Kaybettim
.......ama tüy öyle hafiftir ki, insana zor gelmeyecek kadar kolay tutulur elde, ama yakalanmayacak kadar da çabuk yükselir gökyüzünde…
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Çığlıklarım müziğin ahengiyle, duruşlarım özgürlüğün nihai yüceliğinde...Yapay safsatalarla dost binbir suskunlukla. Düşünüyordum düşünemezken. Biliyordum tamamen bilgisizken. Haykıramıyordum yine de
Hayallerim bile
Romantik kelimeleri sevmiyor artık.
Damıtılmış sevgiler biriktirmiş
Olsam da içimde,
Çiçeklerimi geliştirip büyütmüyor
Kime göre ne doğru?
Bazen düşünür dururum; insanlar kendileri doğruyu söyler, karşı tarafta yanlış ...(tartışma programlarındaki olaylar gibi )
Ama kime göre ne doğru...sonuçta herkes insan ve düşüncelere gem vurulmaz , yorum vardır ama gerçek yoktur
Sen, çocukken uçurtması uçmayan çocuk ve elinde yarım ekmek arası zeytinle dolaşan biraz hüzünlü biraz kapanık bir o kadar da narin çocuk.
derdini başkalarına itiraf edemediğinde yada yaşadıklarını başkalarına anlatırken sonunu getiremediğinde hemen kaleme sarıl.. kendini ifade edebilmenin en kolay şekli kağıda dökmek belki de.. sadece seni dinliyor, hiç çıkarsız.. Hiç umarsız.. Sadece susuyor ve dinliyor.
Gözleri ve beyni olduğunu düşünüyorsun bir anda. Sanki karşındaki somut, cansız bir
Sen, “Filistin’in çiçeği” küçük kız. Sana sesleniyorum; daha doğrusu seslenmek istiyorum bütün çaresiz susuşlar için, bütün hissiyatıyla kahroluşlar için…
Diyeceklerim anlamsız biliyorum, ne dudağındaki buruk âminlerine yetişebilir ne de yüreğinde düğüm düğüm olmuş hıçkırıklarına karışabilir.
ölüp ölüp dirilmeden
hergün bin kez gerilmeden
yokluğa kanat germeden
imkansız yolar aşılmaz...
diyor murat göğebakan abimiz
Kalemim canlanır ansızın, yazmaya başlar kendiliğinden... Bazen kendimi kalemimin oyuncağı gibi hissediyorum...
yıllar geçtikçe denize özlem duyuyorsun. İyot kokusu uyuşturucu gibi damarlarına yayılsın istiyorsun.
Yüzler vardır; hep gülen ışıltılı...Size bir aynadırlar karşınızda...Keder,hüzün, huzur ve sevinç kardeşmiş gibi durur yüzlerinde...Kucaklamak geçer içinizden; yanlarında öylece saatlerce oturmak... Susmaları dinlemektir, konuşmaları onarmak...