Tanrım! Biraz Daha Özgüven, Lütfen.
Ve şimdi ne önemi vardır, sarışın bir çocuğun gözlerinden güneş çalmanın. Vaktin yoktur deli rüzgarlarla savaşmaya. Alnında ezeli bir dünya yorgunluğu...
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmadığınızı herkesten saklamanın en meşru yoludur." – Charles Bukowski (kurgusal)"
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmadığınızı herkesten saklamanın en meşru yoludur." – Charles Bukowski (kurgusal)"
Ve şimdi ne önemi vardır, sarışın bir çocuğun gözlerinden güneş çalmanın. Vaktin yoktur deli rüzgarlarla savaşmaya. Alnında ezeli bir dünya yorgunluğu...
Kayıp geceler kabusunda sürmeli bir ölü dirilir kendi cenazesine,ölmediğini bilmek ister tanıdık yüzlere merhaba der. Ama boş bir anlamsızlık yüklüdür hepsinde.Çünkü ölüsevicilik pek matahtır bu riya yüklü toprak kokan yerde. Suya çağrılır ölü bir müddet, sonra sonsuz susuzluğa gönderilir bir ölü, çağrısız alemlere.
Düşüncenin insan bazından ele alınmasında entellektüel açıdan yazara yazar demek,şaire şair demek,sanatçı demek tüm yüreğini ortaya koymuş,kabına sığmayan bir kişiliği oluşturan bir bütünü meydana getirmek demek değil midir?..
Ama neticesinde fikren daha bir verimsiz geçmekte. Otuz ikinci baharımın sonlarına doğru geldiğim yer; henüz bir yer düşlememiş olsam da ,olmayı düşleyeceğim hatta gelmiş olmaya razı bile olabileceğim bir yer gibi görünmüyor bana hiç.
Geçmiş bir acıdan arta kalan hüzünlü bakışlar ! Serzenişlerim vurur yalnızlığa ; vurduğu yerde biten gül değil, içli bir ağlayışın hıçkırıkları sadece...Acıyla yoğrulmuş sevdaların lokmaları kalır boğazımda düğüm düğüm. Kesilir nefesim ve başka bir acının mayasından başka bir işe yaramaz.
“genel sevi dersinden pekiyi ile geçerken sevinin lal halinden sınıfta kalan biri o! Engelleyemez seni. Onun engelleri kendiyle”
Kana kana kanadım, duyuramadım. Kavramları silkeleyip atarken bir kenara silkinip atıldığımı duyumsadım, engel olamadım. Kendi Tanrıcılığımı oynarken kendimi deneysel süreçlerimin deneği yaptım. Hırpalandım.
İhanet...
Üzerinde düşünmeye korktuğumuz kelime...Bir o kadar da hamurumuzda olan aslında...Daha da ötesi; yaşamın varlığında olduğunu inkar ederek anlamını ortaya koyarken bile ihanet ettiğimiz kelime...
Bazen bıkar insan soluk alıp vermekten. Bazen yorar yaşamak insanı da artık bir isyan vardır kendinden fışkıran ve herkesi içine katan. İşte bu isyanın resmidir.
“ İki şey üzerinde ne kadar sık durup düşünsem, gönlümü hep yeni ve gittikçe artan bir hayranlık ve saygıyla dolduruyorlar. Üstümdeki şu yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası.”
I. KANT
Şairin mesleğinin bir ölçüde kötüye kullanıldığı açıktır. Erkek ve kadın öyle çok yeni şair ortaya çıkıveriyor ki, yakında hepimiz şaire benzeyeceğiz ve okurlar gözden kaybolacak...
Türkler tarih sahnesinde -o dönemden kalan efsane, destan ve kitabelerden anlaşıldığı kadarıyla- ilk görünmeleri karizmatik kahramanların teşkilatlandırdıkları topluluklarla olmuştur. Oğuz Kağan, Kültigin Kağan, Mete han, ya da Kürşad ismi aynı zamanda bir milleti anlatıyordu.
bende yalnız keşkeler var bu ara bir de sana sorarım ey yar peki sende bana dair ne var bunca bende kalan hayalden sonra...
İçinde koca bir geçmişi barındırırken elbette gitmek kolay değildir.
Sen ise korkarsın açılan boşluğun kalıcı olacağından yada dolduranın alışkanlık halini alacağında...
Oğuz Atay