilkokulda, özledim ya. Ve Salih ekledi,
\-
-Baksana Ayşe daha Ahmet ilkokuldan çıkamamış, kar tatili istiyor
Taksim Meydanı’nın göbeğinde geceyarısına doğru, elindeki bir bidon benzini kafasından aşağı boca ettikten sonra; bir elde çakmak, diğer elde İngiliz Konsolosluğu’nun vize başvurusu sıra numarasıyla avaz avaz, “O TRUK Bakanı istiyommmmmm” diye bağırmaya başlamıştı...
Abi o gözler,o kaşlar o endam,o saçlar... Abi allah seni inandırsın mımmm biriçim su be...
İsteklerimizin perde arkasında her zaman iyi niyetler yatmaz. Ve biz bunun farkında bile olmayabiliriz.
-Ulan yalancı piç, kim görmüş ulan beni? Nataşaların peşinde gezmişim. En kıralı elli dolar bunun. İstesem kırkını birden satın alırım. Tamam, Rus kızları benim dükkâna geldiler. Edebimizle, adabımızla esnaflığımızı yaptık. Gömlek, çamaşır falan, birkaç gıldır gıcık alıp gittiler. Kızlarla bir işim olsa birine takılırım. Üçünü birden ne yapayım
O günde erken çıkıp, karanlık mal deposunun arasından geçerken, iki gün sonra oynayacağımız maçı düşündüm. "Mental ve kondisyon açısından maça hazır hissediyorum, hocamız görev verirse elimden geleni sahaya koyacağımından kimsenin şüphesi olmasın" diyordum basına verdiğim hayali demeçte. Karanlık mal deposunu geride bırakıp, Seka Camii'nin uzakta yanan ışıklarına doğru
Adem peygamberden milyonlarca yıl sonra bir Adem gelir dünyaya. İnce yüzü, sivri burnu ve yer yer kırmızı lekelerin bulunduğu suratında, gökkuşağı renklerine ev sahipliği yapan iki küçük menevişli gözleriyle ve ters hilal şekli çizen dudakları ona saf bir insan görünümü veriyordu. Aslında iyi bir insandı Adem. Ama alkol
3 g veya diğer teknolojik gelişmlelerin hayatımıza ilişkilerimize kattığı telaş,görmemişlik,ve karmaşa..
Şehrin gariban kuytuluklarında dolanırken yapayalnız bir kardan adama rastladım. Boynunda ıslak bir atkı, başında palaçor bir şapkayla kaldırıma oturmuş gözyaşı döküyordu. Hayat meşgalesine boyun eğen kılıbık insan ırkı, her zamanki gibi kendi işiyle meşguldü.
Ben derin bir nefes aldıktan sonra bu kargaşa sırasında takatım kalmadığı için bir ara gözlerim karardığı için dizlerimin üstüne çöktüm. Tıpkı filmlerde olduğu gibi tombulca amcanın biri
Yataktan kalmak için yaptığım sayısız hamlelerin ardından yaklaşık, on beş dakika sonra ancak yatakta oturur duruma gelmeyi başardım. Aman allahım bu ne yorgunluk? Nasıl bir dert? Anlatmanın imkanı yok....
"Rahat ol efendim, rahat ol, hacca da gidersin, Şam'a da gidersiniz, isterseniz Tayland'a bile gidersiniz. Bizler olduğumuz müddetçe bu vatan bölünmez diyorum ya, eşkiya'nın eninde sonunda işi bitecektir.Ordu, millet, sizler, bizler, cemaat, karakol el ele bu vatanı böldürmeyiz.Merak etmeyin siz... "