Erika Yenge
Komşu Fatma Yenge'nin berduş oğlu Niyazi, Alamanya'ya işçi yazılıp yılına varmadan, kolunda sarışın bir Alman dilberiyle dönünce, mahalleliyi bir meraktır sardı.
"Yazmak, varoluşsal bir kahvaltıdır; çoğu zaman acı, bazen de çok acı biten." – Albert Camus (kurgusal)"
"Yazmak, varoluşsal bir kahvaltıdır; çoğu zaman acı, bazen de çok acı biten." – Albert Camus (kurgusal)"
Komşu Fatma Yenge'nin berduş oğlu Niyazi, Alamanya'ya işçi yazılıp yılına varmadan, kolunda sarışın bir Alman dilberiyle dönünce, mahalleliyi bir meraktır sardı.
haftaiçi uyanamayıp her pazar olduğu gibi, bu pazarda sabahın köründe uyanınca yazmak şart oldu gari...
Mizah ustası Aziz Nesin' in "FİL HAMDİ" isimli öyküsünün İtalya' da aldığı ALTIN PALMİYE ödülünde, bu öyküyü henüz öğrenci iken büyük bestekâr Cinuçen Tanrıkorur' un yaptığına dair bir anekdot üzerine yazılan deneme...
Bu sıcakta hiç çekilmiyorlar.
Hiç kımıldamayan gözlerimi şunların üzerinden ayırmıyorum ve ayırmayacağım da. Ta ki çekip gidene kadar ikisi de.
Şimdi iş biraz ciddiye biniyor. Bu zayıf karayağız ,bencileyin Anadolu çocuğu görünümlü genç adam bizi teftiş teftiş edecek anlaşılan. Olur. Devlettir. Başımız üstüne...
Sustu. Birden gömleğinin kolunu sıyırarak:
"Onun bileğine taktığım bilezik, şimdi benim koluma takılı
olacaktı."
Yalvar yakar, belediye başkanına telefon ettirmeyi, ardından başkanın makamına çıkıp; ona da, kartvizitinin arkasına "Hamilikart yakınımdır" yazdırıp almayı başardım
Mendilleri hayatlarından bezdirme operasyonunda üçüncü gün... ben yoruldum ama onlar "bana mısın" demiyolar. en çok da "Selpak Mentollü" olan direndi. Çok büy
Şimdi sevgili okurlar (sahi sizler “lar” kadar varmısınız?) RTÜK kelimesinin açılımını unutun, çünkü kelime olarak ne anlama geldiğinin pek bir önemi yok!... Hatta sizinle daha iyi anlaşabilmemiz için bu yazının sonuna hafızanızdan siliniz....
Sildinizmi?
Güzel o zaman, kafadan kazık bir soru ile başlayayım..
“Anam anam” dedi. “Tüm çocuklarım benim için nasıl birse, bezler de benim için aynıdır… Sınıflandırma yapamam!”
Marslının hatıraları ilk bölümüyle karşınızda. Deli Baran, Alim hocayı çileden çıkarıyor. Buyrun...
Dünyamızda ki her şeyin bir gayesinin mutlak var olduğu bir aşikârdır. Mübarek Ramazan da Âlemlerin Rabbi Allah c.c. kudret dâhilinde belirlenen bir şekilde, belirli bir vakte kadar nefsine hâkim olarak aç kalınarak, açların halinde anlayarak onlara yardım etmenin gerekliliğini anlamak için bize farz kılınan bir ibadet şeklidir.
Bu basit bir Suç ve Ceza öyküsü değil; ne olduğunu tam olarak tarif edemiyorsam da ironinin korkunç izlerini gördüğümü söylemeliyim.
Biraz sonra sizlere anlatacağım olaylar tamamen benim masal ürünümdür. Gece ekip gündüz biçtiğim bir mahsul. Ve de lisanslıdır. Olaylar zincirinin, edebiyat, müzik ve fizik dünyası ile alakası yoktur. Şimdiden tarih, coğrafya, matematik, biyoloji, geometri, uzay ilimleri, v.s. gibi ilimlere verdiğim tahribattan dolayı özür dilerim.
Aynı saatlerde AKP ..... il teşkilatında “Heyyoooooo, vallahi de billahide dedi” diye bağırışmalar duyuldu..
İl başkanı çocuklar gibi ağlıyordu.. nasıl ağlamasın?
“Başkasının özgürlüklerine karışma ve kısıtlama özgürlüğünden mahrum bırakılan”
Asil ve gerçek! Müslümanlara karşı yapılan bunca zulmü! Korkusuzca dile getirmiş bir Dışişleri
“Kim olacak ana? Sorun Enver Hoca"
"O da kimdir?” diye sordu anam. Arkadaşlardan biri AEP
tarihini anlatan bir kitabı anama gösterirken:
“Aha, bu resimdeki adam!” dedi.
Kız, mahcup bir edayla, şey yani varsa biraz tuz isteyecektim dedi. Servet istem dışı üzerini yokladı ve yine istem dışı bir hareketle şortunun cebindeki tuzluğu fark etti ve yine istem dışı ani bir hareketle cebinden tuzluğu çıkarıp kıza uzattı. Kız da bu ani hareket karşısında nutku tutulmuş bir
-Ya neydi o kar tatilleri ilkokulda, özledim ya. Ve Salih ekledi,
\-
-Baksana Ayşe daha Ahmet ilkokuldan çıkamamış, kar tatili istiyor